Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '06

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
624
 

Rtük, görevini yapıyor!... Ama nasıl ?

Toplum olarak genel anlamda iş dışında kalan vakitlerimizi değerlendirmede sınırlı sayıda seçenekle yetiniyoruz. Eğitim düzeyimiz ne olursa olsun hemen hepimiz televizyonu hayatımızın belli bir noktasına yerleştirmiş durumdayız. Kimimiz için televizyon başlıbaşına bir bilgi kaynağı kimimiz içinse sadece boş vakitlerimizi dolduran herhangi bir uğraştan ibaret. Dinlenmek kafayı boşaltmak için izleyenler olduğu kadar, gerçekten kültür, sanat ve eğitim için faydalananlar da yok değil.

İzlediğimiz yayınlara hiç alıcı gözüyle baktınız mı? Yani sadece pasif etkisiz bir izleyici olarak değil sorgulayan irdeleyen bir tv izleyicisi olmayı denediniz mi? Ne izliyoruz, ne veriliyor bize ve biz bu sunulandan ne alıyoruz? Verileni sunulanı hiç sorgulamadan mı eleştirmeden mi kabulleniyoruz?

Bir anne gözüyle baktığımda çocuklarımızın da televizyon kültürünü çok erken edindiği ülke şartları içersinde bu konuda çok daha dikkatli ve duyarlı olmanın bir zorunluluk haline geldiğini düşünüyorum. RTÜK bu konuda üstüne düşen sorumluluğu! kimi zaman geç de olsa yerine getirmeye çalışıyor.

Artık çeşitli yayınları izlerken başlangıçta ya da yayının ortasında ekranın sağ üst köşesinde birtakım uyarı işaretleri görüyoruz. Bu yayıncılık anlayışının bir gereği olmanın ötesinde toplumu eğitmek ve doğru yöne kanalize etmek adına tasarlanan bir uygulama olsa gerek.

Belli saatlerde yayınlanan yabancı ya da yerli yapımlarda kimi zaman ailece izlenebilir kimi zamansa 7+ ,13+, 18+ gibi yaş sınırlarının yanı sıra, şiddet ve korku, cinsellik ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar adı altında belirlenen toplam 7 işaret gösteriliyor. RTÜK akıllı işaretler olarak adlandırılan bu işaretleri çocuk ve gençleri cinsellik, şiddet, olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar (kötü dil kullanımı, sigara, alkol, kumar ve madde bağımlılığına özendirme, her türlü ayrımcılık ve intihar sahnelerinin gösterilmesi) gibi zararlı yayınlara karşı korumak için geliştirilmiş görsel-işitsel uyarı sistemi olarak nitelendiriyor.

Peki tüm bu uyarı işaretleri ne ölçüde yerinde kullanılıyor buna dikkat ettiniz mi? Bir dans yarışması ne derece ailece izlenebilir bir program olabilir ya da çocuklara sihirle her sorunun çözülebileceğini aşılayan bir dizi film ne kadar aileye hitap edebilir? Biri her türlü küfür ve sakıncalı kelimelerle zihnimize bombardıman yaparken bir diğeri sihir yaparak her türlü yanlışın ve hatalı davranışın çözülebileceğini anlatmıyor mu bizlere?

Bunlar kadar kimi yerli ya da yabancı filmlerde bu akıllı işaretler öylesine yanlış bir şekilde kullanılıyor ki, anne baba ve çocukla bir arada izlenemeyecek birçok şiddet korku ya da cinsellik öğesi içeren yapımlar ailece izlenebilir uyarısıyla ya da 7+ ,13+ gibi uyarılarla izleyiciye sunuluyor. 7 yaş üstü çocuklar henüz çocukluktan çıkmamış her gördüğü ve duyduğunu hafızasına kaydedecek yaşta olmaları nedeniyle 13 yaş üstü çocuklar da çocukluktan ergenliğe geçiş döneminde ve kişilik arayışı içinde olmaları sebebiyle bu yayınlardan olumsuz etkileniyor.

RTÜK korku, şiddet ve cinsellik içeren yayınlar konusunda da bizlere birtakım uyarılarda bulunuyor bulunmasına ancak çizgi filmlerde, sinema ya da dizi filmlerinde, yarışmalarda, kimi spor (kick box, boks, futbol) dallarına ilişkin maçlarda korku ve şiddet özendiriliyor ve o yayınlarda bu uyarılar eksik kullanılıyor ya da tam anlamıyla kullanılmıyor.

İlkokul çağındaki çocuklarımız ekranda sürekli savaşan dövüşen kavga eden birbirine fiziksel zarar veren çizgi film karakterlerini izliyor, gerçek hayattan uzak fantastik bir dünyayı öylesine benimsiyor ki kendini hayal dünyasındaki bu karakterlerle özdeşleştiriyor. Tom Jerry, Voltran, He-Man, Robotek, Tazmania Canavarı, Temel Reis, Süpermen ve daha birçok çizgi film bu olumsuz örnekleri içeriyor.

RTÜK devleti temsil eden bir yapı olması sıfatıyla yayıncılık anlayışının bir gereği olarak muhakkak ki halkı doğru yönlendirmek ve gelecek nesillerin sağlıklı bir şekilde yetişmeleri adına toplum hayatında çok etkili olan kitle iletişim araçlarına gerekli uyarıları yapmalı. Ancak bu görevi layıkıyla ve eksiksiz biçimde yerine getirirse yapılan işin gerçekten bir anlamı olacaktır. Aksi takdirde varolan bir yanlışa bir yenisini eklemekten ileriye gidilemeyecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 3742
Kayıt tarihi
: 16.06.06
 
 

Ankara Üniversitesi İletişim Fak. mezunuyum. Halkla İlişkiler dalında aynı üniversitede yükseklisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster