Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '20

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
594
 

Renksiz Olmak!

“Renkler onu kendi gibi gördü, onun rengi, renksizliğine bulaşmadı ve renkler renkleriyle yaşadı.” Geçen gün instagramda üstad Ahmed Hulûsi’nin bu post’unu görünce konunun karmaşıklığı nedeniyle mevzuyu bir olay üzerinden ele almanın anlaşılmayı kolaylaştıracağını düşündüm.

Bilgi kitabı Kur’an-ı Kerim’deki bir Ayet bu konuya şöyle değiniyor: “Kul innema ene beşerun mislüküm…” (Kehf: 110) Ben de sizin misliniz olan bir beşerim yani ben de kendimi sizler gibi beşer olarak görüyorum. Yaşamın gerekliliğini ortaya koyuyorum bir şekilde. O da bizim gibi çarşıya pazara gidiyor, yemek yiyor, ailesine ve torunlarına bakıyor. Bu bakış açısı Resul’ün beşer hayatına halkla benzer yaklaşımları yaparken, farkındalık yaratmak için ise şunu ilave etmeyi ihmal etmiyor: "Ancak, Allah bana vahy ediyor!”

Bu şekilde tanımlanmamış bir nitelik farklı bir durumla (gizlilikle) ortaya konuyor!

İşte biz buna renksiz olma diyoruz. Kur’ansal yaklaşımla bu ‘Allah’ın boyası ile boyanma’ demektir. Rasül toplum içinde renkli gibi görünebiliyor fakat asla belli bir huyla veya alışkanlıklarla kayıtlı olmadan yaşıyor.

Vahiyle hareket eden ve çıplak olup varlıksız yaşayan renksiz; çöp bilgiden arınmış, hakikat noktasında açığa çıkan tüm detayları en ince ayrıntısına kadar bilen ve yerli yerince kullanabilen, değerlendirebilen ve muhatabına göre benzeri gibi yaşayabilendir.

Kimileri bunu, bakış açıları itibariyle farklı olarak görebilir ancak anlatılmak istenen de beşerî sözcüklerle tanımlanamayacak değişik bir hali yansıtır.

Mesela, Allah ehlinin birçok davranış modeli var. Bir bakıyorsunuz çok celalli, hemen sonra bir o kadar yumuşak ve babacan vari davranışlar ortaya koyabiliyor. Beşerin çok zor affedebildiği şeyleri o kolaylıkla görmezlikten gelebilirken, diğer yandan ise duygusal hareket etmiyor. Nedenselliğe dayalı bir yanılgıyla siz ne kadar da katı diye düşünürken, onun bir süre sonra bu halinden eser kalmayıp adeta pamuk gibi olabiliyor.

 Yani her an değişim içinde olan ve suretsiz yaşayan o ehli anlamak için kesinlikle renksiz olmak gerekiyor.

Bu konunun ana düşüncesi şudur ki renksiz olan hiçbir şartla kayıtlanmaz. Renksizlik, Allah'ın kulu ve Resul'ünün en belirgin özelliğidir. Bu bakış açısıyla, yani mekanizma olarak, beyindeki renk ve görüntüler hologram hükmündedir, dışsallıkta ise illüzyon olarak vardır diyebiliriz.

Ne var ki  beşeriyeti temsil eden unsurun sistem denilen işlevi doldurmada yetersiz kalabileceği, ortaya dev bir boşluk çıkabileceği dikkate alındığında bu eksikliğin renksizler tarafından doldurulup kontrol edileceği tartışmasız bir gerçektir. İnsanlar kendi özel talepleri dışında hiçbir şeyle uğraşmadıkları, evrensel değerlere tamamıyla sırtlarını döndükleri için gerçeklerin dışına düşmüşlerdir.

Renksiz; her tür olaya, insana ve ortama kolayca adapte olabilendir. Renksizlik, bizim seçeceğimiz bakış açısı içinde olasılıklar açar.

Yanlı/taraflı bir insan, bırakın başkalarını kendini dahi idare edemez ve yönetemez ama vasıfsız olan her renkte insanı yönetebilir. Bu özelliği olan biri her renge dönebilir. Renk sadece onun kendini kamufle etmesi için vardır.

Diğer yandan Allah için fıtratillah diye bir tanım söz konusu. Lakin "fıtratillah" Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın demektir. Burada metaforik olarak “Allah'ın boyasıyla boyanın” denmek isteniyor ki bu da renksizlik anlamına geliyor.

Kuşkusuz bizler bazı şeylere karar verirken tam aksini düşünmemiz de gerekir. Çünkü bu kavram bir yerde tanımsızlık anlamına da gelebilir. Özetlersek, yazılımı oluşturan potansiyel her renge bürünebilir demektir.

Buna binaen Cüneyd-i Bağdadî Hz. bir gün konuşması sırasında, “Su, içinde bulunduğu kabın rengini alır” demiştir. Bu sözün manasını bu yazının özünde görebilirsiniz.

Suya; şeklini, rengini veya tadını içinde bulunduğu kap verir! Susuzluktan ağzımızın kuruduğu anda bir testiden içtiğimiz suyla, bir bardak su içmenin tadı veya doyumu takdir edersiniz ki aynı hazzı vermez.

“Biz burada iken; "Andolsun bundan gaflet içinde (kozanda yaşıyor) idin... Senden perdeni kaldırdık! Bugün artık görme kuvven pek keskindir!” (denilir)” (Kaf: 22).

Âyeti tecelli etmiş akabinde gerçeği müşahedeniz, renksiz oluşunuz başlamıştır.

Özetlersek evrensel bakış açısına sahip her ferd ‘RENKSİZ’ dir demek mümkün!

Ahmed F. Yüksel

İstanbul/Bahçeşehir  15.01.2020

 

https://www.facebook.com/ahmedfyuksel

https://www.instagram.com/ahmedfyuksel/

https://twitter.com/ahmedfyuksel

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Metaforları çözümlemeye yardımcı oluyorsunuz; teşekkür ederim. Yazınızla İnsan ve insansı arasındaki farkı farkettiriyorsunuz. Renksiz olmak, egosal benliğinden arınmış olanın, yani varsaydığı benliğinin hükmünden kurtulmuş olanın yaşam halidir; Halife İnsan’ı tarif eder. Ne kadar Hakikat Noktasından algılamaya başlasa da İnsan, halkın içinde yaşadığı sürece, bir renge bürünerek onlara hitap eder. Egosal benliğinin hükmüyle sınırlı algı içinde yaşayanlar ise Renksiz olanı, kendi renkleriyle görür Beynin çalışma mekanizmasına göre. Dolayısıyla da Renksizin farklı hallerini anlayamaz ve değerlendiremez, renkli olan. Renksiz olanda, değeryargilari ve şartlanmalar olmadığı gibi, kendinde irade ve tasarruf edenin farkındalığıyla teslimiyetini yaşar, AN’da. Egosal benliğinin hükmüyle kayıtlı yaşayan ise AN’da olana itiraz halindedir şartlanma ve kabullerine göre ve bu onu yakar. Renksiz, hem icselliginde hem de dışsallığındakilerin hakikatinin farkındadır ve onları kaydetmez, sadece yorumsuz seyreder Renklerin Hakikatini farkeden Renksiz, renklerin Özü olarak, her renge bürünebilendir. Nitekim genetikten gelen ve sonrası toplumun oluşturduğu örtü fonksiyonundaki programından arınan, Hakikatin özellikleriyle bezenir. Renksiz olan, içinde bulunduğu kabın rengini alır, diyen Cüneyd-i Bağdadî Hz., Renksizin AYNA oluşuna işaret etmiştir. Hazmı ve yaşamı kolaylaştırılmış olsun. Saygılarımla

Türkan Gündüz 
 18.01.2020 22:00
 

Sırala: En YeniEn Eski Facebook'ta da paylaş Gönderi Dost Dost Bakış Her Yazınızda olduğu gibi yine baş döndürücü, kendimizi kaybettirmeye yönelik bu bilgilendirmeniz için çok teşekkür ederiz. Beşeri dünyamın dışına taşıran, Sizleri anlayabilme, değerlendirebilme uğraşıma şükür,

aylin nahzo 
 16.01.2020 0:24
 

De ki: “Rabbim her şeyin hakkını vererek yaşamayı emretti... Her mescidde vechlerinizi ikame edin (tam teslim olmuşluğun sonucu olarak benliğinizin ortadan kalkışını yaşayın) ve Din anlayışınızı sadece O’na has kılarak O’na dua edin... Başlangıcınızdaki gibi (cennette Âdem’in yaratılışı üzere) O’na döneceksiniz!” Araf suresi ??

Cemrem Diren 
 15.01.2020 22:08
 

Çok faydalı bir yazı umarım kıymetini biliriz. Hazmedip özümsemek nasip olsun.

Volkan Tolga 
 15.01.2020 22:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 607
Toplam yorum
: 1941
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 10290
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster