Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
359
 

Rekabetin çivisi çıktı!

Rekabetin çivisi çıktı!
 

Fortis Türkiye Kupası Yarı Final mücadelesi, neticesini uzatma dakikalarının tayin ettiği ve maçın hakemi Selçuk Dereli’nin “sıfırın altında” performans sergilediği bir karşılaşma olarak tarihteki yerini aldı. Özellikle uzatma dakikalarından itibaren gerilimin tavan yaptığı karşılaşma sonrasında yaşananlar taraflı tarafsız pek çok futbolsevere “Bu işin çivisi çıktı” dedirtirken, Fenerbahçe cephesinin Federasyon aleyhine başlattığı taarruz, ligde kalan beş haftanın kimse açısından rahat geçmeyeceğinin habercisi...

Bir ezeli karşılaşma düşünün. Maç sonrası Türkiye’nin en prestijli ailelerinden birine mensup, aynı zamanda en etkili holdinglerinden birinde grup başkanı sıfatıyla görev alan Fenerbahçe yöneticisi, ağzına yakışmadığı ve tarzı olmadığı her haliyle belli olan bir üslupta salvolara başlıyor. Federasyonun, hakemlerin, rakiplerin ne hırsızlığı kalıyor, ne şerefsizliği. Yetmiyor, eğreti kelimeleriyle yayıncı kuruluşu da yanlı davranmakla, Fenerbahçe üzerine oynanan oyunlara alet olmakla suçluyor. Biz bitti sansak da o bitirmiyor. “Ben başkan olsaydım takımı ligden çekerdim.” diyerek devam ediyor. Şaşkınlık içinde dinlerken, acaba diyorum içimden Ali Koç ligden çekilmenin sonuçlarını biliyor mu? Bugüne kadar uzaktan izleyerek kendisi hakkında edindiğim intibaı “kaliteli bir insan” olarak özetleyebileceğim Ali Koç, ekranlara yansıyan öfke patlaması ile hem kendisinin hem de ailesinin imajını zedeliyor. Yayıncı kuruluşa yönelik sözleri sebebiyle Şansal Büyüka tarafından “Burayı Koç Holding zannetmesin. İyi giyinmekle yönetici olunmaz.” cümleleriyle eleştirilen Fenerbahçe’nin genç yöneticisi, muhtemeldir ki bu çıkışından sonra ailenin büyükleri tarafından da uyarılacak. Ancak her şeyden önemlisi Koç Holding’in ürettiği malları Galatasaraylıya da, Beşiktaşlıya da, Mardinsporluya da Göztepeliye de sattığı gerçeği. Sanırım futbolumuzun kaynayan cadı kazanı pek çok kişiliğin çekip ufalmasına sebep olduğu gibi, bu gece bir değerin daha yıpranmasına sebep oldu. Ali Koç gibi isimlerin Türk futbolunda özlenen yönetici profiline ulaşmada bir “rol model” olacağı yönünde beslenen umutlar, ne yazık ki boşa çıktı. Anlaşılıyor ki Ali Koç yalnız kalınca yanındakileri yukarılara çekmek yerine, kendisi seviye liginde küme düşme kolaycılığına kaçmış.

Maça gelecek olursak, Beşiktaş karşılaşmaya evinde kazandığı tek gollü avantajın da etkisiyle 4–3–2–1 sisteminde başladı. Defans önündeki isimlerden İbrahim Üzülmez, Serdar ve Burak genelde savunmaya yardımı düşündüler. Ancak buldukları fırsatlarda hücum hattına destek veren bu üçlü sayesinde Beşiktaş ilk devreyi dengeli götürebildi. Fenerbahçe ise klasik 4–2–3–1 dizilişi ile sahadaydı. Zico, son lig mücadelesinde olumlu sonuçlar veren “Tuncay’ı sağ kanatta görevlendirme” stratejisine sarılarak Baki’nin zaaflarından yararlanmayı amaçladı ki, bu görüşünde yanıldığını söylemek haksızlık olur. Maç içinde gerçekleşen Tuncay-Baki mücadelelerinin çoğunda galip taraf Tuncay olurken, sarı-lacivertli futbolcu Baki’yi oyundan iki kere attıracak kadar da hataya zorladı. Ancak maçın hakemi Selçuk Dereli nedendir bilinmez Baki’yi oyunda tutma konusunda gayret sarf etti. Tıpkı Lugano’yu gördüğü kırmızı karttan en az 60 dakika önce atması gerekirken oyunda tutma konusunda gösterdiği gayret gibi.
Selçuk Dereli ve yardımcıları ilk yarıda Beşiktaş’ın Baki ile bulduğu ve bana temiz gelen golü iptal etmekle, maç içinde Beşiktaş adına bir Fenerbahçe adına iki yüzde yüzlük pozisyonu yanlış ofsayt kararları ile kesmekle ve sertliğe prim tanımakla maçı şirazesinden çıkardılar. Hali hazırda Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Genel Başkanı olan Dereli’nin hiç de üzerine vazife olmadığı halde “maçı dengeli götürmek” gibi bir işe soyunması sonucu hem şiş yandı hem kebap...

İkinci yarıda Beşiktaş’a göre çok daha etkili bir futbol sergileyen Fenerbahçe, Tümer ile bulduğu golün arkasını getiremeyince maç uzatmalara gitti. Bu noktada değinilmesi gereken Fenerbahçe’nin Beşiktaş maçlarındaki isyanının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı... Her derbiden sonra “Beşiktaş’ı ezdik.” açıklamaları yapan sarı-lacivertli camia bu söylemlerinde çok da haksız değil. Ancak Fenerbahçe’nin bu sezon Beşiktaş’a bir gol atabilmesinin analizi de sarı-lacivertliler tarafından yapılmalı diye düşünüyorum. Maçta fazla pozisyona girene tur ya da puan verilmediğine göre, eğer gol atamıyorsanız tek santraforla oynamamalısınız!
Neticede Kadıköy’deki 120 dakikalık mücadele sonunda turu Beşiktaş, futbol sınavını ise Fenerbahçe geçti. Maçtan geriye ise Ali Koç’un “keskin sirke” tadındaki beyanatları, Zico’nun “masa başı oyunlar oynanıyor” açıklaması, Aurelio’nun Ricardinho’ya attığı yumruk ve “küfür yok” denilen Saraçoğlu Stadında Beşiktaş Başkanına edilen galiz küfürler kaldı.

Yazının sonunda okuyuculara iki soru ;

Vakti zamanında Lucescu’nun “Türkiye’de futbol kirli. Aleyhimize oyunlar oynanıyor.” haykırışlarına “hariçten gazel” muamelesi yapanlar, neden Zico’nun aynı mahiyetteki konuşmalarını kendi televizyonlarında “hit şarkı” yapıverdiler?

Ve "nalıncı keseri" ne demek?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok harika bir futbolcu. Dün Beşiktaş'ı taşıyan isimdi. Çok sakindi. Aslına bakarsan tüm yöneticiler çocukça davranıyorlar. Saygılarımla.

Eşit Ağırlık 
 27.04.2007 7:18
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler... Ricardinho konusundaki görüşlerinize katılıyorum. Ancak Beşiktaş'ta Ricardinho'yu UEFA şampiyonu Galatasaray'ın Hagi'yi kullandığı gibi kullanabilecek bir takım yapısı oluşursa çok daha faydalı olur kanaatindeyim.  27.04.2007 12:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 711
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster