Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '19

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
173
 

Romantizmamız Tuttu!

Son aylarda komediden drama, amatöründen profesyoneline kadar tesadüfen öyle kötü oyunlara maruz kaldım, unun, şekerin, yağın olduğu ama helvanın olamadığı çok ünlü isimlerin rol aldığı prodüksiyonlarda, lise müsamereleri seviyesinde peş peşe öyle oyunlara denk geldim ki, Romantizma’ya da pek ümitli gitmemiştim doğrusu. İyi ki yanılmışım. Epeydir bu kadar eğlenip, kahkahalar attığım bir oyun izlemedim.  Biz, yaşları, ilgileri birbirine benzemez üç kişi ve geri kalan tüm salon hep birlikte gülmekten yerlere yattık, hele ikinci perdede halaylı, alaylı Türk usulü tüm klişelerin peş peşe yaşandığı komik bir düğünün içinde bulduk kendimizi, hâlbuki tiyatroya geldiğimizi zannediyorduk. Oyun sonunda toplu düğün fotoğrafı bile çektirdik.

Konu bildik; kadın-erkek ilişkisinin biraz incelikli, biraz komik halleri. Durum tespitleri her iki cins içinde yerli yerinde. Seyircilerin çoğunda oyunda geçen hikâyelerin, tiplemelerin gerçek hayatlarında karşılıkları var ki, arka sırada ya da önümde oturan çiftlerden, “bak işte aynı bizim düğün” diyenleri, “Al işte tıpkı baban” deyip kahkaha atanları, “Senin Fazilet Teyzen sanki değil mi?” diye fısıldayıp gülüşenleri duyuyorum. Oyun aslında iki kişilik, ama biz seyirciler sahnede “bahsi” geçen onlarca kişiyi psikolojik tahlillerini bile yapacak kadar tanıyor, ayrıca tüm salon hep birlikte oyuna katılıyoruz. O zaman iki kişilik oyun oluyor mu size, sözü edilen eşe dosta ilâve, figüran seyirciler ordusunun katılımıyla devasa bir kadro. Biz seyirciler kız tarafı, oğlan tarafı diye gruplara ayrılmışız bile. Kadınlar, Yasemin(Janset)’le, erkekler Uğur(Gökçe Özyol)’la oyunun başından sonuna kadar empati içinde. Sahnede, tiyatroda olduğunuzu unutturacak kadar rahat, doğal ve kasmadan oynayan bir kadın ve bir erkek var...

Konu basit aslında; birbirlerini severek evlenmiş, yirmi yıldır evli “eskimiş de olsa iyi bir ilişkileri” olduğunu düşündüğünüz bir çifti izliyoruz. Evlendiklerinde parasızlıktan düğün yapamamış, sonraları durumları düzelmiş ama düğün yapmamış olmaları içlerinde ukde kalmış bir çift Yasemin’le Uğur. Yurt dışında okuyan boylarınca bir kızları bile olduğunu öğreniyoruz. Bizimkiler yıllar sonra yeniden nikâh tazeleyip, konukların da aklından kolay çıkmayacak, anlı şanlı bir düğün yapmak niyetiyle yola çıkıyorlar. Davetli listesinden oturma plânına, menüden, gelinlikle damatlığa hatta balayına gidilecek yere kadar her şeyi belirlemişler ancak iş daha orada çatallaşmaya başlıyor, Yasemin’in de Uğur’un da kafasındaki düğün birbiri ile pek uyuşmuyor...

Küçük sürprizleri kaçmasın diye konuyu baştan sona anlatmayacağım ama bugünlerde işten güçten eğlenmeye vakit bulamamışsanız, size kahkaha terapisi gibi gelecek, Romantizma’yı kaçırmayın. Hele ufukta evlilik ve şaşaalı bir düğün niyetiniz varsa zaten bu oyuna gitmeden düğününüzü plânlamamalısınız.

Janset (Paçal),Tatlı Kaçıklar, Ayrılsak da Beraberiz, Yarım Elma dizilerinde, arızalı, sevimli ama birazcık kaçık kadın tiplemelerinde yüksek lisansını, doktorasını çoktan yapmış sempatik bir oyuncu. Gökçe Özyol, pek çok farklı rolün üstesinden gelebilmiş başarılı bir aktör. Bu ikili Romantizma’da öyle tatlı bir uyum yakalamışlar ki, abartmadan –mış gibi yapmadan, küçük hataları, kopuklukları bile oyunun içine yedirerek, en önemlisi kendileri de eğlenerek oynuyorlar. Aralarındaki ahenk doğrudan seyirciye geçiyor. Dekordan, ışığa, kostüme kadar herkes sahnede izlediğiniz tabloda farklı renklerden doğru bir harmoni yaratmayı, ortak bir ses çıkarmayı başarmış.

Romantizma’nın senaryosu, Murat Dişli, Alper Atalan ve Zeki Enes Akkan’dan oluşan daha önceki işleri ile de başarılarını kanıtlamış bir ekibin işi. Bu üçlü sanki dünyaya Adem’le Havva’nın ilişkilerindeki ezeli ironiyi kaleme almak için gelmiş. Aralarında kadın olmamasına rağmen çok iyiler. Bir de onlarla benzer frekansta, içerden tüyolar veren bir karşı cins ekibe katılmış olsa Allah bilir daha neler yaparlar? Kendisini, “adeta bir etkinlik hayvanı” sözleriyle özetleyen Gergedan Yapım, Cengiz Şahin ve Hakan Yılmaz da başarılı yapımlara imza atmışlar. Müzisyen yönetmen Oktay Şenol ise daha önce sahneye koyduğu çocuk oyunlarındaki sade ama eğlenceli havayı bir yetişkin oyununa başarıyla taşımış. Kısaca Romantizma uyumlu bir ekibin başarısının ürünü. Janset, düğünde “bizim oraların dansını” yaparken nasıl zarif ve güzelse Gökçe Özyol’da kaşık havasında o kadar sevimliydi. Arkadaşlar bizi çok güldürdünüz, ne diyeyim Allah da sizi güldürsün… Her temsilde izleyicinin de ekiple bütünleştiği bu eğlenceli düğüne kız tarafı olarak hepinizi davet ediyor, Romantizma’yı yaşayan orta yaşlı eski evlilere romatizması az, romantizmi bol sonsuz mutluluklar diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1203
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

 Hacettepe Üniversitesi mezunu, nörobilimden psikolojiye disiplinlerarası eğitime hevesli bir Tür..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster