Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ruh sağlığımızı bozmayın, lütfen!...

Ruh sağlığımızı bozmayın, lütfen!...
 

Kaynak: İnternet


İçki ve sigaraya her gelen zam, her gelen yasak için bizim düşünemediğimiz(!) sağlığımızı düşündüğünüzü söylüyorsunuz ya, bizler; on sekiz yaşını aşmış vatandaşlar ise ruh sağlığımızı bozduğunuzu ifade etmek istiyoruz!

Seçmen olarak nasıl ki akıl ve irademiz yeterli bulunuyorsa, lütfen izin verin de ülkeyi yönetecek olanları seçme yetimiz kadar kendi bireysel yaşantımızı tercih edelim ve yönetelim!

Seçim zamanı önemsenen halkı seçim sonrasında aptal yerine koyma durumudur bu ki şahsen ruh sağlığım bozuluyor!

Hayatımı idame ettirirken tüm vatandaşlık görevlerimi yerine getiriyorum; elektrik, su ve telefon faturalarını öderken zorlanıyor muyum diye umurunda değil kimsenin!

O faturaların içeriğinde olan bilmem ne vergisi, bilmem ne giderini de sormaya hakkım yok!

Takır-takır öde faturalar ile birlikte vergilerini!... Eee, bu vergiler neden diye sorma! Hele hele ödediğim bu vergiler nereye gidiyor diye hiç sorma!

Doğu neden fatura ödemiyor diye de sorma, maazallah barışı zedelersin; ödediğim vergiler çılgın projeler için kullanılmasın da diyemezsin!

Diyemezsin şekerim, bir: dinleyen olmaz, iki: üstelersen içeri tıkılırsın ki bir madde var; yedi ceddin gelse kurtaramaz, offf!

******

Madem sağlığımızı bu kadar düşünüyorsunuz ruh sağlığımızı bozmayın beyler!

Adalet delik-deşik oldu; her yeni çıkan kanun öyle muğlak ki işine gelenin önüne baklava tepsisi, diğerine zehir zıkkım!

Böcek gibi hissediyor insan kendini kardeşim, böcek! Her an ayak altına alınacakmışsın gibi… Kimin ne hakkı ve haddi var ki bana kendimi böcek gibi hissettirecek?

İster içerim, ister sevişirim; sana ne!...

Parsel parsel satıyorken vatan topraklarını çığlık attık, ruhun duymadı da benim edebim, benim sağlığım mı seni ilgilendiriyor?

Gülerim!...

******

Ayaklarımızın üzerinde duran bir nesiliz; çelme takmasanız yeter!

Akılımız da vicdanımız da yerinde; ne çocuk muamelesi yapın ne de zıvanadan çıkmış ergen; seçme-seçilme yaşı için uğraşırken yetişkin saydıklarınız var ya… Hah işte, bir öyle bir böyle yapmayın; ruhum acı çekiyor!

Ruhum acı çekiyor zira ben insanın dürüstünü severim; ruhum acı çekiyor çünkü samimiyet en değerli hazinem…

Yaşam şartlarına karşı korkusuzca durmaya çalışırken seçilen bir hükümetin benim adıma kararlar alması karşısında kendimi küçük görülmüş hissediyorum!

Sanki; ben bilmiyorum, sanki beceremiyorum da devlet benim adıma kararlar alıyor!...

Hayır yani; yetemediğim yerde yardımcı olmuş olsa, diyeceğim ki niyet iyi en azından!

O kadar iyi niyetliysen tedavi gören on sekiz yaş üstü erkek çocuklarının ailenin sağlık sigortasından yararlanmasını sağla!

Genel sağlık sigortası adı altında para toplama ki hakikaten sağlık anlamında iyi şeyler yapıldı diyelim!

******

Israrla sigara ve içkiye gelen zamlar ve yasaklar, inanın, yine de iyi niyet olarak algılanabilirdi eğer ki et, peynir, süt, benzin falan ucuzlasaydı…

Tarım için yatırım yapılsaydı; yatırımı geçtim, üretimleri yasaklanmasaydı!

İlle de ithal mal alacağız diye ekicilere kotalar konmasaydı ve kendi hayvan yetiştiricilerimiz yok edilip de hayvan ithal etmeseydik…

Baharda yeşil, yazda sarı olan ekinlerimiz hem bize hem de hayvanlarımıza yeterdi Toki ve diğerleri ille de kutu kutu ev yapmasalardı…

Ne ödediğim vergiler ne de binlerce ağaç çılgın projeler için harcanmasın istiyorum; bunu dediğimde hükümete karşı darbe planlayıcı durumuna düşüyorum ya; kahroluyorum!

Öyle doluyorum ki; vatana yapılan haksızlıklar karşısında resmen umutsuzluğa kapılıyorum!...

En azından, binlerce ağaç kesilecek diye hiç mi huylanmaz birileri, ne gerek var diye düşünmez?

Satılan-savılanlardan söz etsem üstüme yürüyenler olur da; ağaçlara da mı üzülmezsin be mübarek?

******

İçki yasakları konusunda (ki insan haklarımız içki yasaklarından daha çok yasaklandı; istediğinde Atatürk heykelinin önüne gidip bir buket çiçek koyamazsın mesela) ısrarla İsveç örneğini veriyorlar; şekerim bizim ülkede içki tüketimi 1.4, İran’da yasak olmasına rağmen resmi kayıtlarda 1.2 falan ki yasak olan yerlerde gerçek bir araştırma yapılamaz!

Haa, İsveç; kişi başına düşen gelir konusunda, vatandaşlarının söz hakları konusunda, efendime söyleyeyim, en az suç işlenen, milletvekillerinin bir öğretmen maaşı kadar, neredeyse, geliri olan bir ülke konumunda dünya liderlerinden...

Çocuk gelinleri yok, tecavüzleri yok, milletvekilleri maaşları normal müdür seviyesinde ve asla ömür boyu milletvekili haklarından yararlanma gibi bir ayrıcalıkları yok!

İçki konusunda İsveç örneğini veriyorsanız lütfen siz de İsveç milletvekilleri gibi davranınız!

Diğer türlü metabolizmayı fena bozuyor; ruh sağlığım bozuluyor!

Şikayet etsem ciddiye alan bir adalet olur mu diye düşünüyorsam zaten adalete de güvenmiyorum demektir…

Sonuç itibariyle seçmen olarak bana güvenen hükümet hayatımı idame ettirirken güvenmiyor. Durum böyle olunca ben de onların değer yargılarına güvenmiyorum.

Kendimi ifade etmem konusunda korkularım mevcut, zira hükümeti yargılamak ciddi bir suç: Hükümeti devirme planı!

Hükümet beni deviriyor, kendi benliğimi zedeliyor, sen bilemezsin diyor, senin yerine ben kararlar alırım diyor…

Benzin neden bu kadar pahalı, neden Suriye’nin iç işlerine karışıyoruz, neden pırlanta sıfır kdv sormak istiyorsun; cevap: Biz sizin iyiliğiniz için…

İyiliğimi düşünüyorsan sorma ve cevap alma hakkımı kullanmak istiyorum!

İyiliğimi düşünüyorsan “Seçmen” olduğum zamanlardaki gibi davran!

Üç çocuk yap, olmadı beş; tecavüzden hamile kalanlara kürtaj yapılmasın biz bakarız falan laflarla kandırma; hali hazırda işsiz milyonlarca insan var; Suriyelilere yaptığın kadar onlara yardım et!

Sokaklarda mendil satan, köprü altında yaşayan, o arada bali çekenlere sahip çık!

İhracat yapılıp da testlerden geçmeyen ürünlerin geri getirilip yurt içinde satılmasını geçtim, yurt içine pazarlanan ürünlerin testlerini yaptırın, bir zahmet!

Hani, hakikaten sağlığımızı düşünüyorsanız, GDO’lu ürünleri, içlerinde katkı maddeleri olan gıdaları yasaklayın; şakır-şakır satılıyorlar…

En bebe halindeki çocuklar maruz kalıyorlar; huuu, var olan bebelerin sağlıklı büyümelerini düşünün bebek yapın-yapın diye çığırtmadan önce!...

******

Şimdi, bu yazının bir çıktısını alsam, en yakın şikayet merciine ulaştırsam, “Şikayetim var hakim bey” desem, psikolojim çok bozuldu, desem…

Sahi, sonucu ne olur?

Ayol tecavüze uğrayan kızlara dahi “Ruh sağlığı yerindedir” diye rapor veren bir devlet kurumumuz varken bana verseler verseler “Hükümete alenen saldırı!

******

Altı-üstü doğrum-eğrim karışmasın; beni bana bırakın ne olur, hani seçimlerdeki gibi güvenin; bir pohpohlayıp bir böcek durumuna düşürmeyin, kendi yağımla kavrulayım, hep olduğu gibi; yok gün gelip baba, efendime söyleyeyim, gün gelip düşman gibi davranmayın!...

İnandırıcılığınız olmadığı gibi ruhsal çöküntü yaşatıyorsunuz; kimbilir belki bilerek belki bimeyerek...

 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 

SAHAFÇA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Padişahvâri yaklaşım ve yaptırımlar bunlar.Onların derdi insanların sağlığı değil sadece istediği yasağı koymak. İnsanlar Reyhanlı'da ölürken kalanların sağlıklarını niye düşünmeyip çok önemli olan ABD ye koştular? Vatandaşı düşünmek onların derdi değil ama insanlarımız hep koyun gibi güdülmekten hiçbir şey yapmıyorlar ne yazık! Alkışlanası muhteşem bir yazı Kalemine kelamınıza sağlık Gülgün hanım önerilerime aldım Sevgiyle selamlar ile

SAHAFÇA 
 27.05.2013 10:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster