Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1605
 

Roman Kahramanları

Roman Kahramanları
 

İlkokula giderken okuduğum kitapların kahramanlarına özenirdim. Onlar gibi olmak isterdim hep. En çok "Küçük Prens"i severdim. Uzaklarda,küçücük bir yıldızda yaşaması mı,yalnız bir çocuk olması mı, yoksa bilgece sözleri miydi beni etkileyen bilemiyorum... Bugün bile aklıma geldikçe sayfalarını çevirdiğim başucu kitaplarımdan biridir. Ve hala St.Exupery'nin kayboluşundaki sır aklımı kurcalar! Anımsarsınız, kendi uçağıyla havalandıktan bir süre sonra kayboluvermişti. Ne ölüsü,ne dirisi,ne uçağının bir parçası bulunabildi... Küçük Prens gibi böyle birdenbire ortadan kayboluvermesi bana aslında Küçük Prens'in "kendisi" olduğunu düşündürür...

Lise yıllarında Yunan Tragedyalarına takılmıştım. O yılların isyankar ruhuyla, "Antigone" idolüm olmuştu. Erdemi ve kurallara karşı çıkışıyla büyülemişti beni. "Penelope"nin o sonsuz sabrına ise saygı duymamak mümkün değildi. Bir kadının savaşa giden erkeğini ondan uzun yıllar haber alamamasına karşın aynı umutla beklemesi, inanılnaz bir sabrın göstergesi olmakla birlikte derin bir aşkın da ifadesiydi. Bu arada "Akhilleus"a da sırılsıklam aşıktım...

Sonraki yıllarda roman kahramanlarına tutkuyla bağlanmayacak kadar büyümüştüm. Kitabın kapağını kapattıktan sonra kendi dünyama dönebiliyordum artık. Ama zaman zaman "Anna Karenina" kadar aşık,Prens Mişkin kadar "Budala", Meursault kadar "Yabancı" hissettiğim oluyordu kendimi. Olur olmaz yerde "Don Kişot" luğum tutuyor, ağaçlarla konuşuyordum "Ze Oroco" gibi. Adalet Ağaoğlu'nun bedensiz, Ayla Kutlu'nun yaralı kadınları içimi acıtıyordu. Ebedi kahramanlarımsa Yuri ile Lara'ydı. Kış mevsimine bakışımı değiştiren "Dr. Jivago" sevdiğim romanlar sıralamasında hep ilk sırayı almıştır.

Mutlaka siz de Bihter'in yasak duygularının karşısına dikilip, Nihal için üzülmüş; Feride ile birlikte Anadolu köylerinde dolaşarak kırılan gururunu onarmaya çalışmışsınızdır. Kötü bir şey yaptığınızda, içinizde bir Raskolnikov tedirginliği yaşamışsınızdır,hiç kimse bilmese de...Aşkını ifade edemeyen her gencin içinde bir Cryno de Bergerac oluşu bir rastlantı değildir.

Etrafımıza baktığımızda; oturduğumuz apartmandan ,alış veriş yaptığımız markete, okuduğumuz okuldan çalıştığımız iş yerine kadar roman kahramanı olacak öyle tiplerle karşılaşırız ki! Emma Bovary'ler, Goriot Baba'lar, Scarlet O'hara'lar, Bekçi Murtaza'lar,Irazca Ana'lar ... gözümüzün önünde canlanmış gibi dururlar. "Abdi Ağa"ların ardı arkası kesilmeyen ülkemde daha çok "İnce Memed" lere ihtiyacımız olduğu bir gerçek değil mi? Ve bir çoğumuzun içinde bir "Dr.Jekyll ve Mr. Hyde olmadığını bize kim söyleyebilir?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar, Yeni bir edebiyat dergisi çıkmış, bana ilginç geldi, sizinle paylaşmak istedim. Selamla, sevgiyle... MS www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13609648.asp?yazarid=4&gid=61

Mehmet Sağlam 
 28.01.2010 9:02
Cevap :
Geçtiğimiz cumartesi akşamı TRT 2 de Selim İleri'nin programını izlerken öğrendiğimde tıpkı sizin söyledikleriniz geçti aklımdan. Bu hınzırca düşünceyle kendi kendime gülümsedim. O dergiyi ilk fırsatta almak istiyorum. Hatta bir de yazı göndermek. Yazımı anımsamanız beni çok duygulandırdı, mutlu oldum. Teşekkürler,selamlar...  28.01.2010 10:49
 

İlk okuduğumda Anna Karenina'ya çok kızmıştım. 17 yaşımdaydım ama. Sonra, yıllar sonra 30'larıma geldiğimde tekrar okudum Anna Karenina'yı. O artık en özel kahramanımdı ve saygı duymuştum aşkına. Nihal'e hep acımıştım ben. Bihter'e kızardım:) Şimdi yeniden Eylül'ü okuyorum çok da keyif alıyorum. Beni alıp gezdirdiniz ya klasikler arasında çok yaşayın e mi?:) Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 16.11.2008 18:03
Cevap :
Eylül'ü benim için de okuyun.Aslında Suat karakteri bir Anna Karenina kadar güçlü çizilmiştir bence. Siz de çok yaşayın. Sevgiler...  17.11.2008 8:44
 

daha önce de okumuştum bu yazınızı şimdi tekrar okuyup (yazılarınız kitap tadında ara,ara açılıp okunan sıcaklıkta:)şimdi ise yorumyazayım istedim...yukarda ki resime takılı kalıyorum bu sayfayı açınca...o kadar güzel ki resim...okuduklarımızda ki kahramanlar da bizi böylesine sarıp sarmalıyor...çok doğru bir seçim olmoş resim...ben ise hayatımın kitabı dediğim martı da asılı kalmıştım ç okkk uzun süre (hala da etkileri üstümde) martı livingstone ruhuma çokk derinlere atıp gitti imzasını...sizin erdem üzerine yazdığınız bloğunuz gibi :)))

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 14.11.2008 22:26
Cevap :
"Martı" yı okumadım. Ama Bloğunuzda öyle güzel anlatmışsınız ki okumak şart oldu! Bazı kitapların etkisi üzerimizden uzun süre gitmiyor. Bu da güzel bir şey aslında, "insan" yönümüzü görüyoruz böylelikle. Sevgiyle kalın.  15.11.2008 19:31
 

Çocukluğuma dönüp baktığımda hayıflanıyorum. eden mi? Fazla kitap okuyamadığımdan. Bir kasabada okudum orta okulu kitapcı dükkanı bile yoktu. ona içede liseyi bu kez kitapcı var ama hiç para yoktu. Yazları sattığım simitle biriktirdiğim para ile ancak ders kitaplarını alabiliyordum.

Yapukay 
 23.10.2008 16:52
Cevap :
Sağlık olsun sayın Yapukay. Siz kendinizi o şartlar altında bugüne hazırlamışsınız. Daha ne olsun? Ama okumanın yaşı elbette ki yoktur. İstedikten sonra bir yerden başlayabilirsiniz.  23.10.2008 20:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 1829
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2019
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster