Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '15

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
367
 

Reklamlar ve hedonist tüketim avcılığı...

Reklamlar ve hedonist tüketim avcılığı...
 

Tüketim sözcüğü her nekadar ekonomiyi çağrıştırsa da bunun yanı sıra sosyal ve kültürel bir süreci de ifade eder. Kapitalist sistemlerde sistemin ana unsuru tüketicilerdir ve bu sistemlerde bireylerin değerini belirleyen temel kriter de doğal olarak tüketim kapasiteleridir. Sistemdeki amaç tüketimin devamlılığını sağlamaktır, bu da  kitle iletişim araçları ile bireylerin harcama kapasitelerini arttırma yolu ile gerçekleştirilir. Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte tüketimin sunumu,özendirilebilirliği arttığı için  toplumsal yapının ve insanların şekillendirilmesi bu bağlamda oldukça kolaylaşmıştır. Bu süreçte tüketim anlayışı, ihtiyaçların giderilmesinin ötesinde,hazcı duyguların tatmini ve bireysel kimliğin ifade biçimi olarak yeni bir boyut kazanmıştır.
 
Rekabet sisteminde şüphesiz ki en büyük güçlerden biri reklamlardır. Reklamlarda ürünlerin işlevlerinden ziyade istenebilirliği yani albenisi üzerinde odaklanılır, ürünle birlikte aynı zamanda bir sosyal statü de pazarlanır. Kişiler ürünlerin işlevinden çok kendisinde yarattığı duygu ile ilgilenir; zaten sistemin amacı da bu algıyı yaratmaktır. Medya, tüm kanalları ve tüm içeriğiyle algılarımızı yönlendirmede sistemin vazgeçilmez bir unsurudur. Reklamlarda çoğu zaman gerçekler abartılıdır ve öyküler kasıtlıdır. Buradaki kasıt, tüketimin şekillendirilmesine yöneliktir. Örneğin,"Ben buna değerim!" diyen kadınlar x marka güzellik ürünü kullanır, sinek kaydı traş ile hoş görünmek isteyen karizmatik erkekler y marka traş köpüğü kullanır. Güzellik ürünlerinin güzelliğe olan etkisi genellikle 8 hafta kullanıldıktan sonra görülmeye başlar ve maximum etki için mutlaka 1 yıl kullanılması gerekir. Bunun gibi örnekler...
 
Bireylerin ekonomik güçlerini zorlayan lüks arabalar, markalı ürünler, sürekli değişen cep telefonları, bilgisayarlar popüler kültürün vazgeçilmez parçalarıdır. Üretim planları "eskiyi at, yeniyi al" stratejisi üzerinden yapılır. Hatta ürünler henüz devrini tamamlamadan, eskimeden yerine daha yenileri planlanır. Özellikle teknolojik aygıtlar çoğunlukla her yeni modelin kendinden öncekini eski ve kullanışsız kılan sürümleriyle piyasaya sunulur, dolayısıyla eski modeller yeni özellikleri çalıştırmaz. Bu üretim tüketim planlamaları, ihtiyaçların sürekli yenilenmesinin ve tüketimin sürdürülebilirliğinin amaçlandığı bir düzenin kasıtlı uygulamalarıdır. Tüketimi teşvik eden sistemlerin ayırıcı özelliği,bireylerin ihtiyaçları için tüketmek yerine tüketimi temel amaç haline getirmesidir. Reklam sanayisi yarattığı algılarla ürünü tanıtmaktan çok ürünü tercih edenlerin olmak istedikleri kişiye gönderme yapar, almak istedikleri hazza seslenir.İnsanlar ürün satın alırken aynı zamanda bir yaşam biçimi, bir duygu satın almış olurlar;artık yaşam algısı tüketim algısıyla özdeşleşmiştir. Kişinin toplum
içinde olmak istediği konuma tüketim yoluyla ulaşabileceği, tüketebildiklerinin bunun bir ölçüsü olduğu fikri reklamlarla sürekli pekiştirilir. Reklamlar ihtiyaç olmayan şeyleri dahi ihtiyaç duyar hale getirme gücünü elinde tutar. Hangi gelir grubunun kullandığı ürünün reklamı yapılırsa yapılsın,reklamlarda gösterilen mekan, gösteriş, yaratılan algı, gücü ve maddi zenginliği çağrıştırır ve beyne sürekli "tüket!" komutu  gönderilir.
 
Ürün ve hizmetlerin geçmişe nazaran çok daha çeşitlendiği ve alternatiflerin arttığı 1980' lerin sonlarından itibaren, yaşama dair tüm algılarda olduğu gibi tüketim algılarında da önemli değişimler gerçekleşmiştir; daha doğrusu tüketim algısındaki değişimler yaşamı algılama şeklini başkalaştırmıştır. Daha iyisini,daha yenisini,en yenisini alma arzusu insanların düşünüş biçimlerinde ve değer yargılarında da  değişimlere neden olmuştur. Tıpkı eşyalar gibi ilişkilerde vazgeçilebilir olmuş,"yenisi bulunur" algısı her alanda duygu ve düşünceleri yeniden şekillendirmiştir. Tüketim toplumu insan ilişkilerini de metalaştırmış
‘kullan ve at’ anlayışı giderek insan ilişkilerinin doğasını bozmuştur.
 
Bu dönemde modern yaşamın zorunluluğu(!) haline getirilen kredi kartları ortaya çıktığında, tüketim duygusunu doya doya yaşamak için artık kefile mefile gerek kalmamıştır. Kredi kartı reklamlarındaki “Alsak alsak bedavaya ne alsak!” gibi sloganlar ile tüketim çılgınlığı ne yazık ki  bugünkü şeklini almıştır. Mevcut ekonomik düzenin borçlanma olanakları insanlara sözüm ona yardımcı olmuş,  taksitli ödeme seçenekleri,gelecek gelirlerini ipotek altına alarak
alım güçlerinin çok çok üzerinde harcama yapabilme fırsatı sunmuştur.
 
Kapitalist sistemin sınırsız tüketen bireylere ihtiyacı vardır. Sistemin değerler hiyerarşisinde en çok tüketen, en kaliteli olanı tüketen en değerlidir. Tükettiğin kadar itibar görürsün ve mutlu olursun anlayışı hakimdir. Bu da günümüz toplumlarında insanların ne yazık ki hedonist-yani hazcı bir ahlak anlayışı-ile dejenerasyonunun en somut göstergesidir.
 
Sevgiyle…
Funda Kocatürk
funda’s
 
www.facebook.com/fundaa.kocaturkk
https://twitter.com/funndas

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 376
Kayıt tarihi
: 17.03.15
 
 

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji. Felsefe Grubu Öğretmeni. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster