Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '11

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
596
 

Ricky Martin

Ricky Martin
 

Ricky Martin


Kuruçeşme Arena, dünyaca ünlü Porto Rikolu yıldızı ağırladı.  

Grammy ödülü dahil, pek çok başarıya imza attan sanatçı, bir zamanlar bayanların rüyalarının baş kahramanıydı. Hala süslüyor mu bilemem…  

Düzgün fiziği ve sempatik tavırları ile televizyon ekranlarından hatırlıyorum. Birde, Hülya Avşar hanım, poposunu ellemişti. Kendi mutlu olmuştu. Bizi de mutlu etmişti. Al sana gündem... Ekonomi, kültür, bilim teknik, sosyoloji gibi maddeleri gündeme taşıyıp kafa yormaya gerek yok...  

Yıllar sonra… Taşıyıcı anneden, 2 çocuk sahibi bir baba iken, eşcinsel olduğunu açıkladı.  

Farklı düzenin, farklı sistemlerin insanları… Büyük şatafatların arkasında, gölgede kalan daha başka neler var bilmiyoruz. Sıkıntıları, kendi içlerinde gelgitleri, psikolojik yakınmaları…  

 

Kuruçeşme de denize yakın bir kâffede, boğazın öbür yakasında parlayan ayı izliyorum. Önümde bir bardak çay. 200 metre ileride Latin danslarının ve Ricky Martin’i bekleyen coşkulu kalabalığın sesleri başladı.  

Karşımda, Galatasaray adası duruyor. Belli belirsiz insan kalabalığı, ışıkların arasından seçebiliyorum.  

Yan masada iki bayan, iki erkek hoş bir sohbet var. Oğlanlar hafif yarım Gay kıvamında… Yani, konuşmalarında ki edalı tutum dışında, erkeksi görüntülerini muhafaza eden tipler. Bayanlar sürekli kıkırdıyor.  

‘’ Ayyy.. Bir alemsin Cemil ‘’  

Hemen arka masama iki muhabir oturuyor. Ricky Martin konserinden, pek nazik olmayacak şekilde çıkarıldıkları kesin. Kızgınlar. Bir ara konu Serdar Ortaç’a geliyor.  

‘’Geçen gün Serdar’ı gördüm. Abi ne şanslı adam yaaa… Masasında bir kızlar vardı sorma. ‘’  

Ballandıra ballandıra anlattılar. Ama doğru, ama yanlış. Kazandibinden, irmik tatlısından, fırında sütlaçtan… Anlattıklarına göre tatlılarla, süslü güzel bir masaymış.  

Gecenin ilerleyen saatlerinde biraz yürümek istediğimde, kalabalığın her geçen saat arttığını görüyorum. Mini etekleri ile süslü bayanlar, son model arabaların içinde bitirim tipler yoğunlukta.  

Teoman’ın sözlerinde ‘’ Daha on yediymiş ‘’ demişti. Şimdi, hangi psikoloji ile yazdığını daha iyi anlıyorum. 17-18 yaşında, kadınsı kıvrımlarını tüm detayı ile sergileyen, yeni yetmeler geziyorlar. Kandırılmayı bekliyorlar.  

Orhan Veli görseydi o manzaraları eminim şunu söylerdi.  

‘’ Tak takıştır, sür sürüştür. İnadına gel. Piyasa vakti muhallebiciye…’’  

Yitip giden ve gençliğini heba eden bayanların yerine, sistemin nasıl sürekli devir daim yaptığını görüyorum. Son model arabanı sürekli yenileyebilecek güce sahipsen, dünyanın en iyi galericileri hizmete hazır.  

Sanatçıların, entel dantel yazarların, göz önünde ünlü sıfatı taşıyan herhangi birinin ve sosyetik geçinenlerin neden düzenli aileler kuramadığını anlıyorum.  

Hayat, tüm şehveti ile yatağa boylu boyunca uzanmış ve özgür düşüncelerimizin tüm fantezilerine açıkken, bizler zayıf karakterleriz.  

Bir Ricky Martin’li gece son buluyor. Boğaz, ay, yatlar, sandallar, ışıltılı mekanlar, Serdar Ortaç, Teoman, Orhan Veli ve on yedilik çıtırlar…  

Herkes ve herşey gibi bende; gecenin karanlığında kayboluyorum  

Zihni Fakir  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 540
Kayıt tarihi
: 24.06.10
 
 

1981  doğumluyum. Galatasaray Üniversitesi sosyoloji bölümü mezunuyum. Şuan özel bir kurumda danı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster