Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
288
 

Resimlerin ruhu olmaz!...

Resimlerin ruhu olmaz!...
 

' Bir resim olmak istiyorum. Hissiz&nefessiz… İncinmez, incitilemez! Resimlerin hissizliği, imrenilesidir.'

Her insanın bir iç sınırı vardır ve o sınır geçildiği vakit ruh kaldıramaz yaşamın yükünü… Güçlü olmak artık zor gelir, yıpranmışlığın ağırlığıyla… Kendini yenileyemez bir hal alırsın, tahammülsüzlük ve sabırsızlık seni teslim alır tamamen… Yaşla alakası yoktur bu tükenmişliğin, yaşanmışlıkladır tüm alakası… Ruhun yaşı, bedenin yaşını aşar; içsel yıkıntılar ruh gücünü aşarsa. Bedenin uzaktır ölüme belki ama yüreğin ölümü ensesinde hissediyordur, o bitikliğin etkisiyle… 

Yaşam, küçülerek kaybolur ve terk eder yüreğini… 

Hareketsizim…
Her şey uzak. Yaşam gereksiz. Yaşamak anlamsız…
Ruhumun kalp atışları, düzensiz… Tekliyor.
Sadece, beynim bir şeyler yapma peşinde... Amansız bi’ arayışta.
Ruhum ve kalbim arasında koşuşturuyor, çaresiz.
Kalp kuyumun derinliklerine iniyor, ruhumun kilitli sandıklarını açmaya çalışıyor.
Yaşama ait bir şeyler bulurum, ümidiyle...
İçimdeki yollar aşındı, tüm sokaklarımın çıkmazlığı keşfedildi!
Düşünme yetisi kaldı geriye, sadece… 

Düşündüm de, varoluşumun bir ressamın eseri ile sınırlı olmasını isterdim.
Senelerce yaşardım, hissiz…
Hissetmek iyi bir şey değildir. Acıtır, çürütür, öldürür.
Yaşamı lanetlersin çoğu kez, hissettiğin için…
Duyarlı, dünyayla uğraşan biriysen eğer, hissetmek kötülükten başka bir şey değildir. 

Bir resim olsaydım sadece, hissetmenin kötü bir şey olduğuna şahit olmak için nefes almak zorunda kalmazdım. Her günün sonunda ‘neden nefes alıyorum?’ sorusunu yöneltmezdim, kendime…
Uyumak için gözlerimi kapatırken, ‘bu gece son olsun, lütfen’ diye dua etmezdim çoğu kez.
Kâbuslar görmezdim, uyanmak için çırpındığım ama uyanamadığım…
Görmek istemediklerim olmazdı, istediklerim de…
Gördüklerimden sonra, yaşama isteğimi eriten ruh yangınlarım olmazdı.
Gözyaşı nedir, bilmezdim.
Kim ne demiş, iyi ya da kötü ne söylemiş umurumda olmazdı, duymadığım için…
İçimi acıtmazdı, kalbimi soldurmazdı duyduklarım...
Üzülmezdim.
Her şeye rağmen hayata gülümsemek için, küçük sevinçler yaratmaya çalışmazdım.
‘Güçlü olmam gerek’ demez; klişe ama gerçek olan‘hayat acımasızdır’ sözünü defalarca tekrarlamazdım.
Sevmeye korkmaz; sevdiğim şeyleri azaltmaya çalışmazdım, üzüntü ve yıkıntılarımı azaltmak için…
Her günü hüzünle uğurlamazdım.
Kırılmazdım, hiçbir şeye ve hiç kimseye…
Cehaletle savaşmak zorunda kalmazdım.
Zorluklardan çıkarımlar yaparak yenilerine kendini hazırlamam gerekmezdi.
İçim ağlarken gülmek zorunda kalmazdım ve gülümseyişim anlık olmazdı.
Her şeyin boş olduğu yaşamda bir şeylerin içini doldurmaya çalışarak, onları anlamlı kılmaya çalışmazdım.
İstemediğim insanlarla, sırf yaşam öyle istiyor diye konuşmak zorunda kalmazdım.
Sevmediklerime, sevmediğimi yansıttığım için yadırganıyor ve yargılanıyor olmazdım.
‘Dürüstlük iyidir ama sevilmez.’ sözünü yaşayarak öğrenmezdim.
Sahip olduklarım ya da olamadıklarım için üzülmezdim.
Terk eden mutluluklara hayıflanmaz, terk ederek mutsuzluğa yol açmazdım.
Söylediklerime pişman olmazdım.
Suskunluklarım içimde fırtınalar koparmazdı.
Yokluk ya da hiçlik nedir, irdelemezdim.
Deneysel yaşanmışlıklarla keşfedilmiş sonuçları bireysel tecrübelerle yinelemezdim.
‘Polyannacılık saçmadır ama bazıları için gereklidir’ demez, ‘asla bu yola başvurmam’ diye diretmezdim.
Mutsuzluk, umutsuzluk, kötülük vs. nedir bilmezdim, hiçbir zaman!
Dünya dönmüş ya da durmuş, dert etmezdim.
Hissizliğin iyi bir şey olduğunu can kırıklarıyla hissetmezdim.
Yaşamışım ya da ölmüşüm fark etmezdi.
Cansızlığın tadını çıkartırdım! 

Bir tablo olsaydım sadece, bakardım ama görmezdim.
Duymazdım ve bilmezdim.
Her şey çerçevemle sınırlı olurdu ve ressamımın bana kattığı anlamla…
Ya güler, ya sinirlenir ya da üzülürdüm ama asla anlamımı hissetmezdim.
Beğenenlerin dünyalarını süsler; beğenilmezsem olduğum yerde durur, dünyanın yok oluşuyla yok olmayı beklerdim.
Nasıl yok olduğumu bilmeden; acısız, hissiz, nefessiz… 

Hissizlik güzeldir, iyi bir şeydir.
Bunu bilmeyi ise asla istemezdim! 

Başak GÜZEL 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 450
Kayıt tarihi
: 12.07.11
 
 

Yazan & Okuyan & Sorgulayan   Burç : Başak Yükselen burç : Koç İlk nefes: 22 Eylül 1983, Perşembe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster