Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '19

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
120
 

Rozet

Gazanfer ERYÜKSEL

Yakaya takmak için yapılmış, dikdörtgen veya yuvarlak bir simgedir rozet. Bir aidiyet, bir taraflılık işaretidir.

Rozet kavramına geniş bir açıyla baktığımızda, giysi seçimi ile sıkça kullanılan sözcük ve/veya tümceleri de bu bağlamda değerlendirmemiz mümkündür.

Rozet takmak bir şeyi âdeta insanın gözüne sokmak, hatta yüksek sesle ifade etmektir.

Neden rozet takar insanlar veya rozet giysiler seçer, yüzükler takar ve hatta bir sözcüğü veya bir tümceyi gösterirler bize? Bu soruya son dönemde yaptırılan çeşitli dövmeleri de rahatlıkla ekleyebiliriz. Salt kendileri olmak yetmez mi onlara da bir işarete ihtiyaç duyarlar?

Bunları düşünüp yazarken kendi çocukluğuma uzandım.

İlkokuldayım. İhtimal birinci sınıf. Teneffüsteyiz. Bahçede konuşuyoruz arkadaşlarla. Biri Galatasaraylı olduğunu söylüyor, diğeri Beşiktaşlı olduğunu. Benden bir ses çıkmayınca soruyorlar, “Sen hangi takımı tutuyorsun?” diye.

Bilmediğimi söylediğimde ise çok şaşırıyorlar. Olmaz böyle şey, diyen gözlerle bakıyorlar yüzüme. Bende bir eksiklik var onlara göre…

Akşam eve gelinde babama okuldaki konuşmaları anlatıyorum. Babam gülümseyerek başımı okşuyor. “Oğlum, biz sülâlece Fenerbahçeliyiz” diyor.

Ertesi gün arkadaşlara söylüyorum. “Babama sordum. Biz Fenerbahçeliyiz…”

Bir iki arkadaş “Yuh!” demiş olabilir. Geçmiş gün…

Ortaokulda ilk kez bir ceketim olunca yakama Fenerbahçe rozeti taktığımı hatırlıyorum. Lisedeyken de Pertevniyal rozeti yerine Fenerbahçe rozeti…

1970’de Akademi’de öğrenci olduğunda ise büyük bir hevesle İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi rozeti almıştım. Gel gör ki kısa süre sonra ceket yerine mont veya anorak giymeye başladığım için rozet evde bir çekmecede kaldı.

O yılların giysi rozeti ise parka ve postal idi. Geceleri müzisyenlik yaptığım için ailemden para istemesem de babama sormuştum. “Baba, parka almak istiyorum” diye. Babamın cevabı çok sert olmuştu. “Damgalı eşek gibi mi gezeceksin? Ben senin fikrine karışmıyorum.”

Kısa bir düşünce tartısından sonra parka almadım. Ama Kapalıçarşı’da eski eşya satan bir dükkândan omuza asılan bir asker çantası almıştım ki onu senelerce kullandım.

O dönemin yaygın rozetlerinden biri de bıyıktı. Çünkü parkayı devrimciler de giyiyordu, ülkücüler de. Ayrımın işareti ise bıyıklardı. Sarkık bıyık olunca ülkücü, Bektaşi bıyık bırakılınca da devrimci olunuyordu. Badem bıyıklılar ise Milli Nizam Partisi’nden MSP’ye geçti, bu silsile bugün de AKP’de sürüyor.

Yüzük ve rozet

Alyans denilen yüzük toplumda nişanlı veya evli olduğumuzun işaretidir. Yüzük söz konusu olduğunda siyasal İslamcılar altına takıya karşı olduklarından gelir durumlarına göre platin veya gümüş yüzük takarlar. Ayrıca iri taşlı gümüş yüzükler aynı kesim için bir başka rozettir.

Sosyal medyanın getirdiği geniş paylaşım sayesinde bir “Hayırlı Cumalar!” dalgası oluştu son dönemde. Bu da ayrı bir rozet bence. İşte buradan sözel rozetlere geçebiliriz.

Bir gün bir kahvede üç arkadaş oturmuş konuşuyoruz. Sohbet nasıl aktıysa bir arkadaş, “Ben Marksist’im!” dedi.

Durakladım. Altyazı geçti hemen. Al sana bir rozet daha… Ve şöyle dedim. “Bana Marksist bir analiz yapar mısın?”

Arkadaş ezbere çarpım tablosu okuyan bir çocuk edasıyla konuşmaya başladı ve ne kadar PKK sloganı vardı saydı döktü.

Gülümsedim. “Bu dediklerin sadece PKK sloganı, Marks mezarında ters dönmüş olmalı…”  Ve Lenin’in şu sözünü hatırlattım. “İşçi sınıfını ve emekçileri inanç ve etnik temelde bölenler karşıdevrimcilerdir.”

Sloganlarla düşünmenin mümkün olmadığını gel de anlat insanlara.

Uzun sözün kısası her türlü rozet ihtiyacı bir eksikliğin belirtisi olmasın sakın. O işaret sayesinde insanlar topluma bak bende neler var, diye göstermektedirler.

Farklı açılardan şeylere bakabilmek ne büyük bir varsıllıktır. Aynı noktaya bakıp da çok farklı şeyler görüp tamamen değişik yorumlar yapmak ise evrenin giderek genişlemesinin bir izdüşümü değilse nedir?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 204
Kayıt tarihi
: 16.12.15
 
 

1952 Yılında İstanbul'da doğdu. Pertevniyal Lisesi'ni ve İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akad..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster