Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '15

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
456
 

Reis ül korku Romanı üzerine

Reis ül korku Romanı üzerine
 

Reis Ül, Roman, Trend yayınevi, 2015


Korku filmlerini niçin izliyoruz, korku romanlarını neden okuyoruz? Bu sorunun yanıtı kişiden kişiye değişmekle beraber, temel neden adrenalimizin yükselmesiyle duyduğumuz hazın verdiği değişik duygudur. Korku fantezi, bir edebiyat türüdür. Tedirgin edici ve korkutucu bir atmosfer yaratması bakımından tercih ediliyor. Genelde kahramanları doğaüstü güçlerdir, toplumun genelinin korktuğu olaylar üzerinden akıyor. Dini motiflerden, ölümden, ölüm ötesi hayattan, farklı boyutlardan ve farklı yaratıklardan besleniyor. Cadılar, vampirler, kurt adamlar, hayaletler, cinler, ifritler, şeytan ana tema olarak yer alıyor bu metinlerde.

Tarihte ilk korku romanlar, kadınlar tarafından yazılmıştır ve daha çok kadın okurlara sunulmuştur. Marry Shelley’nin 1818 yılında kaleme aldığı ‘Frankenstein’ ilk kez Fransızca olarak Büyük Britanya’da yayınlanmıştır. Roman, korku türünün ilk ve en çok bilinen yapıtıdır. Roman bir tıp öğrencisinin insanı yeniden yaratma mücadelesini işliyor. Yaratığın, tanrısına başkaldırmasını işleyen metinde, Mary Shelley de tanrıya yaşadığı mutsuzlukların sebebini sormaktadır. 1970’lerden sonra ise Stephen King korku roman türünde epey isim yapmıştır.

Korku roman türü yerine, ‘Karanlık fantezi’ ya da ‘Gotik fantezi’ de denmektedir. Korku romanların teması her zaman doğaüstü olaylar veya yaratıklar değildir.

Ülkemizde ise, daha çok polisiye alanda romanlar yazılmaktadır. Bu yazarlardan kendinden en çok söz ettirenler Ahmet Ümit ve Osman Aysu’dur. Çok satanlar listesinde de her zaman korku ve polisiye romanlar yer almaktadır. Bu da okuyucunun bu konudaki eğilimini göstermektedir. Kerime Nadir’in ‘Dehşet Gecesi’, Levent Aslan’ın ‘Karanlığın Gözleri’ Erdem Katırcıoğlu’nun ‘Bir Satanistin Anıları’ kitapları da korku türünde yazılmış ender romanlardandır.

Toplumumuzda özellikle İslamiyet’in etkisiyle şeytan, cin, ifrit, cehennem olguları hep ilgi çekici olmuştur. Doktor Korkut Aldemir’in Trend Yayınevi’nden çıkan Reis Ül  romanı tam da bu olgular üzerinden biçimlenen bir konuyu işliyor. Doktor yazarların eserlerini merakla takip etmeye çalışıyorum, çünkü onlar yaşamın farklı boyutlarına, insan ruhunun derinliklerine ince üslupla dokunabiliyorlar. Dr. Levent Mete’nin Can Yayınlarından çıkan ‘Aşk Hastalığı’ ve ‘Rika’nın Beyninde’ isimli romanları da böyle.

Korkut Aldemir’in Reis Ül romanını da bu merak ve duyarlılık içinde okudum. Tahminimde yanılmadım, farklı bir atmosfer, gotik bir fantezi; İslam dini metaforlarından çokça yararlanılmış, aksiyonu bol, korku ve gerilimi üst seviyede bir roman olmuş. Yazar Anadolu insanını iyi tanıyor, onun korkularını, inançlarını, örf ve adetlerini biliyor. İki dağcının bir şelaleden karşıdan karşıya geçerken yaşadıklarından, Ankara’daki bir ruh çağırma ayinine, oradan bir Anadolu köyüne; sonrasında farklı bir boyuta uzanan korkulu, gerilim dolu yolculuğa çıkarıyor okurunu. Okur, bir gerilim filmi izler gibi, nefesini tutarak satırların karanlığına dalıyor. Yazar, günümüzde bile birçok kişinin sorunlarını doğaüstü güçlerle çözme eğilimini iyi tahlil ediyor, ruh çağırma ritüeli ile başlayan olaylar zinciri, roman kahramanlarının bir bir ölmesiyle devam ediyor. Günlük hayatta birçok insanın psikolojik bunalıma girmesini, intihara kalkışmasını her gün gazetelerden okuyor, televizyonlardan izliyoruz. Roman bu olaya bir başka pencereden bakıyor. Farklı bir boyuttan dünyamıza gelen doğaüstü güçlerle donatılmış varlıkların insan hayatını nasıl kararttığına ayna tutuyor.

Reis Ül’da yazar yer yer doğa betimlemelerine giriyor ve bence gayet yerinde bir iş yapıyor. Dili sade; gerilim unsuruna edebi bir tat katması romanın okunurluğunu artırıyor. Bunu Ahmet Ümit polisiye romanlarda başarmış, kendini kabul ettirmişti. Aldemir aynısını korku gerilim türünde de yansıtmaya çalışmış, bazı yerlerde başarılı da olmuş, ancak ben yine de betimlemelere daha fazla yer vermesini ve metne derinlik kazandırmasını beklerdim. O zaman metnin okuyucu zihninde kalıcılığı daha önem kazanırdı. Gerilim unsuru çokça işlenmiş, kurguda ve olay zincirinde zaman zaman kopukluk varmış izlenimi veriyor. Reis Ül’ün kentten kırsala geçiş nedenselliği bir soru işareti olarak kalıyor okuyucu zihninde.

Roman iki dağcının Sefirle karşılaşması, sonrasında ruh çağıran Alya’nın ateş içinden çıkması olayıyla merak uyandırmışken, bu kez Ankara’da bir ruh çağırma ayini devreye giriyor ve olaylar zinciri başlıyor. Sonrasında Nesrin’in intikam için boyut değiştirmesi, farklı bir boyuta geçmesi ve ifrit Reis Ül’ü yok etmesiyle sonuçlanıyor.

Anadolu insanının cinlere, cincilere olan merakını çok iyi bilenlerdenim. Çocukluğumuzdan itibaren cinlerle korkutularak uyutulduk. Rüyalarımızda doğaüstü, güçler bizleri boğmaya yeltendi hep. Bu yönüyle baktığımızda Korkut Aldemir aslında hayatın bir yönüne ayna tutmaya çalışmış romanında. Korku duygusunu vermeyi başarmış mı? Evet. Bu konuda yazılmış ender kitaplardan biri. Metnin alt yapısını kutsal kaynaklardan biraz daha besleyebilirdi yazar. Yine de gerilim ve korku severler için iyi bir eser Reis Ül.

Yazar Korkut Aldemir’in bu alanda daha yetkin eserler çıkaracağına olan inancımı belirterek, başarılar diliyorum. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 277
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1524
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversites..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster