Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
667
 

Rize’de tartışılması istenmeyen, “Heykel-Bardak” mı, Halkın düşünmesi, sorgulaması mı?

Rize’de tartışılması istenmeyen, “Heykel-Bardak” mı, Halkın düşünmesi, sorgulaması mı?
 

Bilgi taşıyanı için bir yüktür. Eğer, ondan ihtiyaçlarında kullanılmak üzere yeni bir bilgi üretemiyorsa.


Descartes, 17’nci asırda, Düşünüyorum, öylese varım!” demesine karşılık, bizler, 21’nci asırda “düşünmüyorum, o halde yokum!” mu demekteyiz?

18’nci asırdan itibaren batıya ışık-rehber olduğu iddia edilen, “Aydınlanma Çağı” ve felsefesinin temeli; Akılcı düşünceyi, eski geleneksel, değişmez kabul edilen varsayımlardan, ön yargılardan ve ideolojilerden özgürleştirmeyi ve yeni bilgiye yönelik kabulü geliştirmeyi amaçlayan düşünsel gelişim” değil midir?

Meselelerini-sorunlarını tartışamıyanlar, nasıl yeni bir fikir, ideoloji üretecek, çağın gereğine göre kendilerine yeni bir yol belirleyeceklerdir?

İnsan, “düşünen”;

İnsan, düşündükçe üreten;

İnsan düşünüyorsa, ancak anlamını bulan;

Veya bunların tersi; düşünmeyen insan, hiçbir değer üretmeyen insan” değil midir?

İnsanların hangi durumlarda düşünmesi-tartışması istenmez?

..

Yetkiyi bir kişi elinde toplamışsa;

Kurulan sistem bu anlayışla yapılandırılmış ise,

En küçük bir eleştiri-muhalefet, istenmeyecek, bastırılacaktır.

Gerçeğinde, gelişmek ve kalkınmak, muhalefet-eleştiri kültürünün artışı ile doğru orantılıdır.

Hangi sistemlerde muhalefet-eleştiri anlayışı ve bunlara paralel olarak düşünmek-sorgulamak gelişmektedir?

Bilgi  Toplumları'nın en büyük sermayesi, “yetişmiş insanlar” dır.

-İnsanlar,

-Okuyarak,

-Araştırarak,

-Sorgulayarak,

-Yeni fikirler, çözümler üreterek ancak, “yetişmiş insan” etiketini kazanabilmektedir.

Yetişmiş İnsanlar, yüksek özgüvene sahip olarak bağımsız düşünebilmekte, meseleleri, insanlarla ilgili evrensel değerlerin ışığı altında değerlendirerek, kendilerini doğru olarak ifade edebilmektedirler.

Gelişmiş ülkelerde, (Kamuoyuna açık ortamlarda, medyada ve özellikle de üniversitelerde) şiddete dönüşmeyen her türlü görüş kendine serbestçe ifade alanı bulabilmektedir.

İnsan,

Okudukça –eksiğini- öğrenmekte;

Öğrendikçe beyni gelişmekte;

Beyni geliştikçe, olayları doğru olarak kavramakta;

Olayları doğru olarak kavradıkça, gerçekçi çözümler üretebilmekte'dir.

Rize’ye gelirsek;

Aramızda kaç kişi, 1925 yılında Hamidiye Kruvazörü’nün Rize Kıyılarını bombaladığını;

Aramızda kaç kişi, 1926 Yılındaki İzmir suikasti'nin perde arkasını;

Aramızda kaç kişi, 1930’da yaşanan Menemen Olayları’nın gerçeğini;

Aramızda kaç kişi, 1937-1938 Dersim olaylarını ve sonuçlarını bilmektedir?

Mustafa Kemal Paşa,

“Fikri hür, irfanı hür" bir nesil istemiş midir, istememiş midir?

Peki, “Fikri hür” demek;

-“İtaat eden, sorgulamayan ve bağımsız düşünmeyen” mi?

-“Kendi değerleri ve bilgisi doğrultusunda, korkmadan kendini-düşündüklerini ifade eden” mi?

Sonsöz;

-Ya okur, araştırır, sorgular, kendimizi ve ülkemizi, geliştirir, kalkındırırız;

-Ya da itaat eder, “Koyun!” misali, bir sömürge-uydu vatandaşı olarak yaşarız.

 

www.canmehmet.com

Resim; web ortamında alınmış, alt yazı tarfımızdan düzenlenmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yakın Tarih diyorsunuz o yakın tarih ne zamandır?Bir de Kuzey doğu anadolu'ya yapılan gelişme nasıl bir Şehir yatırımı olarak algılanabilinir?

mehmet binlik 
 01.10.2015 17:25
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Lütfen, şu bilgiyi araştırarak aktarır mısınız? 2000 Yılından evvel, sanayi üretimlerine göre; Marmara, Akdeniz ve Ege bölgesi'nin payları nedir? Bu bilgiden sonra zannederim daha bilinçli olarak görüş belirteceğiz. Aslında, gelir dağılımını da sormamız gerekirdi. Ülke gelirinin nasıl yağmalandığını görmek için, ancak konuyu uzatırız. Sağlıcakla kalınız.  02.10.2015 11:53
 

Bu bilgileri de okuyan var mı?1917’de gönderilen A. R. Erten ve diğer uzmanlar, çay ekilen bölgeyi inceleyip Kuzey Doğu Anadolu’da çay yetiştirilebileceğine karar verdi. Daha sonra, 1924’te çıkartılan 407 sayılı yasa uyarınca Borçka’da çay, narenciye ve fındığın deneme üretimleri başlatıldı. Deneme üretimleri çok başarılı olunca 1937’de Batum’dan 20 ton çay tohumu ithal edilerek çay tarımına hız verildi. İlk kuru çay üretimi 1938’de başladı ve 1947’de Rize’de ilk çay fabrikası kuruldu.

mehmet binlik 
 28.09.2015 17:57
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Devletin bir şehrine yatırım yapması veya kalkınması için çaba harcaması onun görevleri arasındadır. Ve Bu bir marifetmiş gibi anlatılmaz. İçerikte anlatılmak istenen, okumadığımız, sorgulamadığımız için neden geri kaldığımızı, kalkınamadığımızı bilmediğimizdir. Yakın tarihimize kadar bu ülkenin, sahil kentlerine, sisteme destek olacak 3-5 payandaya (kankaya!)teşvik verilmiş ve sermaye yurda-Anadolu'ya yayılmadığı için, ne sosyal adalet gerçekleşmiş, ne de halkın büyük çoğunluğu sermaye sahibi olabilmiş, çocuğunu okutabilmiş ve kendini geliştirebilmiştir. Devleti yönetenler, rekabetçileri kadar üretmedikçe-ekonomik manada güçlenmedikçe, (güçlüye) sömürge-uydu olacağını bilmezler mi? Elbette bilirler. Ancak, yapılan nedir? "Yumak küçük olsun bizim olsun!" bizim tüm hikayemiz budur. Bunun için, "irtica" bahanesi ile, ülkede 10 dakikada bir darbe yapılmış, bunun için muhalefet-eleştiri istenmemiş, isteyenlerde ezilmiştir. Sağlıcakla kalınız.  29.09.2015 19:17
 

Mehmet bey, daha önce de yazdığım gibi, Türkiyede Atatürkçülük ya da Kemalizm, öyle bir "din" haline getirilmiştir ki, bu dinin ilk emri: "Beni sorgulama ve sorgulayanlara da zorla dayat" olmuştur..Türkiye bugün değişim yoluna girmiştir ama bazı eski tüfek Atatürkçüler hala 1930'larda yaşamaya devam etmektedir..Yani, memleketin her köşesine, her caddesine, her sokak başına, her kavşağına Atatürk heykeli koydurmak arzusu nasıl bir "iman"ın eseridir...Böyle bir "din" başka nerde var!!! Selamlarımla

ali açıköz 
 28.09.2015 17:19
Cevap :
Değerli Ali Bey, Bilirsiniz, insanlar düşünerek üreten varlıklardır. Eğer, onun düşünmesini ve sorgulamasını engellerseniz, onun üretmesini, bir insan olarak anlamını bulmasını da engellemiş olursunuz. Yorumunuzu vesile kılarak buradan Blog yönetimi'ne biraz serzenişte bulunalım. Halkımızın fikri yapısının gelişmesinde ve kendini (yetersizliği-eksikliklerini)aynada görebilmesi için bu ortamlar bir fırsat, hatta nimettir. Bir yarar daha vardır. Bilgi-deneyim sahiplerinin bunları (ihtiyaç duyanlara) gençlere aktarması. Sayılanlardan dolayı, bu ortamı düşünenleri, emeği geçenleri kutlamamak ve teşekkür etmememek büyük bir haksızlık olacaktır. Bunlarla beraber, Batının kalkınmasındaki formülü biliriz. Özgür ortamlar ile, "ama"sız, Düşünce ve ifade hürriyeti. Burada yazanlar, orta yaşta ve ülkenin okumuş aydın kesimidir. Buna rağmen blog yönetimi, İlkokul öğretmeni edası ile, "çocuklar aranızda tartışmayın!" demektedir. Lütfen! tarafsız olalım ve aradan çekilelim. Sağlıcakla kalınız.  29.09.2015 10:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1117
Toplam yorum
: 2714
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1742
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster