Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '09

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
519
 

Rıdvan Dilmen'in kaygısı!

Rıdvan Dilmen'in kaygısı!
 

İstanbul’da yaşadığım dönemlerde sık sık Fenerbahçe maçlarına giderdim.

O yıllarda, önceden bilet satışı yoktu ve sabah erkenden gider, gişelerin önünde oluşan kuyruklara girer ve biletimizi alıp, staddaki yerimize geçerek maçın başlama saatini beklerdik. Bu bekleyişler hayli keyifli olurdu. Farklı bir çok figürü görmek mümkünde tribünlerde. Müthiş bir yaratıcılık vardı. Yapılan tezahüratlar ve tribün şovlarını ilgi ile izlerdim. Birde bakmışsınız saatler geçmiş ve maç başlamak üzeredir.

O yıllarda en çok dikkatimi çeken hususlardan birisi de, hemen hemen her büyük kulübe nüfuz eden siyasi bir grubun var olduğu gerçeğiydi. Bu siyasi grup Ülkü Ocaklarından başkası değildi. Ülkücü gençlerin, stad kenarlarında, maça girebilmek için taraftarlardan para topladıklarına bir çok defa şahit olmuşumdur. Ve söylemleri de ilginçti. “Fenerbahçe aşkına abi bilet parasına destek olsana” şeklindeydi.

Kuşkusuz Ülkü Ocaklarının en önemli insan kaynağını futbol maçı tribünleri oluşturuyordu ve genellikle alt kültürden olan, kentin kenar mahallelerinde yaşayan, dar gelirli, lümpen gençler, güçlü olarak nitelemiş oldukları Ülkücü gençlere daha bir yakın duruyorlardı. Stad çevresinde ve tribünlerde varlıklarını her dönem şu veya bu şekilde hissettirmiş olan Ülkücüler, bir dönem Fenerbahçe’de Güven Sazak’ın Başkan olması ile birlikte son derece etkin bir konuma geldiler. Güven Sazak dönemi başarısızlıklarla geçince, üst yönetimde etkinlikleri zayıfladı ama, taraftarlar arasında her zaman güçlerini gösterdi Ülkücü Ocakları.

Bu durum her zaman garibime gitmişti.
Bir siyasi grup neden siyasetin gereği olan ülke sorunları ile ilgilenmezdi de, ısrarla futbolun tam da göbeğinde kendisini konumlandırırdı?
Bu garip durumdan hiçbir zaman Ülkü Ocakları rahatsız olmadı. Yukarıda da ifade ettiğim gibi, Ülkücüler için önemli olan kendi propagandalarını yapabilecekleri zeminleri yaratmak ve lümpen gençlik içerisinde taban oluşturabilmekti.
Bu durumdan dolayı haylide başarılı oluyorlardı.

Rıdvan Dilmen’de bu duruma dikkat çekti ve yüz yıllık kulüplerin bir transferi gerçekleştirebilmek için, bir siyasi grubu baskı aracı olarak kullanmasını vahim bir durum olarak niteledi.
Doğru.
Bir transferin göbeğinde, neden bir siyasi grup baskı aracı olarak kullanılır? Ülkü Ocaklarının bu transferden dolayı ne tür bir çıkarı vardır?
Kuşkusuz anlamakta zorluk çektiğimiz olaylar, gözlerimizin önünde cereyan ediyor.
Koca koca kulüp başkanları, bir siyasi grubu almışlar ellerinin altına, futbolcu transferi gerçekleştirebilmek adına birbirlerine baskı aracı olarak kullanıyorlar.
Ne tuhaf bir durum.
Aynı zamanda vahim bir durum.

Hani safça bir söylem vardır. “Sporu, siyasete alet etmeyelim” diye.
Tabi her ne kadar böyle bir ifade kullanılıyor olsa da, özellikle ülkemizde futbolun siyasetle doğrudan bir ilişkisi vardır ve Ülkü Ocakları da bu doğrudan ilişkinin başrol oyucusudur.

Rıdvan Dilmen’in kaygıları yerindedir ama yapabilecek bir şeyde yoktur.

Şehit cenazeleri Ülkücü camiayı bir dönem nasıl beslediyse, futbol maçı tribünleri, her zaman bu işlevi yerine getirdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1137
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster