Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
97
 

Rejimde boğulanlar

Rejimde boğulanlar
 

ÜTOPYA


Kötü rejim yoktur, kötü yönetim vardır. Her rejimin özü insanın mutluluğunu sağlamaktır. Aynı tüm dinlerde olduğu gibi. Tüm halkın mutlu olduğu bir rejime sahip olmak imkansızdır. Yine de bu ütopyaya ulaşmak için çaba sarfedelim. Unutulmaması gereken, yanlışı görmek kolaydır fakat çözüm bulmak zordur. Ben kolayı seçtim, sen zoru seç!

Herşey insan içindir. Herşey her insan içindir. Önce din, yakınlık, ırk ayırt etmeden iyi niyetli olarak davranmalıyız. Aksi durumda hiçbir din, yönetim veya doktrin başarılı olamaz. Tedavi ilaçda değil önce hastadadır.

Hangi rejimin tanımını okursanız okuyun, özellikle bu fikirlerin yaratıcısından, size muhteşem gelir. Rüyalara dalarsınız. Ama bu rejimlerin uygulandığı ülkelere bakarsanız hepsinin sonu hüsran olur, savaş olur.

Partiler üstü, dinler üstü, rejimler üstü düşün. At gözlüğü takma. Rejimimde bu olmaz bu olur deme. Sıyrıl bunlardan ve şu an ,bu ülkede bu şekilde olmalı de!

Her uygulama doğru zamanda ,doğru yerde , doğru halkla başarılıdır. En iyi rejim cumhuriyettir denir. Ama ne zaman, hangi ülke için? Mevcut düzeni koruma çabası içinde olmayalım yeniliklere açık olalım. Cumhuriyeti ilelebet müdafa edeceğim değil, Atatürk gibi inkilaptan yana yenilikçi bir vatandaş olarak cumhuriyeti daha uygununu yaratana kadar müdafa edeceğim!

Demokrasi... Her insanın her konuda söz hakkı olmamalı derim. Tabir olarak çok kaba gelebilir. Herkesin oyu bir değildir. Ben bir ekonomist gibi ekonomiyi göremem yorumlayamam. Herkesin bir uzmanlık alanı vardır.

Halk yönetimle ilgili doğru karar alamaz. Öyle olmasaydı dışarıdan despot dediğin yönetimler %50lerle %60 larla iktidar olur muydu? Halkın çoğu siyasete uzaktır. Öyle de olmalı. Ben eğitim durumuma rağmen doğru oy verebileceğim kanattinde değilim. Bilmediğim o kadar çok detay var ki... Bunlar hakkında karar veremem. Diğer bir konu insanlar seçim yaparken liderin seçim afişinden, doğduğu yere, hatta tuttuğu takıma kadar tüm ayrıntılardan etkilenmez mi? Bir parti lideri bir bölgeden adaysa ve o bölge de doğmuşsa, seçim bölgesi onun kalesi olmaz mı? Bu bir tesadüf mü, insani zaaf mı? Che' nin, Hitler' in afişleri, giyimleri, sakal tarzı, bıyık tarzı tesadüf mü? Büyük liderleri çocukluğunda görmüş olanlar, hatta o liderin elini sıkmış olanlar, o liderlerin saçlarını sevdiği çocuklar 90 yaşına da gelse onun peşinden koşmadı mı?

Halk bilmediği konu hakkında konuşmamalı. Kahvelerde ülkenin temel kararlarını almamalı! Demokrasi var diyoruz. Ama halkın %50 üstünde oy verdiği kişi için gerici diyebiliyoruz. Hani saygı? Seçimi halka bırakıyorsun halk seçiyor ama halkın seçtiğini beğenmiyorsun ve halkını cahillikle suçluyorsun. Demek ki demokrasinin de sıkıntılı anları vardı. Atatürk döneminde parti kapatarak tek partili devam ettiyse altında yatana bakmalı. Ayrıca eğer o kesim cahilse sen de aydın olarak iyi eğitimci değilsin sonucu ortaya çıkar. Diğer taraftaysa kendisine %50 destek veren kesimi şahlandığını görüyoruz. Bolluk bereket içinde yüzerler. Dini rejimlerde din adamlarının, kominizmde parti üst düzey yöneticilerinin, capitalizm de parti yandaşlarının zengin olması engellenemiyor. Çünkü biz insanız. Aile içi konuşmalarda şahit oluruz. Allah kahretsin x başbakanı dayısının oğlu fabrika kurdu,10 sene önce ceplerinde para yoktu! Tüm ihaleleri onlara verdiler. Lanet olsun! 10 dakika sonrasında, bizim oğlan iş arıyor sizin komşunuz vardı bir sorsana alsın yanına veya daha ilerisi bir sorsana askerde rahat etsin, bir sorsana tayini şuraya çıksın... işte en başa dönüşüyoruz. Belki tüm bunların ütopik olmasının sebebi budur. Ben  de yönetici olsam en büyük faydam önce aileme sonra yakınlarıma en son devletime olurdu.

Laik olmak da zordur. Çünkü insanlar inançları için yaşar. İnancı olmayan insanlar da hümanizm için yaşar. Bu çok az bir kesimdir çünkü inanç su gibi ihtiyaçtır. Kimse gözlerini kapadığında herşeyin biteceğini kabullenemez. Bu sebeple de yeniden gelecğim düşüncesinde olanlar da vardır. İlk insandan beri böyle gelmiştir, taşa, ateşe, görülemeyen bir güce inandı insanoğlu ama inandı. O zaman bunu, o insanları yönetirken hayatlarından çıkaramazsın. İnsanları renklerine, dillerine, ırklarına, doğal sınırlara göre ayırdık ve hep başarısız olduk. Herkes özünü korumaya başladığı zaman agresifleşti. Eskiye sünger çek artık. Dil insanların anlaşma biçimidir. Arap bir dilsizle Alman bir dilsizin ayrı bir işaret dili kullanması saçma olmaz mı? Amaç anlaşmak. Bu noktada ilk defa bir önerim var tüm insanlığın anlayabileceği bir lisan olmalı kimsenin sahiplenemeyeceği, uğruna savaşamayacağı, yasaklayamayacağı!

http://emirergin.blogspot.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1186
Kayıt tarihi
: 14.11.11
 
 

30 ülke ve yüzlerce şehir gezisi için tatiliyet İstanbul Üniversitesi Arkeoloji ve Tarih bölümü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster