Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '19

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
140
 

Reyting İlk Bölümde Gizlidir

Son bir yılda seyirciyle buluşan dizilere bakıldığında, ilk bölümden seyirci radarına giren, uzunca bir süre yüksek reytinglerle devam eden iki dizi dikkat çeker. İlki geçen sene başlayan Sen Anlat Karadeniz diğeri ise Bir Zamanlar Çukurova. Ortak özellikleri aynı kanalda yayınlanmaları değil. Her iki dizinin de yabancı bir filmi baz alarak, ana olay örgüsünü film hikayesi üzerine kurmaları.

Sen Anlat Karadeniz; Türkçeye Gizli Dünya olarak çevrilen, 2015 yapımı yönetmenliğini Lenny Abrahamson'un yaptığı Room isimli filmden alıyor başlangıç hikayesini. Tek farkla Room barakada tutsak tutulan bir kadının ve oğlunun hikayesini anlatırken, Sen Anlat Karadeniz kadını ve oğlunu villa, lüks hayat, geniş bahçe klişesine hapseder. Acı ve çaresizlik içinde geçen yedi yıl. Nefes'in kaçısından itibaren geçmişte ne oldu sorusunu, şimdi ne olacak sorusuyla paralel güçlü bir merak unsuru olarak başarılı bir şekilde kullandı.

Bir Zamanlar Çukurova ise Terrence Malick'in Days Of Heaven (O Güzel Günler) filmini baz alarak başladı hikayesine. Yılmaz'ın Züleyha uğruna cinayet işlemesi, iki sevgilinin kanundan kaçarak bir çiftliğe sığınması, çiftlik sahibinin Züleyha'ya aşık olması ve evlenmek istemesi. İkilinin sevgili olduklarını gizlemesi abi kardeş yalanını söylemesi Days Of Heaven ile birebir aynı. Filmin orjinalinde para uğruna evliliği kabul ediyorlar, kız zamanla evlendiği adamı sevmeye başlıyor. Bir Zamanlar Çukurova'da ise yolun uzun hikayenin daha çok engele ve karaktere ihtiyacı olmasından sebep, Hünkar Hanım devreye giriyor. Züleyha, Yılmaz idam edilmesin fedakarlığı ışığında Demir ile evliliği kabul ediyor. Oğlunun kısır ağa olarak soyunun kurumasını istemeyen Hünkar, Züleyha'nın hamileleğini gizlemesine yardım ediyor. 

Bir Zamanlar Çukurova bir yalanın değiştirdiği hayatlar mottosu ile giriş yaparken, devamında  menfaatler söz konusu olduğunda ne kadar kolay yalan söylendiği gerçeğini kılavuz ediyor hikayesine. Üç-dört ana karakterin hikayesi olarak tekrara düşmek yerine yan karakterleri yan hikayeleri ana hikaye gibi değerlendiriyor. Zaman zaman bazı bölümlerde Gaffur ve Saniye'nin hikayesini merkeze alarak senaryonun nefes almasını sağlıyor. Öyle ki sadece Gaffur ve Saniye için seyrettiğini ifade eden seyirciler var. Yapılacak ufak bir hata ile döngüsel bir hikayeye, yerinde sayan bir hikayeye dönüşme riski varken, akıllı hamlelerle sürekli ilerleyen gelişen bir hikaye izlenimi veriyor Bir Zamanlar Çukurova.

Bir alışkanlık olarak dizi seyreden kitle için çok ideal bir hikayeye ve yapıya sahip her iki dizi de.

İlerleme kaydetmeyen ama ilerliyormuş izlenimi veren, kedi fare oyunu formülünü işleten dizilerde ilk iki bölüm seyredilmişse 10 bölüm de geçse aradan kaybedilen bir şey olmaz, ilk dakikadan itibaren hikayeye dahil olmak mümkündür.

İlk bölümünü başarılı bir hikaye konsepti ve açılımıyla yapan bir diğer dizi de Kardeş Çocukları. İki kızkardeşin aynı erkeğe aşık olması förmülünü geçmiş hikayesinin yapı taşı olarak kullanan Kardeş Çocukları özünde Hayat'ın hikayesi. Biyolojik anne tarafından terk edilen Hayat, üvey olduğunu bilmediği babasının işkenceleri altında yaşamaya çalışan, hayalleri olan genç bir kız. Hayat'ın annesi ile bağı, baba bildiği adamın kötü muamelesine mana verememesi. Magazin sayfalarından takip ettiği sosyetik güzele biyolojik annesi/teyzesi olduğunu bilmeden hayranlık duyması. Biyolojik babasının ünlü cerrah olması gibi bolca sır, gizem, soru işareti mevcut hikayenin. İlk bölümde Ümran'ın motivasyonu, bazı kararlarının nedenleri anlaşılamasa da ilerleyen zamanlarda bütün karakterlerin duruşu, diğerine karşı duygusu başarılı bir şekilde yazılıp çekildiğinden derdini seyircinin ilgisini taze tutarak anlatmaya devam ediyor.

Vurgun da Kardeş Çocukları gibi gücünü geçmişten almaya çalışan bir hikaye evrenine sahip ama hiç bir karakterin kararı motivasyonu seyirciyi ikna etmeye yetmiyor. Senarist de ikna olmayarak yazıyor olmalı ki sürekli izah etme hastalığı nüksediyor. İzah maalesef hikayeyi bozan bir etken. Senarsit inansa izah etmek yerine hikaye etmeyi tercih edecek. Kocası Kemal'i çok seven Reyhan'ın, oğlunu hayatta tutmak uğruna komadaki kocasını terk edip ortağı Vedat'la evlenmesi olarak özetlenebilir Vurgun.

Vurgun, annelik temasına sırtını yaslamak istiyorsa ilk bölümden itibaren Reyhan'ın bakış açısından bir hikaye anlatmayı tercih etmeliydi.

İlk bölüm derdini başarıyla anlatan ama reytinglerde beklenen etkiyi yaratamayan Kuzgun ise hikaye açılımı doğru yapılırsa ümit vaat eden yeni dizilerden.

Ne anlattığının farkında olmayan, "farklı" olmak için yola çıkan, bildik dizilerin karması olarak yoluna devam etmeyen isteyen Çarpışma; hikayesini değiştirmek, seyircinin radarına girmek için hızlandı ama geç yapılan manevra sürat ikilisi hayat vermeye yetmiyor. Adem olayına yakından bakıldığında dahi kervan yolda düzülür yaklaşımında mantıksızlıklar göze çarpıyor. İlk bölümlerde Adem az görünen ama verdiği kararlarla hikayeye yön veren bir karakterdi. Zeynep'i Kadir'in evine götürmesi, Emniyet Müdürünü Kadir'e iyi gelecek diyerek ikna etmesi gibi. Eğer Adem en başından köstebek olarak düşünülse idi, tek derdi Kadir'den intikam almak ya da Kadir'in acı çekmesi olsa idi o sahneler olur muydu? Olmazdı. Veli'nin anlattığına göre Adem Veli'nin kız kardeşini seviyordu ve ölmesinden Kadir'i sorumlu tutuyordu. Öyle ki ben şimdi ne yapacağım diye sorduğunda Veli git polis ol demişti kendisine. Tabii dünya o kadar küçük Veli'nin eli o kadar uzundu ki Adem polis olur olmaz Kadir'in yanına yerleşmiş ee güvendiği adamı olmuştu. Böyle olduğunu kabul edelim. O vakit Kadir Adem'in köstebek olduğunu anladığında ilk olarak kendine yüklenmesi gerekmez miydi nasıl anlamadım bunca zaman diye. Oysa Kadir ne yapıyor Veli'ye Adem'i benim elimden aldın diyor. Veli de demiyor ki o zaten en baştan benim adamımdı sana acı çektirmek için yanına ben yerleştirdim. Diyemez çünkü bu fikir Veli Adem hikayesi sonradan ilave edildi, senarist benimseyemediği için diyalogları doğru yazamıyor. Diyaloglar doğru yazılmadığı için sebep sonuç ilişkisi kurulamıyor, karakterler arası hesaplaşma yaşanamıyor. O hesaplaşma yaşanamadığı için duygular havada kalıyor. Havada kalan duygular hikayenin önünü kesiyor.

semakarabiyik@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 301
Kayıt tarihi
: 01.04.18
 
 

Analiz ve eleştiri... Türk'ün Dizi İle İmtihanı, Dizierkil Ailede Baba Rolü, Beyaz Camın Realiti ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster