Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1181
 

Rekabetin sosyolojisi üzerine bir ahkam

Rekabetin sosyolojisi üzerine bir ahkam
 

Fotoğraf için ÇAĞATAY ATASAĞUN' a teşekkürler...


Aslında bu konuyu sosyal bilimlerin çeşitli alanlarıyla birlikte incelemek isterdim ama sadece sosyolojik bağlamda kendimce anlatmaya çalışacağım.

Rekabeti birey ve toplum bazında değerlendirdiğimizde daha çok yatay ilişkileri baz alarak ahkam kesmenin daha iyi bir yol olacağına kanaat getiriyorum; bireyin bireylerle olan rekabeti, toplulukların veya toplumların birbiriyle olan rekabeti. Toplumların birbiri ile olan rekabetini son yıllarda , ki bunu yaşı 30' un üzerinde olanlar iyi hatırlarlar, dağılan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri arasında gördük. Gizli ve açıktan süren rekabetlerini uluslararası arenalarda kıyasıya sergiliyorlardı. Olimpiyatlar mesela, herzaman sporcuların göğsünde taşıdığı bayrağın kaç altın madalya ile evine döndüğü, rekabetin başarısını gösteriyordu. Böylelikle idealler, ideolojiler, hedefler ve biçemler (meraklısına duyurulur biçem sık sık kullandığımız stil kelimesinin Türkçe'sidir) yeniden yüceltiliyor ve ya yeniden gözden geçiriliyordu.

Bireylerin rekabeti için ahkam kesecek olursam, burada bir kaç cilt yazı yazmam gerekir diye düşünüyorum. Ancak kısaca şunları not düşebilirim.

Bireyler arası rekabetin cinsiyet dağılımı incelenecek olursa, sanırım kızlar veya kadınlar arasında erkeklere oranla daha yoğun bir şekilde görüldüğünü söyleyebilirim. Daha anne ve kız arasında başlar çünkü rekabet. Sonra kızlar arasında tatlı bir çekişmeye veya kişilik özelliklerine göre kavga veya içinden çıkılmaz bir kaosa dönüşebiliyor. Kadınlar arasında da bir rekabet durumu var ki, yaşlar 20 olduğunda farklı 30 olduğunda daha farklıdır bana kalırsa. Kadınlar 20 yaş civarında genellikle sosyo-ekonomik bağımsızlığa sahip olmadıkları için rekabet daha çok küçük nesneler ve idealler üzerine büyük takıntıların olması sonucu gelişir. Yani arkadaşının iyi giyinmesi onun için büyük problemdir ve iyi bir giysi almak, iyi bir sevgili edinmek ve benzeri hedeflere ulaşmak için büyük takıntılar, büyük hırslar geliştirir küçük kadınlar.Genellikle orta sınıf olarak tanımlanan ailelerden gelen kadınlarda görüldüğü söylenebilir. Üst gelir grubunun derdi bunun bir benzeri, türevi olabilir. Aslında üst sınıf gelir düzeyine ait kadınlarda rekabetsizliğin getirdiği tatminsizlik üzerine ayrı bir yazı yazıabilir. Hedef olarak seçilen diğer bir kişi, kadın, erkek, statü ve benzeri duruma daha kolay erişilebildiği için tatmin üzerine bir rekabet durumu ortaya çıkıyor olabilir diye düşünüyorum bir yandan da ...

Ancak iyi sonuçlar getiren rekabet gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki, rekabete girilen kadın eğitsel, zihinsel sosyal ve psikolojik yönden donanımlıysa rekabete giren kadın kendini bu süreçte geliştirip ilerletebiliyor. Tabi rekabeti başlatan kadının karşı tarafın gücüne dayanıp erişebilmesi için güdülenmesinin ve iç iletişiminin sağlıklı olması halinde bu durum gerçekleşebilir.

Kendi hayatımda karşılaştığım ve toplumsal cinsiyet derslerinden hatırladığım kadarıyla, kadınlar arasındaki iletişim ve iletişimsizlik, psikolojik ve sosyal alt yapı etmenleriyle biraraya geldiğinde iyi sonuçlu rekabet ve yıkıcı rekabete dönüşebilme gücü taşıyor.

İyi sonuçlu rekabette, ikinci olduğunu, geri planda kaldığını hissederek rekabete giren kadınlar tanıyorum. Benlik algısında sorun olan kadınların iç dünyasında var olan çeşitli komplikasyonlar rekabet sürecinde bilinçaltını yüzeye taşıyor. Kendini olduğundan daha aşağıda gören kadınlar rekabete girerken aslında, ideallerinde ulaşmak istedikleri duruma, varlığa, tasarrufa sahip ideal benliklerine ulaşma sürecine girişiyorlar. İdeal görünen model eğer iyi bir örnek ise ikincilik duygusundan kurtulmak isteyen kadın sahip olduğu ne varsa sonuna kadar iyi kullanıp nihai, güzel ve özleyişle istenen hedefe ulaşmaya çalışıyor. Dil öğreniyor, insanlarla iletişime girmeyi becerisini geliştiriyor, kendini sevmeyi , hayatı yaşamayı, kişisel bir yaşam biçimine sahip olmayı deniyor, geliştiriyor, çeşitli hobiler edinip bu konuda ilerleyen süreçte kendini geliştiriyor, kısacası kendini minik, ufak, küçük ve ezik gördüğü aynadan kurtulup yeni ve pürüzsüz bir boy aynasına kavuşarak hayatı güzelleşiyor.

Bu anlattıklarım iyi sonuçlı kadın rekabetleri üzerine, diğerlerini siz okurlar da çok iyi bilirsiniz ki çoğu gazetelerin 3. sayfa haberlerin konu olan kıskançlık cinayetleri, hırsızlıklar vb ile ilgili bol bol karşımıza çıkıyor.

Derim ki; Allah kadınları iyi rekabet modelleri ile karşılaştırsın ve rekabetin sonucunu hayırlı etsin. Tıpkı kendi hayatımda benimle rekabete giren hanımefendilerin kendilerini epey geliştirerek psikolojik ve de özellikle sosyolojik yönden kendilerini sağalttıklarına şahit olmam gibi.

Burada söylemem gerekenler ise: rekabete girenler karşısında sahip olunan bu sayede kendini daha da pekiştiriyor ve çizgisini yükseltiyor, belki de yeni rakibelere yeni zeminler hazırlıyor.

Eeee, bilinmez midir ki rekabetin sonu yok.

Bu yazımın herhangi bir bilimsel yanı ve ya tarafı yok sadece sosyolojik gözlemler üzerine bir deneme olarak algılanmalı ve gerekirse irdelenmelidir.

Okurlarıma içten saygılar,

Aylin Atasagun

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 4649
Kayıt tarihi
: 07.07.07
 
 

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Bölümünden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster