Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Rumikorman (Korman Türkmen)

http://blog.milliyet.com.tr/rumi

26 Eylül '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
2395
 

Ruh ve insan

Ruh ve insan
 

RUH ve İNSAN


Bizim ruhumuz en yüce ruh olarak yaratılmış ve bu gezegene bir beden (varlık gemisi) ile birlikte gönderilmiştir.

Ruh olmaz ise beden bir işe yaramaz, ruhumuz bizleri aydınlatan ve yüceltendir. Varlık bilincine ulaşmış insanlar, ruhun ne denli güçlü bir Yaradılış mucizesi olduğunu gayet iyi bilir ve hayata daha üstün bir manevi göz (ruh gözü) ile bakarlar. Bizler başıboş yaratılmış varlıklar değiliz…


İnsanı ruh ve beden olarak yaratan Allah her şeye Kadirdir ve insanı en güzel surette yaratmıştır. Kendi nurundan bizlere bahşetmiş ve insanı yaratılanların en üstünü kılmıştır.


İnsan yaradılışı mucizesi bütün alemlere bildirilmiş ve insana hizmet başlamıştır. Melekler, üstün enerjili ruhlar her daim insana yardım ve koruma sözünü vermişlerdir. Amaç bu olunca, insan ruh olarak, ışık varlıkları arasında yüce bir öze sahip, beden ve ruh ile dengelenmiş bir varlık olarak; dünya denilen gezegene yaşaması için gönderilmiştir.


Varlıklar içinde bu denli bir enerjiye sahip insan, neden varlığından bi haberdir? Yahut neden bu dünyanın güzelliklerini kendi bedeni ile yaşamayı seçer? Acaba gerçekten de bu dünyadaki güzellikler ve duyularımıza hitap eden nesneleri bizler sadece bedenen mi hissederiz? Elbette hayır, bütün yaradılan nebatat, hayvanat, minalller, toprak, su, ateş, hava, gökyüzü, okyanus ve içinde yaşayan canlılar vb.. sonsuz varlık ve nesneler bizlere Allah tarafından verilmiş hediyelerdir. Asıl hisler ise önce beden ve daha sonra ruhumuz tarafından algılanırlar. Beden ruha açılan bir kapıdır, yada ruh bedene.. aradaki fark ise Kapı olmadan ruha ulaşılamaz, yani beden ve ruh dengesini bir arada tutmayı başarabilirsek, o zaman neden yaşadığımızı ve bu dünyaya ne amaçla geldiğimizi anlayabiliriz.


O halde, Mevlana’nın da dediği gibi bu dünyalık hislerimizden vazgeçer ve diğer hislerimiz ile (manevi hisler) hissetmeye başlarsak, bu dünyanın aslında sadece bedenimiz ve ruhumuz için cezbedici bir yer olduğunu anlar, fakat bu cezbedicilik de kalmayıp, asıl olan öze ulaşmaya gayret ederiz. Zira, yaradılan herşeyin özünde bir sır ve bilgi (Yaradıcı bilgisi) gizlidir. O gize ulaşmak, bu dünyalık hislerimiz ile mümkün değildir, ruhumuz ile yaradılanların gizli manevi bilgileri ile bütünleşerek, bir enerji varlığı olduğumuzu anlayabilirsek, bütün dünyayı ve hatta kainatı daha iyi hissedebilir ve kavrayabiliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba.sizinle, tekamül yolculuğunda benzer noktalarda olduğumuzu farkettim.Çok etkilendim.İnsanı yaratanı,insanı ve bütün varlığı kutsayan, kıymetini takdir eden,gönül gözü açık insanların sayısının artması, sevgi ve hoşgörüyü ilke edinen anlayışın dünyaya hakim olması temennisiyle, iyilikle kalın diyorum...

beyazışık 
 26.09.2009 20:13
 

İşte bu yüzden yarglamadan,önyargısız yaklaşıp, görünene değil görünenin ardına bakmayı öğrenmeliyiz.Biliniz ki nasıl bir gözle bakarsanız karşınzdakinide öyle göreceksiniz.Herşey görmesini bilmekte gizli...Saygyla ve yüreğinizde sevgi ve imanla kalınız.Allah'a emanet olmanız dileğiyle...

DERİN, SADE VE KARIŞIK... 
 26.09.2009 18:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 8776
Kayıt tarihi
: 01.12.06
 
 

1968 Ankara doğumluyum. Selçuk Üniversitesi, Doğu Dilleri ve Edebiyatı, Fars Dili ve Edebiyatı Bilim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster