Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '08

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
583
 

Rıfat Mertoğlu (2)

Rıfat Mertoğlu (2)
 

Rıfat Mertoğlu’nun Ağıtsız Kadınlar romanı, töre cinayetlerini ve kadının dramını anlatıyor.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=124385


“Merhaba Yılmaz Abi, Bugün Bağlar semtinde Körhat denilen mahallede Hacer Canımanam isimli 16 yaşındaki bir kız kendini asarak intihar etti. Abi, bize verilen resmi açıklamada amcaları tarafından yaşlı biriyle zorla evlendirileceği için intihar ettiği söylenmişti. Ancak ben biraz inceleme yaptım mahallede, kızın hamile olduğu yönünde dedikodular var. Hatta bazıları kızın amcasından hamile olduğunu söylüyor. Yarın size daha ayrıntılı bilgi veririm. Hoşça kalın, saygılar.”

Hiva ve Şemun;

Aynı dine mensup olmadıkları için sevenlerin evlenmelerine izin verilmiyor. Şemun başka bir kızla evlenerek çoluk çocuğa karışıyor. Hiva’yı unutamıyor ve birgün ona zorla sahip oluyor. Ve o birliktelikten Hiva hamile kalıyor.

Yine bir başka paragraf;

“Dün incelediğim olaydan çok etkilendim biliyor musun, daha on beşinde,yaşamının baharında güzel bir kızın öyküsü burktu yüreğimi…”dedi Zahra.

“İntihar mı?” diye sordu Yılmaz.

“Hayır biliyor musun, bazen anlamıyorum şu insanları, on beş yaşındaki kızı elli yaşındaki, istemediği bir adama nasıl verirler ya? Kız hayatında adamı hiç görmemiş, gerdek gecesi karşılaşmışlar.Tabi adamı görünce şok olmuş, ağlamış bağırmış ama çaresiz teslim olmuş ona. Ertesi sabah da kaçıp ailesine sığınmış, aile ne yapmış biliyor musun? Evin küçük oğluna vermiş bıçağı, kızı bıçaklatmış. Sekiz bıçak darbesi ile can vermiş…Güya namuslarını temizlemişler. Nasıl bir aile bu, nasıl insanlar bunlar anlamıyorum.” Zahra sözün burasında iyice duygulandı, yüzü sarardı, ağlar gibi oldu.”

Ağıtsız Kadınlar romanında kahramanlarımızın sonunu kitaptan öğrenebilirsiniz. Zahra gibi ben de çok duygulandım...

Sevgili Rıfat Mertoğlu'nun “Sabahın Eşiğidir Gözlerin” isimli şiir kitabından bir şiiri de paylaşmak isterim.

Zamansız Aşkların Tutsağı Olduk

zamansız aşkların tutsağı olduk
devrildik çınar gibi uçurumlara
siyah taşlardan medet uman
nazlı bir gelindi zaman

bizse depremler yaşamış
ömrümüze inat
sevda türküleri söylerdik
her sabah güneşe karşı
kıl çadırlarda

:) Sevgili dost yüreğine sağlık.

http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=618511

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mehabalar değerli Esma Hanım,doğrusu yazınızı görünce apayrı bri ses,bri hüzün kapladı içimi...Daha sonra bu romanı okuyan herkes en başta şair ruhlu ve bir o kadar da türkü dolu bri yüreği tanıdı diyorum kendi kendime,,,O yürekte Rıfat MERTOĞLU'dur...Romanı aynı coğrafyanın hoyrat bakışlı çocukların gözlerinin ta için ebaka baka okumuştum ders alarında...Hocamın anlattığı olaylar,kederini aktardığı kahramanlar ve dahası demeye dilim varmıyor ama taş yürekli insanların hüküm sürdüğü bir terli coğrafya da yaşarken bütün bunları bir romanla harika bir anlatım ve olağanüstü olay örgüsüyle yeniden okumak hep acı çektiriyor insana ama aynı zamanda yürekte derin izler de bırakıyor.Size sayın hocamın bir önceki romanı olan Taşın ve Aşkın Ezgisi romanını da en kısa zamanda okumanızı öneririm...Kolaylıklar diliyorum..

İbrahim kaya 
 27.09.2008 14:01
Cevap :
:) Sayın yazarım sefalar getirdin. Sizin kaleminizden dökülenler gerçekten bir başka güzel. Bunu senin kitaplarında da gördüm Rıfat'ın kitaplarında da gördüm. Bahsettiğin kitabı edinmeye çalışacağım. :) İzmir'den sevgiler.  27.09.2008 14:05
 

güzel bir kitap tanıtımı yapmışsınız akıcı bir dil kullanarak kitabı alıp okumak istiyorum şimdi teşekkürler

Meral Yağcıoğlu 
 08.08.2008 11:45
Cevap :
:) Sayın yazarım kitabı çok beğeneceğine eminim. Teşekkür ediyorum. Sevgiler  08.08.2008 11:53
 

Sevgili Dost; birinci bloğa yetişemeden ikincisini yazmışsın, teşekkür ediyorum.. Okumana, beğenmene sevindim... Asıl anlatmak istediğim; karanlık çağlardan, tarihin derinliklerinden günümüze dek devam eden bir ‘çığlığın’ duyurulmasıydı. Kadınların çığlığı… Sömürülen, ezilen, öldürülen, intihara zorlanan, terk edilen, çaresiz bırakılan kadınların çığlığı… Sesim elverdiği ölçüde o çığlığa güç vermek istedim… Bunu yaparken başka seslere de tanık oldum, onları da verdim. Romanda zikir var, erbane sesi var… Kaval sesi var, kavalın o muhteşem sesiyle aktarılan trajedik destanlar var. Tüm bunlar bir bütünlük içinde olaydaki yaşamın renklerini anlatmaya çalıştı. Okuyucu oraları, o coğrafyayı, insanlarıyla, doğal yapısıyla, kültürüyle, sosyal yapısıyla tanısın istedim. Farklı diller, farklı dinler var.. Sevdalar var. Yüreğine sağlık, dostlukla kal.

Rıfat Mertoğlu 
 07.08.2008 18:33
Cevap :
:) Sayın yazarım okurken insan kitabın içinde kayboluyor. Başka bir dünyaya yolculuk gibi...:)Çok güzeldi yüreğine sağlık. Sevgiler  07.08.2008 18:53
 

sevda türküsü söyleyen yüreklere selamlar olsun

Dilek Fuçucı 
 07.08.2008 17:37
Cevap :
:) Canımsın teşekkür ediyorum. İzmir'den İstanbul'a sevgiler.  07.08.2008 17:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1930
Toplam yorum
: 7351
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 643
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster