Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Şubat '13

 
Kategori
Heykel / Seramik
Okunma Sayısı
273
 

Resim Ustalarından Antalya esintileri

Resim Ustalarından Antalya esintileri
 

Sergilerden görüntüler


ANSAN Şubat Sergileri

Eski GÜSAD Müdürü Resim Hocası Nuri Sezen’in açtığı sergi 11 Şubatta izleyicisiyle ANSAN’da buluştu.

Nuri Sezen’in geldiği, doğup büyüdüğü ve halen bağlarını koparmadığı Gündoğmuş coğrafyasında üç yıl çalıştım. O coğrafyanın görkemi beni de etkiledi diyebilirim. Ancak Sezen, o doğayı nasıl içselleştirdiğini resimlerini gördükçe tanık oldum. İçine sindirdiği o dinamik doğanın etkileri resimlerine hep yansıdı.   Hele o keçili resimlerini büyük bir keyifle izledim. Bu güne kadar yorumladığı doğa insan ilişkilerinde kendine ait bir üslup, doku hatta renk anlayışı oluşturdu.  Bu yorumlarında soyuta yakın etkiler yarattı.

Hoca’yı birkaç kez resim çalışması sırasında izleme fırsatım oldu. Resimde her lekenin ağırlığını, göz ritmini, renk dengesini, konu hâkimiyetini deyim yerindeyse gram gram ölçüyordu. Resmin karşısında gözlerini kısıp parmakları arasında kompozisyonu böler, çarpar ve resmini uzun titiz bir çalışmadan sonra bitirir. Yanındaki öğrenci de “olsa nasıl olmuş?” diye sorar. Kendisinden yüzlerce öğrencinin ders aldığını biliyorum. Resim sanatına katkısını Antalya’da bilmeyen yoktur.

Son sergisinde ise Nuri Sezen tamamıyla toplusal sorunlara yönelerek simgesel imgeler yarattığını gördük. Bu imgesel nesneler iki karşıtlıktan oluşmuş: Özgürlük ve tutsaklık. Otuz tablonun tamamında bu iki karşıt kavram yer alıyor. Özgürlük ve tutsaklık parmaklıklar ve kuşlar kullanılarak yapılmış.

Hatta tül perdeli pencerenin önüne konan kuş ile de kadının ev hapsini ve özgürlüğünü yine iki karşıt kavram olarak ele aldığını söylemek isterim.

Bu sergiyle Nuri Sezen resim ile toplumsal bir mesaj verme çabası içinde yer aldığını görüyoruz.  Nice sergiler diliyorum sevgili Hocaya.

Şubatın önemli sergilerinden biri de Hüseyin, Suna Maya Çağlayan ikilisinin açtığı heykel sergisiydi. Özellikle Suna Maya’nın heykelleri  “Anadolu’da Kadın” temalıydı. Sofrada kaşık düşmanı ile tabir edilen kadın, kaşıklar bükülerek çiçek şekline sokulması kadının sosyal konumundan özgür bir aşk kadınına yönelişini simgeliyordu. Her şeyi içinde barındıran, doğuran kadın Suna’nın yorumuyla kadını kendi içinde derinlemesine irdeleniyor. Bunu yaparken de hep kadın çiçekle, tomurcukla birlikte yer alıyor. Yani doğada üreten, yenilenen ve aşka yönelen olarak kadını ele almış.

Suna Maya, Yok Kadın, Düş içinde Düş gibi düşünsel anlamda daha bir derinliği olan heykellerle de sergiye kadın etkilerinin damgasını vurduğunu görüyoruz.

Hüseyin Çağlayan ise Anadolu’da Ana Tanrıça heykellerinin yanında seramik ve metallerden balık temalı çalışmalarıyla yer aldı. Her iki dostuma ellerine sağlık diyorum.  

Şubattaki diğer bir sergi de Duygu Dağlı Ömer Süme ikilisine aitti. Duygu ile Ömer resim okumuş çiçeği burnunda mektepli ressamlar. Resimlerinden sergi tasarımına kadar bunu fark ediyorsun.

Duygu Dağlı’nın resminde figürleri klasik resim anlayışını yansıtsa da hemen yanındaki üç tabloda figürlerine yorum getirerek soyuta doğru bir resim çizgisini kendinde oluşturmanın ipuçlarını veriyor. Bu çok genç gen ressamlarımız ilerisi için ümit vaat ediyor.

Halil Erdem /Antalya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 833
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster