Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
454
 

Ruhi'nin ruhuyla sohbetler (1)

Ruhi'nin ruhuyla sohbetler (1)
 

- Ruhi, sen mi geldin?

Hımm, evet sen gelmişsin belli... Mutfaktasın gene, gelsene bu tarafa salondayım.

Ahh Ruhi sen de olmasan... bu sessizlik arada senin gelişlerinle kesilmese dayanılacak gibi değil...

Böyle bitki gibi salonda oturmak, televizyonda da kayda değer hiç bir şey yok izlenecek, kitaplar bir yere kadar, güneş çıktımı ama bak o zaman keyifli oluyorum Ruhi... Ve güneşli bir akşam üstü hele... Aman boşver daldım gene eee Ruhi sen anlat bakalım ne havadisler var o taraftan... Oralarda neler oluyor, bitiyor?

Ahh Ruhi sen hep böylesin... Hep ben konuşuyorum ama sen de tık yok be canım... Hiçbir şey anlatmıyorsun... Sadece dinliyorsun... Korkuyorum demiştin bir kere, anlatırsam alev topları peşime takılır, sorma bana bir şey sen anlat işte, bana yasak demiştin. Bi desenesek diyorum, bakalım gerçekten olcak mı? Denemeden nereden biliceğiz ki bakarsın yoktur öyle bi şey, sen de boşuna korkmazsın. Hem neler anlatırsın nelerrr, ahh sen yok musun? İnsanın senin gibi bi ruhu, hayaleti olacak arkadaş namına, teee çıkcak gelcek öbür taraflardan ama nuh dicek peygamber demicek... Zor oluyor, insan meraktan çatlıyor ne de olsa ben hala yaşıyorum ve insanı nefislere sahibim. Hadi gel sen beni dinle bu gün aşalım kendimizi ve bir deneme yapalım, hı ne dersin?

Olmaz mı diyorsun? Aman, tamam tamam sen de be adam... Sandığın üstünden in rica ederim oradaki resimlikleri devireceksin... Seni görmüyorum ama mutlaka bir eşyaya dokunup bana nerede olduğunu belli ediyorsun. Seviyorum bu huyunu... Beni böyle aval aval etrafa bakınmaktan kurtarıyorsun. Bak gördün mü sessizlik çöktü gene eve. Anlatsan halbuki... Tamam tamam benden bekliyorsun, biliyorum. Dinle öyleyse...

Kar yağdı şehre... biliyorsun işte. Bende aldım kahvemi, açtım camımı, karın yağışını izledim, izledim. Anılar geçit törenine başladı tabii gene. Yaşım buna müsait, bi de benim gibi yalnızsa insan... anılara boğulmamasının hiçbir kaçarı olamaz. İşte anılar takımlar gibi sıra sıra geçit yaparken bir tanesini tutum, çektim aralarından... Kar en çok o anımı sızlatmıştı çünkü.Aslına bakarsan ne zaman kar yağsa... hatırlarım o anıyı. Sen gelirsin de anlatırım diye de heveslenmiştim zaten. İyiki geldin Ruhi. Hayatta anılarımı anlatağım kimsen kalmadı çünkü... Neyse... yaşım yirmi iki olmalı o sıralarda. Yirmi üçümden gün almışım. Gene böyle şiddetli kış olmuştu. İstanbul kara boğuldu. Bir süre sokaklara bile çıkamadıydık. Her akşam evde kestane partisi vardı. Bir, iki gün sürdü bu durum. Sonra hava açtı, ben de annemden okuldan çok geri kaldım kızlardan not almaya gidiyorum bahanesiyle çıktım evden alel acele. Annem anladı nereye gittiğimi ama bir şey demedi. Uzun, upuzun siyah şaçlarım vardı... Bunu bilyorsun zaten ama aklıma geldikçe saçlarımın güzelliği söylemeden edemiyorum. Neyse... Hemen bir telefon kulübesinden Mehmetleri aradım. İki kere çaldırıp bıraktım. Aramızdaki paralo buydu. Sonra otobüse binip okula gittim. Üniversitenin hemen yanındaki kafeye girip her zaman ki masamızı boş görünce hemen oturdum, başladım Mehmet'i beklemeye. Yarım saat sonra o da çıktı geldi. Onların evi bizimkinden daha yakındı üniveristeye... Daha kafenin kapısında gördüğüm an onu ayağa kalktım, o kadar özlemiştim ki... O da aynı benim gibi özlem doluydu, gözlerimiz parıl parıldı ikimizin de.

Ruhi burada mısın? Heh anladım tamam, mumu geri yerine çek şimdi.

Mehmetle deli dolu aşıktık birbirimize... Üniversitemiz aynı, düşünceler , ülküler aynı, arkdaşlarımız aynıydı. Mutluyduk... Kar o günü hatırlattı çünkü, İstiklalde düşe kalka yürüdüğümüz, beni ilk öptüğü gündü. Gençliğimizin en güzel yılları... Devrimci çocuklardık. Bu uğurda çalışamlarımız vardı. Arkadaşlarımızla dönemin en ses getiren üniversitesinde eylemlere imzalar attık... İnandığımız değerlerimiz vardı. Ülke için, millet için, bağımsızlık için...
Zamanla hepimizi sindirdiler, kimilerimizi işkenceden öldürdüler, kimilerimi astılar, kimilerimiz...

Kimilerimiz de bizi içten vurdular... Mehmet gibi...

Deniz!'i, Yusuf'u, Hüseyin'i astıklarında... Haa gerçi sen onları görüyorsundur, tanıyorsundur, kimbilir belki onların da şimdi senin bana çıkıp ara ara geldiğin gibi gittikleri evler, dinledikleri insanlar vardır... Deniz'i tanırdım. Ah! bak unutturma bir gün onu da anlatayım sana. Denizler asıldığında... Hepimiz biraz sarsıldık ama vazgeçmedik... Vazgeçenler oldu...

Mehmet gibi...

Mehmet çıktı geldi bir gün... Semra ben gidiyorum dedi.

Mehmet bir gün ansızın gitti.

Yazarım sana dedi.

Hatta seni de aldıracağım gibisinden de bir şeyler söyledi.

Ama ben inanmadım.

Çünkü gözlerini gördüm.

O kadar yalandılardı ki...

İstese de gitmezdim çünkü,

Mehmet benim aşık olduğum adam... çoktan gitmişti.

İşte böyle Ruhi... Kar dedim ya bana hep Mehmet'i hatırlatır. Bir de ölümleri nedense...

He, nereye mi gitti?

Fransa'ya... Sorbonne... ve bir daha hiç dönmedi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kalbim üç kez durdu darağacında üç kez dilsizdim o gece az kaldı ölecekti avuçlarımdaki sabah 6 M a y ı s ş a f a ğ ı n d a . . . u n u t u l m uş l u ğ u içinde ' D E N İ Z ' oldu imgeler ö l ü ya da d i r i yok edildi sevdiğimiz kelimeler. . . ben sana doğru geliyordum zorba bir ülkeden bakıyordu gözlerin b a k ı ş n e d i r b i l m e d e n sen susarken aklım karışıyordu birlikte kaçıyorduk kendimizden... A. Ertan Mısırlı ü s k ü d a r ' Ölüm Beyaz Gölge ' adlı şiir kitabımdan.

Ertan Misirli 
 23.02.2008 13:40
Cevap :
bu satırlara sölenecek söz bulamıyorum sessiz kalıyorum... sevgilerimle,saygılarımla  23.02.2008 22:37
 

vuruşarak öldüler, Güneşe gömüldüler...

Yalnıztürk 
 23.02.2008 9:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 1100
Kayıt tarihi
: 07.01.08
 
 

1986 doğumlu.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster