Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aysegül Akbay Yarpuzlu

http://blog.milliyet.com.tr/yarpuzlu

25 Eylül '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
57
 

Rol gereği federalist liboşizm

Rol gereği federalist liboşizm
 

Liboş


10 dakika önce uyandım. Gecenin 3:30’u. Face’de birkaç uyanık vardı. Birincisi ısrarlı bir tacizciydi. Bir gülücük atsam, hemen bir penis fotoğrafı çakıp, görüntülü cyber -sex konusunda yüzsüz bir tacizci ısrarla canlı video masturbasyon yapma niyetinde bir Tuborg işsizi. Diğeriyse; AKP ile CHP arasında kendini bulunmaz Bursa kumaşı bellediğinden namaz kılanlara ve Allah’a yalvaran meczuplara sahip çıkan Müslümanlık kimliğini oy kutusu gibi gören, yine de sözüm ona Cumhuriyetçi, Atatürkçü, sosyal evli sapık CHP milletvekili adayı. Hemen sildim ve günlük kötü dileklerimi yüreğimden sessizce geçirdim. Dindar Atatürkçünün sayfasında bir iki dakika dolandım. Soyismi tanıdıktı. Klasik milli koşullanma ile Büyük Ortadoğu projesi takıntısı ve paranoyası vardı ve olağan ve alışılmış standart çizgide Amerika’ya veryansın edip duruyordu. Eh! Karısı evlilik kurumunun gereği icabı, kendisini her gün dinleyip onaylıyordur ve saldırgan tacizci cesaretini günlük olarak güçlendirip tazeliyordur diye, kendi Orta-Doğu ve Doğu kadını koşullanmalarımın, Türk erkeğine saygıda kusur etmemek takıntımdan kendimi hızla kurtarıp, içimden ikisine de küfrettim.

Açıkçası Tiger’dan ümidimi kesmişliğim var. ‘Yargı İktidarsızlığı’ imasıyla, çaktırmadan ve güya kimse bilmeden her zaman yaptığı şeyi uyumadan önce herhalde yapmış ve beni düşünmeyi de ihmal etmemiştir diye düşündüm. Evliliğimin katili kendisi değil bizzat kendimdim. Birbirine çoktan anne-baba olmuş pisi ile kendimi tekrar sokağa ava düşüren, ‘O’ değil, paylaştığımız ideolojimizin bir çoğuna göre daha zor ve güç gerektiren seçimi; özgürlük adına yalnız ayakta durabildiğini kendine yeniden ve yeniden kanıtlama gereğiydi, bu yarışmacı dünya düzeninde.

Bir ‘yolcu’ aramıştı. ‘Keloğlumu’ özlemle hergün anımsayan ihtiyar. ‘Çeto’dan çok umutlu değildim. Yıllardır Çilli hayaliyle yaşamda kalabiliyordu zaten, muhtemelen diğer arkadaşları gibi, benim bir yıl önce vermiş olduğum kararı, o yıllarda temsil ettiği benzer ideoloji adına verip yalnızlığı seçtiğinden beri.

‘Keloğlumu’ düşündüm. Maalesef, artık annesi bendim beğense de beğenmese de, nikah değil bir tür ticari ortaklık hesabı peşinde olsak da; 45’inde yaşama tutunmak için, ikimizin de gerçekten güvenebileceğimiz başka sevinç kaynağımız ve umudumuz kalmadığı için, bu terörle dolu ideal arayışımızda.

Ve yine rüyamı düşündüm! Bir tür şehir banliyösündeydim. Teröristler sanırım Kürt’tüler, geceyi topluca geçirdiğimiz bir tür okul binasını günlük olarak basıyorlardı. Öldürülebileceğimizin bilincindeydik ama her nedense bizi öldürebileceklerini her anımızda bize hissettirmenin gücünü bize yaşatırken, komiktir aslında, bize doktor olarak ihtiyaçları vardı. Birisini muayene ediyordum her gün. Kibarca soruyordum; PA Akçiğer grafisi de isteyelim mi? Ve tetkikleri kendi cebimden ‘Düzen’ laboratuvarında yaptırıyordum, sanırım özel ve temiz ve güvenilir olduğu inancımla. Terörist gülümsüyordu. Otobüsteki diğer post-menapozal kadın, Kolejli kocasını, benim teröristin arkadaşlarının nasıl katlettiğini anlatıyordu anneme.

‘Musevi Balıkçı’ tıkladı. Gerçekten korkuyordu. Beni bırakmayacaksın de mi? diye sordu, her geceki gibi. İçimden tekrar ettim. Dostum, dinini dayatacağını bilsem bile, senden daha çok güvenebileceğim hiç kimsem kalmadı, askerler ‘Keloğlan’ı itip kakmaya alışalı beri.

Ritüeli açtım. Doğruca 33. Hukuk zaten güvenilmezdi. Ve üçünü de affettim. Rolüm gereği!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 398
Kayıt tarihi
: 21.03.12
 
 

Halk Sağlığı Profesörü, Kamu Yönetimi ve Avrupa Birliği Uzmanı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster