Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ALİ GALİP AKYILDIRIM

http://blog.milliyet.com.tr/aligalip

18 Ocak '16

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
111
 

Rezil eğitim sistemi can alıyor…

Rezil eğitim sistemi can alıyor…
 

Olmak isteyip de olamadıklarınızı kendinizin başaramadıklarını çocuklarınızdan beklemeyin. Acı ama gerçektir ki, bu ülkede herkes bir birinin boğazını sıkarken olanların çocuklara olduğunu kimse görmüyor, görseler de sadece seyrediyorlar… Çocuklara k


“Ortaokulu öğrencisi 13 yaşındaki kız intihar etti.”  

“Bursa’da babası öğretim üyesi, annesi doktor olan 13 yaşındaki A.B.Y dün gece evin banyosunda kendisini bornoz kemeriyle astı. Ortaokul 8'inci sınıf öğrencisinin TEOG sınavında istediği puanı alamayınca bunalıma girip, intihar ettiği ileri sürüldü.

Olay, merkez Nilüfer İlçesi 19 Mayıs Mahallesi’nde meydana geldi. TEOG sınav sonuç sonuçlarının dün akşam internet ortamında açıklanmasıyla, puanlarının düşük olduğunu gören A.B.Y, iddiaya göre çok üzüldü ve odasına kapandı.

Girdiği bunalımdan çıkamayan A.B.Y, gece banyoya girerek, kendisini bornoz kemeriyle kalorifer borusuna asarak yaşamına son verdi.” Haber böyle…

Şimdi başta Milli Eğitim Bakanlığı, okul yöneticileri, veliler ve öğretmenlerimiz ellerini vicdanlarına koysunlar.

Bu cinayette kimlerin rolü var?

Bu yaşta hayatı dolu dolu yaşaması gerek bir çocuk canına nasıl kıyabilir?

Milli Eğitim Bakanlığı son 13 yılda bu ülkenin eğitim sistemi ile o kadar oynadı ki, bunun sonucunda tüm öğretmenler mutsuz, öğrenciler umutsuz oldular.

“Öğrenmeyi öğretmek” yerine “sınav odaklı” bir eğitim sistemi çocuklarımızı hayattan koparmaya devam etmektedir.

Anasınıfından itibaren çocuklar kendilerini acımasız ve niteliksiz bir yarışın içinde buluyorlar.

Anne babalar da bu yarış gibi gözüken bu kötü oyuna alet olduklarının farkında bile değiller.

Tıpkı bir yarış atına suyunun ve kaliteli yemlerinin verilmesi gibi çocukların önlerine ünlü yazarların, ünlü kitapevlerinin ünlü test kitaplarını koyarak yarışa hazırlanmalarını isterler.

Çocuklar acımasızca, arkadaşları ile anne ve babalarının arkadaşlarının çocukları ile kıyaslanır. Bunun adına da “motivasyon” denir.

O çocukların ruhlarında nasıl bir travma yarattıklarının farkında bile değiller.

Her çocuğun farklı yeteneklere ve öğrenme sürecine sahip olduklarını bilmezler.

Herkes çocuğunu en gözde okullarda görmek için acımasızca çocuğa yüklenirler.

Özel dersler, özel öğretmenler, özel testler çocuğa ödül gibi sunulur.

Bunlardan sonra da en ufak bir deneme sınavında ki başarısızlık çocuğu yargılamaya yetmektedir.

Anne baba şunun farkında değiller ki her çocuk kendi annesinin ve babasının kromozomlarını taşıdığını.

Özellikleri kendilerinden aldıklarını, kendilerini yansıttıklarını görmemezlikten gelirler.

Tüm bu yaşananların tek müsebbibi Milli Eğitimde ki sitemden ve o sistemi çocuklara dayatanlardan kaynaklanmaktadır.

Çocuğa en son darbe de okul yönetimleri ve öğretmenleri tarafından vurulmaktadır.

Çünkü okullar ve öğretmenlerde bir biri ile yarıştırılmaktadır.

Başarısız (!) sayılan yöneticilerden, öğretmenlerden hesap sorulmaktadır.

Bunu yaşamak istemeyen okullarda ki yönetici ve öğretmenlerde doğal olarak öğrencileri ve velileri sıkıştırmakta ve özellikle zeki sayılacak öğrencilere yönelik özel programlar hazırlamaktadırlar.

Okullarda o özel programın içinde yer alan öğrencilerde mutsuzdur, almayan öğrencilerde mutsuzdur.

Biri üzerine yüklenen sorumluluğun altında ezilmekte, diğeri arkadaşları gibi zeki olmadıklarının ezikliğini yaşamaktadır.

Anne babalarda da aynı sorunu görmekteyiz.

“Çocuklara kıymayın efendiler”

Bırakın çocukluklarını yaşasınlar.

Kazanmanın tadını çıkarırken, kaybetmenin de dünyanın sonu olmadığını bilsinler.

Bu hafta sonu milyonlarca çocuğumuz eğitimde birinci dönem karnelerini alacaklar.

Bu karnelerde yazılanlar sizin çocuğunuzun değeri değildir.

Zekâsının ölçülmesi değildir.

Sadece diğer çocuklara göre ilgi ve yeteneğine göre farklılıklarıdır.

Hayatı zehir etmeyin, yaşamlarını cehenneme çevirmeyin.

O küçücük bedenlere travmalar yaşatmayın.

Önce dönün kendinize bakın.

Olmak isteyip de olamadıklarınızı kendinizin başaramadıklarını çocuklarınızdan beklemeyin.

Acı ama gerçektir ki, bu ülkede herkes bir birinin boğazını sıkarken olanların çocuklara olduğunu kimse görmüyor, görseler de sadece seyrediyorlar…

Çocuklara kıymayın efendiler…

Bırakın çocukluklarını yaşasınlar…

Ali Galip AKYILDIRIM

Eğitimci/Yazar

Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 264
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 344
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

1959'da doğdu. Sınıf Öğretmenliği okudu.1979'da Öğretmenlik görevine başladı. Hayatın; okumak, ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster