Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '06

 
Kategori
Genetik
Okunma Sayısı
816
 

Ruh ve Genetik - 1

Ruh ve Genetik - 1
 

Yaklaşık on yıl kadar önceydi ilk bilgisayarla ilgilenmeye başlayalı. O dönemde her ne kadar okuduğum bölüm mühendislik de olsa, bilgisayar henüz yeni yeni girmeye başlamıştı hayatıma. Zaten bugünkü gibi İnternet kavramı da emekleme aşamasındaydı.

Kısa sürede temel bilgisayar bilgisini edindikten sonra programcılıkla ilgilenmeye karar vermiştim ve başladım C++ diliyle ilgili bir kitap okumaya. Bir süre sonra artık bir projeye başlayabileceğime inandım, oysa henüz tek bir satır kod bile yazmamıştım (bunun aslında ne kadar büyük bir aşama olduğunu daha sonra anlayacaktım).

Ne yapsam, nasıl bir program geliştirsem diye düşünürken, bir şekilde gecenin bir vakti "insan gibi düşünebilen bir bilgisayar programı" geliştirebileceğime karar verdim. Ve yolculuğum başladı bu düşün peşinde.

Sizin hiç düşünüz oldu mu bilmiyorum, ömrünüzü adadığınız, iğneyle kuyu kazar gibi emek verdiğiniz, defalarca hayal kırıklığına uğradığınız, vaz geçsem mi diye sayısız kararlar aldığınız ancak bir türlü kendisinden vazgeçemediğiniz bir düş. Benim böyle bir düşüm oldu işte bu şekilde.

Bir yandan programcılık bilgimi geliştirmek için pratik piyasaya yönelik bir-iki program yapmaya başlamış ancak diğer yandan da kendimi gözlemlemeye başlamıştım. Çıkış yolum basitti aslında: Ben bir insan olarak düşünüyordum ve bu işlemi aralıksız gerçekleştiriyordum. Düşüncemi ise en güzel şekilde kullandığım dile yansıtıyordum. Demek ki eski bilgelerin dediği gibi, tüm cevaplar kendi içimdeydi. Başladım ben de kendimi gözlemlemeye.

Yakaladığım her içgörüyü kağıtlara çizdim, notlar aldım, şemalar oluşturdum. Bu esnada çok önemli bir şey fark ettim. Aslında yaptığım bir filozof gibi en öz kavramları sorgulamaktan ibaretti. Algılamak, öğrenmek, yaşamak, güzel, çirkin, sevgi, sayı, var olmak, görmek, eylem, nesne, mekan gibi en temel kavramlar. Bu kavramları uygun şekilde tanımlamak zaten ortaya bir mimari çıkaracaktı kendiliğinden. Ancak bu o kadar kolay bir şey değildi. Örneğin hiç "güzel" kavramını bir bilgisayar programına nasıl anlatabileceğinizi düşündünüz mü?

Aradan bu şekilde iki-üç yıl geçti. Ben gerçekten de çok çok basit de olsa bir mimari kurmayı başarmış ve amatör programcılık bilgimle bunu bir bilgisayar programına aktarmayı başarabilmiştim. Üstelik Türkçe bir program. Sonra yurtdışında bilgisayar üzerine yüksek lisans yapma olanağı bulunca benim için o güne kadar yapmış olduğum çalışmaları gerçek anlamda bilimsel bir altyapıya oturtmanın ve profesyonel bir yazılıma taşımanın zamanı da gelmişti.

Bu yolculuk, okul sonrası dönemde de devam etti. Bir süre konuşma ve ses teknolojisiyle ilgilenerek, yapmış olduğum yazılımı bununla birleştirdim. Artık program, kullanıcısından gelen bir komutu algılayıp uygun fonksiyonlarla birleştirebiliyor ve buna göre gerekli işlemi gerçekleştirebiliyordu. Yıl 2003’tü ve ben Microsoft Ses Teknoloji Ekibinin açtığı dünya çapındaki bir yarışmada bu programla dereceye girmiştim. Ödülüm (her ne kadar hiç elime ulaşmamış olsa da) bir X-Box idi.

Yolculuğum halen de devam ediyor. Benim için bu güne kadar en büyük sorunlardan biri olan bir parser modülü, yani cümleyi uygun şekilde parçalara bölen bir program üzerinde çalışıyorum. Bu modül olmadan, istediğim esnekliği sağlamam hiçbir zaman mümkün olmayacak. Ayrıca yazdığım bilimkurgu roman ve yazılarla da, tekniğin dışında YZ felsefesi ve geleceğiyle ilgili algılamalarımı geliştirmeye devam ediyorum.

Tüm bunlar bir yana, benim bu yazıda asıl dile getirmek istediğim bunlar değildi. Ben bu konularla 3-4 yıldır uğraşırken, bir gün amcam ziyaretime gelmişti. Uzun zamandır ilk defa hal hatır sormanın ötesinde sohbet etme imkanı bulmuştuk. Ben de yaptığım bu çalışmalardan bahsetmiştim.

İşte beni asıl şaşırtan şeyle o gün karşılaştım. Meğer elektrik mühendisi olan amcam da onbeş yıldan fazladır insan zekası ve belleği üzerine -ancak elektriksel bir yaklaşımla- çalışmalarda bulunuyormuş.

Amcam ve ben, birbirimizden bağımsız şekilde aynı konuda yıllarca emek vermişiz ve vermeye de devam ediyoruz. Ben bunun basit bir tesadüf olduğuna inanmıyorum. Bence genlerimiz, bizim seçimlerimizi bile bize fark ettirmeden şekillendiriyorlar.

Bu yazının devamında yine kendi yaşamımdan vereceğim örnek, şahsen benim bu inancımı pekiştiriyor.

Kim bilir, belki ruhun da bir genetiği vardır. Ruh, bilinçli bir soyut yazılımsa, kalıtımla aktarılan genler, gerçeklikle arayüz sağlayabilmesi maksadıyla, bu yazılıma gerekli donanımı sağlayan birimlerden başka bir şey değildir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanki kendi hayat hikayemi bir kez de sizin ağzınızdan okumuş gibi oldum. Bu kadar benzerlik pes doğrusu:) Ben de sizin gibi,"güzellik" kavramının bir makinaya anlatılması konusunda yıllarca çalıştım melodiler, resimler, matematik, geometri vs vs üzerinde ve bu konuda bir sonuca vardım. Bunu blogumda yazmayı planlıyordum. Ulaştığım sonuc, başta tahmin etmediğim bir sonuçtu. "to kalon?" güzellik nedir değil mi?

Deniz Postacı 
 26.12.2006 12:49
Cevap :
Çok teşekkürler... Yazınızı heyecanla bekliyorum :)  26.12.2006 16:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 89
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 1834
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Yazar 1975 Ankara doğumludur. Monterey Postgraduate School / California'da bilgisayar bilimi dalı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster