Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '07

 
Kategori
Cinsel Sağlık
Okunma Sayısı
1113
 

Ruhların söz verdiği dans

Ruhların söz verdiği dans
 

Sadece dans dedi kadın adama. Adam "evet" dedi, sadece dans. Belki bir kadeh şarap. O da belki. Adam "bir kadeh şarap" dedi. Ve devam etti, "o da belki. Gözlerini hiç ayırmadılar birbirlerinden bir müddet. Kadın usulca kapıyı açtı ve içeri girdiler birlikte. İçerden gelen hafif bir müzik sesi, birazdan başlayacak ve ne zaman biteceği hiç bir zaman belli olmayacak gizemli bir dansın müjdesini veriyordu sanki. Kadın dev bir kristal avizenin altından geçerek, maun ağacından yapılmış merdivenlere doğru yöneldiğinde, adam duvardaki yağlı boya tablolarla ilgileniyordu. Kadın adama gel anlamında işaret yaptı. Kadın merdivenlerden yukarı süzülürken, adam hem merdivenleri çıkıyor, hemde verdiği "sadece dans" sözünün anlamı içine bir şeyler daha katmanın çarelerini arıyordu gizli gizli.

Çıktıkları katta, geniş bir salonun tam ortasında durdu ikiside. Dolunay şeklindeki ayın ışığı denize vuruyordu. Kadının kadehlere doldurduğu şarabın sesi, kıyıya vuran dalgaların sesine karışıyordu. Adam bir an ay ışığının önünde duran kadının vücut hatlarının tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığını farketti. Kendi kendine "sadece dans" diye mırıldandı yavaşça. Kadehlerini kaldırırlarken, adam sabırsızca, dansın bir an evvel başlamasını istercesine kadının beline dokundurdu parmaklarını. Gözleri çoktan dansa başlamıştı bile her ikisininde. Kadın hafifçe kendini döndüren adamın boynuna doğru yaklaşarak fısıldadı sihirli o iki kelimeyi "sadece dans" Adam evet dedi. "Sadece dans"

Müziğin ve ay ışığının sessizce hakim olduğu odada, birbirlerine fazla yakınlaşmamaya dikkat edercesine, dalgaların üzerinde bir o yana bir bu yana sallanan sandal gibi bırakmışlardı bedenlerini ruhlarının kollarına. Adam değişik bir figür uygulamak adına, kadını hafif bir şekilde döndürerek çekiverdi kucağına. Kadının tül gibi incecik elbisesinin altındaki yumuşak yuvarlaklıkların sıcaklığı yayıldı bir anda adamın vücuduna. Kadın başını hafif bir şekilde çevirdi kendisini belinden sıkıca kavrayan adamın suratına. "Sadece dans" diyecekti ki, bir anda yapıştı adamın dudakları yumuşak dudaklarına. Adam dudaklarından uzaklaşırken kadının, yavaşça. "sadece dans" dedi eğilerek kulağına.

Dudakları, kulağının altından bembeyaz boynuna inerken, nefesinin sıcaklığından çıkan hafif esinti kadının içini ürpertiyordu yavaş yavaş. Müzik, deniz ve ay ışığı dans eden sevgilileri baştan çıkarmak için tüm hünerlerini gösteriyorlardı adeta. Adam kadının boynundan aşağıya kayan dudaklarına hakim olamamış, omuzlarının yuvarlaklığında ayakta kalabilmek için son çabalarını sarfediyordu sanki. Kadın müziğinde bir anda ritm değiştirmesinden faydalanarak, yavaşça dönüverdi yerleştiği adamın sıcacık kucağından. Fakat bu dönüş onu, adamın kavramakta olan kollarının içine daha da yerleştirmekten başka bir işe yaramamıştı. Fakat herşeye rağmen bu inanılmaz dans devam ediyordu tüm çekiciliğiyle. Kadın boynundan aşağıya doğru tehlikeli bir şekilde inen dudakları durdurabilmek için adamın saçlarını tutarak fısıldadı titrek bir sesle. "Sadece dans, sadece dans"

Adam ortak olduğu bu inanılmaz dansın en yumuşak ve kaygan noktalarında gezerken, "sadece dans" diyerek yaşamın merkezine doğru iniyordu çaresizce. Dans artık haddini aşmış, ruhların birbirine verdiği sözlere rağmen, bedenler çılgınca bir ıslaklığın içinde titremeye başlamıştı. Engel olamadıkları bir rüzgarın etkisinde dönerlerken, vücutlarının değişik yerlerinden yeni keşif sinyalleri alıyorlardı büyük bir zevkle. Müzik devreden çıkmış, dalgaların sesi maestro olmuştu sevgililere bu muhteşem dansta. Her ikiside içlerine akan sevginin, mutluluğun ve zevkin doruklarında kendinden geçerek dönerlerken, nefeslerinin sıklaştığını farkederek son kez titrek bir sesle " sadece dans" dediler.

Aslında onlar sözlerini tutmuşlardı. Sadece dans etmişlerdi. Hatta sevgiyle birbirine sarılmanın engellenemeyen pembe, derin ve ıslak çukurunda bile danslarını sürdürmeyi başarmışlardı. Hiç bir kaygıları olmadı bu dansın figürlerinde. Bedenlerini dansın pozisyonlarına sokma çaresizliğini yaşamadılar endişeyle. Bir şeylerin bir yerlere denk gelmesinden uzak, sevginin frekansına girdiler gözleri gözlerinde.. "Sadece dans" ettiler söz verdikleri gibi tertemiz sevgileriyle.

METİN ÖZKAYA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3068
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster