Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '10

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
1311
 

Ruh sağlığı mahkemeleri: Hapishaneye bir alternatif olarak, tedavi yoluyla adalet denemeleri

Ruh sağlığı mahkemeleri: Hapishaneye bir alternatif olarak, tedavi yoluyla adalet denemeleri
 

Çeviren: Eda Erdener*

2004 sonbaharında 39 yaşındaki bir eroin bağımlısı ve kocası, Brooklyn’de bir soyguna karıştılar. Mağdurlar tarafından teşhis edilen ve sonrasında yakalanan koca hakkında, uzun süreli hapis cezası hükmüne varıldı. Tutuklanmasından 5 ay kadar sonra, bağımlı eşi de soygundan suçlu bulundu. Buna karşın, eroin bağımlısı kadına verilen ceza, hapsedilme yerine tedavi oldu.

Brooklyn Ruh Sağlığı Mahkemesi, New York’taki “terapötik” ya da “problem-çözme merkezli” mahkemelerin ilk ve en geliştirilmiş şeklidir. Bu vakadaki kadın, avukatı aracılığıyla bu mahkemeye başvurdu ve kendisinin, “halüsinasyon ve paranoyanın eşlik ettiği tedavi edilmemiş, ciddi ve döngüsel depresyondan” muzdarip olduğu bulgulandı. Bunun dışında, bir uyuşturucu satıcısı olan annesinin öldürülmesine 8 yaşında iken tanık olduğu ve buna bağlı “travma sonrası stres bozukluğunun” geliştiği de görüldü. Bu bulguların ışığında, eğer tedavide kalırsa ve iki yıl boyunca başka herhangi bir silahlı soyguna karışmazsa serbest bırakılacak ve denetimli serbestlik (şartlı tahliye) hakkı doğacaktı.

Uyuşturucu madde mahkemeleriyle bağlantılı olarak “terapötik (tedavi edici) adalet” kavramı, neredeyse 20 yıldır adalet sistemi içinde yer almaktadır. Buradaki temel varsayım, “<ı>bir mahkemenin otoritesinin, birçok sosyal problemin yaygınlaşmasından önce, suç davranışında bulunan akıl hastalarının tedavisini de içeren bir şekilde, kişiler üzerinde yararlı etkiler sağlayabileceğidir”.

Akıl sağlığı mahkemeleri, ciddi ya da kalıcı akıl hastalığı olan sanıkları belirlemek ve onları hapis yerine tedaviye yönlendirmek amacı güder. Bu mahkemelerin artması, 40 yıl ya da daha uzun bir süreçte, toptancı zihniyette olan ruh sağlığı hastanelerinin kapanmasına da yol açacaktır. Kurumsallaştırmanın kaldırılması amacı övgüye değer olmakla beraber, toplumsal ruh sağlığı programlarına ayrılan fonlar artmadıkça, bu durum kurumlar arası bir geçişle sonuçlanacak, ülkedeki cezaevleri ve hapishaneler, en geniş ruh sağlığı hizmeti veren tedarikçiler olacaktır.

Adalet bakanlığı, devlet ve yerel hapishanelerde kalan mahkûmların yaklaşık % 16’sının akıl hastalığından muzdarip olduğunu tahmin etmektedir. Ceza adalet sistemi için önemli miktarda bir para, bu gruptan gelen vergilerle karşılanmaktadır. Bu bedelden, hapishanede kalmanın mal olduğu esaslı bir zararı da çıkarırsak, “terapotik bir yaklaşım”, akıl hastalarıyla ilgili davalarda oldukça mantıklı görünmektedir.

1. RUH SAĞLIĞI MAHKEMELERİNİN ÇIKIŞ NOKTASI:

Brooklyn Ruh Sağlığı Mahkemesi, 2002 yılında açıldı ve ilk başta “şiddet içermeyen türde, erişkin, akıl hastalığı olan ve soygun suçunu işleyenleri” içermesi planlandı. Şiddet içeren suçlular dışarıda bırakıldı, çünkü kamu güvenliği yararına akıl hastalığının kriminalize olmasından korkuluyordu.

Problem-çözme yaklaşımının merhametli savunucusu olan New York Başyargıcı Judith S. Kaye bu uygulamayı ilk başlatan kişiydi. Mahkemenin başlamasından altı ay kadar önceki pilot aşamada, tedavi planının süresi, güvenlik konuları, savunma müzakereleri ve diğer sorunlu konular belirlendi, tartışıldı ve çözüme bağlandı.

2. RUH SAĞLIĞI MAHKEMELERİ SÜRECİ: BROOKLYN RUH SAĞLIĞI MAHKEMESİ:

Savunmanın tedavi amaçlı kabulü, kişinin cezaevinde kaldığı süreci içermektedir. Ama bu sürecin hapishane dışında da işlemeye başlaması, hapishane sürecinde tedavinin bir kısmını başarılı bir şekilde tamamlamaya ve sertifikasyon sürecine bağlıdır ve iki türde yapılabilir:

İlki, eğer davalı, hapishanede kaldığı bu süreçte tedavi programında başarılı olursa, bu iyileşme periyodu 12–18 ay arası olarak belirlenir. İkincisi, direk olarak şartlı tahliye olan kişinin tedavi sürecinin başarıyla sonuç vermesinin ardından, süreç 18-24 ay olarak belirlenir. Bu süreler aslında keyfi olarak (<ı>arbitrary), savunma ve iddia makamı arasındaki müzakereler sonucu belirlenmiştir.

Başlangıçta, dışarıda kalınacak olan uzun sürede tedavide olası bir başarısızlığın getireceği büyük tehlikeyi göz önüne alarak, mahkeme, saldırı içermeyen erişkin suç davalarını aldı. Sonraki zamanlarda, şiddet suçlularını savunan bölge savunma avukatları ve şahsi savunma avukatları ile müzakereler yapıldı ve özellikle diğer çocuklara ve öğretmenlerine karşı şiddet göstermekle suçlanan ergenler de bu çalışma kapsamına alındı.Bu kapsam dışında kalanların, parametrelerin yeniden değerlendirilmesi için mahkemeye baskı yapmalarıyla bu kapsam iyice esnetildi ve tedavi arayan suçlu akıl hastalarına da yardım teklif edildiği bir yer haline geldi.

A. ŞİDDET İÇEREN SUÇLULARIN MAHKEMEYE KABULÜ:

Şiddet içeren iki sokak soygununa karışmış olan genç bir adam, mahkemeye başvurdu. Üniversite öğrencisiydi ve davranışları, işitme halüsinasyonlarının eşlik ettiği ilk psikotik atağının -şizofreni- sonucuydu. Savunma avukatlarından oluşan birlik, bu genç adamı ruh sağlığı mahkemesine kabul etti. Böylelikle bu vaka, şiddet içeren suçluların da mahkemeye kabul edilmesinin başlangıcı oldu.Eylemin saldırgan doğasından dolayı, 18 aylık bir tedaviye karar verildi. Babası her hafta mahkemeye geldi ve oğlunun durumu hakkında rapor verdi. 18 aylık tedavi sonrasında, annesi, mahkemeye suçlamanın düşürülmesi için başvuruda bulundu. Mahkeme 6 ay daha tedaviye devam etmesine ve sonrasında davanın sona ermesine karar verdi. 2 yıllık bir suçluluk hayatı döneminden sonra, şimdi bu gencin aynı davayla bir işi kalmadı ve okuluna geri döndü.

Şimdiye kadar mahkemeye başvuranların yaklaşık % 40’ı şiddet içeren suçlara karışmışlardı. Hemen her vakada belirgin olarak, suçlular, hapishane yerine tedavi olmaya ve başarılı bir tedavi sonucunda da ödül olarak suçlamanın kalkması seçeneğine yönelmektedirler.

3. BAŞVURU, DEĞERLENDİRME, KARAR VE TEDAVİ SÜRECİ:

Mahkeme süreci, davalının mahkemeye başvurmasıyla başlar. Dava mahkemeye bir kez geldikten sonra, bir psikiyatrist ve bir sosyal çalışmacı, kişiyi değerlendirir. Psikiyatrik ve sosyal çalışma raporları, davalının ciddi veya kalıcı bir psikiyatrik hastalıktan muzdarip olup olmadığını ve hastalığın derecesini içerir. Bu rapor sayesinde kişinin mahkemeye uygunluğu belirlenir. Bu raporda, teşhis, psikiyatrik geçmiş ve risk durumu da yer alır. Son olarak, bir seçenek sunulur. Bu raporlar, savunma avukatına, yargıca ve iddia makamına verilir. Eğer davalı uygun bulunursa, tedavi teklif edilir ve klinik ekip bir tedavi planı hazırlar. Sonrasında davalı, tedavi sürecine girer, başarısızlıklar ve gelişmeler kaydedilir ve davalı, tedavi için salıverilir.

39 yaşında hırsızlık yapan bir kadına, eğer tedavi planını ihlal ederse 5 yıllık hapis cezası verileceği belirtilerek, şartlı tahliye edildi ve tedavi için salıverildi. Başlangıçta haftada 1 olmak üzere, sık olarak mahkemeye görünmesi gerekiyordu ve gösterdiği başarıya göre 4 aşamalı bir sertifika programına tabi tutuluyordu. Belirli bir müeyyideyi aşan şekilde anormal davranışları arttığı görüldüğünde ise, kısa süreli bir hapis cezası düzenleniyordu. Klinik ekip ise, düzenli olarak davalıda görülen gelişmeleri raporlandırıyordu. Başarılı olan katılımcılar salıveriliyor, başarısız olanlar ise hapishaneye geri dönüyorlardı.

A. KLİNİK EKİP:

Brooklyn Ruh Sağlığı Mahkemesi, diğer ruh sağlığı mahkemelerden farklı olarak, kendi klinik ekibine sahiptir. Sosyal çalışma alanında master derecesine sahip olan ve tüm iyileşme planını formüle eden klinik bir direktörün başkanlığında; bir lisanslı adli sosyal çalışmacı; tedaviyi verenlerle koordinasyon kuracak olan ve her bir kişinin raporlama kartını tutan, onları mahkemeye sunan 3 tane vaka koordinatörü bulunmaktadır. Bu ekip, günlük olarak birbiriyle toplantı yapar ve tedavi programını bırakacak olan kişiler olduğunda, gerekliyse bu konuda da toplanır.

B. TEDAVİ PLANI:

5 yıllık bir çalışmadan sonra, 344 davalı Brooklyn Ruh Sağlığı Mahkemesi’ne katıldı. Bunların 38’i mahkûm edildi, 162 tanesi % 81 gibi bir başarı oranıyla bu programı tamamladı. Kalan 144 kişinin bir kısmı, kendisi için program geliştirilmesini bekliyor ve hala programa devam ediyorlar. Bir kaçı öldü, bir kaçı da mahkemenin ilerleyen evrelerinde programa uygun bulunmadı.

Ruh Sağlığı Mahkemesinde, uyuşturucu madde mahkemelerinden farklı olarak, mali sorumluluk ve tedavi protokolü herkes için aynıdır. Diğer ruh sağlığı mahkemeleri, kişilere çok farklı aralıkta ücretler ya da tedavi sorumlulukları yüklerler. Örneğin Brooklyn Ruh Sağlığı Mahkemesindeki teşhis dağılımı; % 21 şizofreni; % 24 iki uçlu duygulanım bozukluğu; % 30 majör depresyon, % 12 şizoaffektif bozukluk şeklindedir. Bunların yarısı, bu hastalıklarına eş olarak madde bağımlısıdır ve aynı zamanda psikiyatrik tedavinin bir parçası olarak, bağımlılık tedavisi de görmektedirler. Ruh sağlığı mahkemelerine katılanların birçoğu için, bu tedavi planı evde, aileleri yanında ya da destek yaşam evlerinde yani toplumun içinde kalmalarına izin verir. Kimi zaman, ihtiyaç halinde tedavi planında değişiklikler yapılabilir.

64 yaşındaki bir kadın, Alzheimer hastası olan hayli yaşlı annesine karşı saldırgan davranışları nedeniyle suçlanmaktaydı. Yapılan tetkikler sonrasında, mahkeme keşfetti ki, davalı 34 yıldır çalıştığı işinden yeni emekli olmuş olup, özürlü abisine ve annesine yalnız başına bakmaktaydı. Kadına, depresyon tanısı konuldu ve suçlu bulunduktan sonra tedavi planına alındı. Git gelli depresyonu yüzünden tedavi planının bir parçası olarak hastaneye yatırıldı. Aylar süren mücadelelerden sonra, en sonunda davası salıvermeyle sonuçlandı.

17 yaşında fahişelik yapan bir kız, kendisini pazarlayan kişiden kaçma girişiminde bulunurken, kişiyi ağır derecede yaralamıştı. Genç kız, majör depresyona eşlik eden, tekrarlayıcı madde kötüye kullanımı nedeniyle yatılı bir madde bağımlılığı tedavi merkezinde tedaviye alındı ve 2 yıllık hapis cezasıyla karşı karşıya olmasına rağmen, tedavi programı esnasında kaçtı. Hapishanede geçirdiği birkaç hafta sonrasında, farklı bir terapi ve tıbbi bakım programı hizmeti başlatıldı. Oradan kaçmadı, maddeden temizlendi, başarıyla programı tamamladı ve şartlı tahliye edildi. Şu anda babasının yanında ve çalışıyor.

4. ELEŞTİRİLER VE BAŞARISIZLIKLAR:

Mahkemelere yapılan eleştirilerde en önemli nokta, özellikle kamu güvenliğini yakından ilgilendiren şiddet içeren suçlarda, toplumun bu suçun tekrarından korunamaması riskinin oluşudur. Çünkü tedavi programı dahilinde toplum güvenliğini tehdit eden bazı vakalara da rastlanmıştır.

Örneğin daha önce de aynı suçtan hüküm giymiş orta yaşlı bir eczacı, alkol ve ilaç etkisi altında arabasını kullanmaktan yargılandı. Tedavi sonucunda başarısız olursa 18 ay ila 3 yıl arasında bir hapis cezası ile yargılanması, başarılı olursa şartlı tahliye edilme şartı konuldu. Ne yazık ki birkaç hafta sonra alkol ve madde etkisi altında araba kullanırken kaza yaptı ve kimsenin yaralanmamasına karşın, kaza, mala zarar vermeyle sonuçlandı. Mahkeme, ona yeni bir şans tanıma hakkının var olmasına karşın, kamu yararını düşündü ve tedavi yerine hapse mahkûm etti.

Bu noktada, bu mahkemelere gelen en büyük eleştiri, toplumdan tecrit edilmeyerek tedavi gören suçluların hem toplumun güvenliğini tehlikeye atan yeni suçların oluşmasına hem de zarar gören kişilerin adalete inançlarının sarsılmasına neden olduğu konusundadır. Şiddet uygulayan ve suç işleyen kişilerin ceza almadığını gören kişilerin, hele ki kendisi ya da yakını bir zarara maruz kalmışsa, adalete inancının sarsılması söz konusu olacaktır. Bunu dışında akıl hastalığının kriminalize olmasında artış gibi bir risk de söz konusu olacak, bu da suç oranlarının artması riskini doğuracaktır.

Tüm olumsuz yönlerin karşın Ruh Sağlığı Mahkemeleri, akıl hastası kişiye, “ya şartlı tahliye ya hapis” şeklinde iki seçenek vermek yerine; bir üçüncü seçenek olarak “tedaviyi sunmakta, kişilere bir şans vermekte, toplumdan tecrit etme yerine topluma sağlıklı bireyler kazandırmayı hedeflemektedir.

*İ.Ü. Adli Tıp Enstitüsü Doktora Programı içersinde 2008 yılı Adli Psikiyatri dersi için sunum amaçlı hazırlanmıştır.

KAYNAK:
D’Emic, J.M. (2007). The promise of Mental Health Courts: Brooklyn Criminal Justice System Experiments with Treatment as an Alternative to Prison, Criminal Justice, Volume 22, Number 3, Fall, American Bar Association.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1886
Kayıt tarihi
: 22.02.10
 
 

Klinik Psikolog Eda Erdener, 1998 yılı İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü Lisans, 2002 yılı İ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster