Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Reyting fena bir savaş!

Din savaşları yapıldı, toprak savaşları; güç gösterme savaşları oldu; keza vatan kurtarma savaşları…

Beden bedene savaşlar yıllar öncesinde kaldı; neronlar, gölge uçaklar falan-çok bilgim yok! İşin aslı bilmek de istememekteyim!

Hoş, her ne kadar bilmek istemesek de, öğreniyoruz bir şekilde, anladınız yani, ifade etmek istemiyorum, izninizle…

Son aylarda dizi film izlemeye başladım; yıllardır TV’yi dışlamış biri olarak.

Genellikle TV yerine, PC ekranımdan izliyorum; “Azzzzz sonra” ve “Reklamlardan sonra!” lara takılmamak keyifli geliyor, benden söylemesi…

Gözlemlediğim bir şeyi paylaşmak istiyorum: Bir dizi başlıyor, az sonra; yani üç-beş-yedi bölüm sonra bitiyor!

Öyle bir bitiyor ki; reyting canavarının hışmına uğradığı besbelli!

Apar-topar; ne senaristlerin suçu var ne de yapımcının, aslında…

Oyuncuların ise hiçbir suçu yok; reyting almadı şekerim!

******

Az biraz yazar kişi olarak dünyanın enerji limitinin son haddinde söylenmemiş bir söz, denmemiş bir ifade, açıklanmamış bir duygu kalmadığına; denenmemiş bir müzik, kullanılmamış bir nota olmadığına olan inancımla…

İnsan bedeninin her bir uzvunun yapayının yapıldığı bir ortamda yeni; yepyeni; hiç bilinmeyen, şaşkınlıktan insanı öldüren en fazla şey yapay bir insan yapıp da, normal insan fonksiyonlarını taşımasıdır, bundan böyle!

Fonksiyon derken, duygu, düşünce, falan-feşmekan; robotları saymıyorum, yani, anlayacağınız!...

******

Söylenmemiş sözler kalmamışken, denenmemiş melodi, ifade edilmemiş aşk; efendime söyleyeyim, sosyalizm, kapitalizm, otokrasi, faşizm, ılımlı islam, falan; kadın teması, erkek efendiliği…

“Yeni ne yapılabilir?” düşüncesinde olanlar bir efemine erkek figürü koyarlar; offff, ortalık yıkılır! Rtük’e mailler yağar, dizi ortadan kalkar!

Tecavüz sahnelerine sansür uygulanır, sanki hiç olmamışçasına, dayak sahnelerine + yedi yaş falan uyarısı konulur; sanki o çocuklar hiç dayak yememişçesine…

Anneler-babalar döver, söver; bunlar çocukların bedensel ve ruh sağlığını bozmazlar da, bir dizi filmde izlerse eğer bedbaht mı olurlar!

Aslında, yalnız değilmişim diye akılları başlarına gelir de, ilk fırsatta şiddet uygulayan aile bireylerine tavır alırlar diye mi korkar bazı yetkililer?

******

Neyse… Laf lafı açıyor, nereden nereye geliyor insan; harcanan bir emek, bir yapım var; harcanan paralar, yatırılan emekler var ve pat diye reyting uğruna bitebiliyor her şey bir anda!

Mesela, gençlere mesaj verecekken, reytingi düşük diye kaldırılıyor; tartışma adabını bilmeyen bir Kütahyalı tartışma programlarının bir anda ilahı olabiliyor!

******

N.Ç. kendi isteği ile yatmış onlarca adamla diye bir hüküm veriliyor, bunun senoryosu yazılsa, dizi film yapılsa, ilk sahnelerden itibaren kesilir atılır, anasını satayım!

Anladınız, yani, ne demek istediğimi…

Hoş, N.Ç.’nin yaşadıkları senaryolaştırılsa da, yine hiç yaşanmamış bir öykü çıkmaz karşımıza!

******

Ne senaristlere yol var, ne de tecrübeli oyunculara; reyting gibi bir canavar karşımızda… Artık kimler belirliyorlarsa…

Emeğin nohut-çekirdek gibi harcandığı zamanlar bunlar; emek verenler ancak anlarlar!

Mesela, bir yazı yazarsın, kendince pek ciddi bir yazıdır; okunma oranın asla ve asla hafta sonu yazdığın light yazılarının oranını aşamaz, genellikle…

******

Fena bir savaş reyting; herşeyi bir anda süpürebiliyor ya da bir anda en tepeye çıkartabiliyor!

******

Film dünyası, starlar, oyuncular… Empati yaptıkça içim ağlıyor da…

Böyle bir ortamda siyasetin de siyaset olmadığını anlıyor be insan!

Reyting, reyting!...

******

Emekler, inançlar, gönül gözünün gördükleri…

En çıplak gerçekler, en utanılası yaşananlar; bir senarist tarafından yazılır, bir yapımcı onay verir, oyuncular ayarlanır, anlaşmalar yapılır!

Çekimler günler sürer, oyuncular başka projelerini erteler…

Sonra…

“Stop!” denilir, stop!...

******

Hani, salak-sepet biter ya böyle reyting canavarına çerez olan diziler; ne senaristlere kızın, ne de yapımcıya; denileni yapıyorlar hali hazırda!

Herşeyin çıtır-çıtır yendiği bir ortamda, arkaları yeterince sağlam olmadıklarından dolayı, bence, yeniliyorlar; çıtır-çıtır!

******

Son bir söz söylemem gerekli oldu: İnsanoğlunun her bir şeyi çözümlenirken, yani: Böbreği, kulağı, vajinası, penisi falan, ya gerçekleri yazacak senaristler ve oyuncular gerçekmiş gibi oynayacak, sansürsüz; ya da sansüre yenik düşüp mutlu-mesut halk imajı sergileyecekler ki; hiçbir gerçek değil!

******

Haa, en önemlisini yazmadan bitirmeyeyim: “Halk bunu istiyor!” deniyor ya; yalan şekerim, yalan!

Halka sunulanın hiç mi suçu yok?

Zenginlik içinde yaşayanların hayatları garip halkı cezbediyor diye halk halinden memnun demek  doğru mudur?

Hani, en çok o tarz diziler en çok reyting alıyorlar diye?

******

Hayallerini ekranda buluyorlar, şekerim, bunun reytingini kullanmak ise resmen şerefsizliktir!

Hem izleyenler, hem oynayanlar; hem senaristler, hem yapımcılar için!

Yanlışsam, lütfen düzeltin!...

Yani: Reyting insan emeğini yine insan için tüketen bir canavar değil midir?

İnsan olarak, hiç de soyunmadığımız bir duruma alet olmuyor muyuz?

Aynen, siyasete katılımımız olmadan yüzdeler içinde yer almamız gibi..

******

Bir şeyler oluyor, yüzdeler içinde yer alıyoruz; lakin haberimiz yok!

Reyting gibi bir canavar var, durmadan sömürüyor; alet oluyoruz farkında olmadan; yoksa hangi dizi kaldırılsın diye size soruldu?

Sizin, bizim adımıza karar veren bir mekanizma var: Adı: Reyting!

******

Şey… Aynı şekilde yeni anayasa da düzenlenecek, reytingi pek yüksek olacak lakin sizin haberiniz bile olmayacak; yani benden söylemesi…

 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aşka bakan ne kadar pencere varsa hepsi dizilerle aşındı diyorsanız haklısınız diyebilirim. Çünkü bu diziler sayesinde aşk şiiri yazmak için aşk yaşamaya bile gerek kalmadı. Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 01.12.2011 20:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1287
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster