Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '11

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
442
 

Ruhumda sanat gezileri (1)

Ruhumda sanat gezileri (1)
 

Üretmek ve paylaşmak.
Bilgiyi, düşünceyi, sevgiyi, güveni, dostluğu aklınıza gelen her şeyi paylaşabilmek. Ve bunun bir tanesini bile yapabilmek. Kanla, kasla, sinirlerle vs, oluşturulmuş bedenimizi, ruh denilen ayrıcalıkla besleyebilmek. Yaşam denilen kısa ve zorlu yolun acımasızca vuran dalgalarında, estetik ve güzelliklerle sörf yapabilmek. Hayal sınırlarının ufkunda, başka, başka ufuklara açılmak. Koklamakla solan nahif bir gül yaprağının bile yağını çıkaran insan..Ve yine o insanın bir gül kokusunda yarinin kokusunu hissetmesini anlayabilmek. 


İstanbul'dayken kadavra müzesini ziyaret etmiştim. Daha doğrusu fena olurum diye gitmek istememiştim ama oğlum öylesine ısrar ettiki, mecburen ona eşlik ettik gelinimle. Dr. Günter Won Hegens ve ekibinin çok emek ve özel işlemlerle yapılmış çalışmasının ürünü olanYaşam döngüsü - sergisini keşke herkes görebilse-Gerçek, gönüllü kadavralarda her yönüyle insan mucizesini görmek çok etkileyici. Müzeden çıktığım zaman hissettiğim duyguları anlatamam size. Belki bakış açısına göre değişebilir ama, benim duyduğum sonsuz bir hayranlık ve Allah'a inancımın doruğa çıkmasıydı. Evet insan ve bütün yaratılalanlar anlatılamaz boyutta bir sanat eseri. (Keşke insanoğlu bunun farkında olabilse. En azından saygı duymaya kendini mecbur hissederdi.) 

Sonra, maddi varlığımızın dışında bizi donattığı gözle görülemeyen ama bizi biz yapan manevi güzellikleri düşündüm. Her insanın iç dünyasının tek, tek resmi çekilebilse neler, neler görürdük diye hayal ettim. Kavgalar, hırs, kıskançlık, acımasızlıklarla kirlenmemiş rengarenk bakmaya doyulmayan o müze gezmekle bitmezdi herhalde. 

Sonra bütün bu düşüncelerin ışığında uzun bir yolculuk başladı içimde. Aşk, sevgi, estetik vs, gibi güzel duyguların birleştiği olgu, sanat oldu ilk durağım.
Sanat o büyülü kelime. Yaratıcılık.Güzeli yaratmak. Estetik. Yani denge, oran, iyilik, doğruluk, duygu ve ahlak. 

İnsan bir sanat eseriyse yaradanın, o zaman her insanın içinde bir sanat eseri olmalı, bana göre de var zaten.
Ama yaşam herkese eşit davranmıyor maalesef. Önce genetik verilerimiz, sonra doğmamıza sebeb olan ailemiz, çevremiz, bulunduğuğumuz toplum, yaşadığımız koşullar, ülkemiz ve yapımız, varolduğumuz değil varolabildiğimiz şekle sokuyor bizi. Bir kısmımız duygularının ne olduğunun farkına varamadan, vardırılmadan bir hayat göçü yaşıyor. Bir çoğumuz içinde varolanı ifade edemiyor. Çevre baskısı, korkular, yaşam kavgası, engellemelerle yok olup gidiyor.
Eskilerin deyimiyle yaşam zor zanaat. 


Bütün bu zorlukların ışığında aslında sanat ve sevgi, hayatı yumuşatan, incelten ve mana katan en büyük etken ve birleştirici etken. 

Biraz kenarından bulaşmış bir insan olarak ve yaşımın birikimleriyle rahatlıkla söylüyorum bunu. Hayatın bütün acımasızlık ve sertliklerine rağmen sertleşmemem ve ne olursa olsun sevgiden vazgeçmememde şiirin, müziğin etkisi yadsınamaz. Ben şanslıydım. Gerçek sanat insanlarıyla beraber olabildim. Onlardan öğrendiklerim, paylaştıklarım hazinem oldu. Beni çoğalttı. Bütün bunları sizlerle sizlerle paylaşacağım diğer yazılarımda. 


Dilimizde, olmayacak şeyleri düşünenlere hayalci derler..Hatta bu kelime çoğunlukla küçümsenerek söylenir.Ama şöyle etrafınıza bakınız, oturduğunuz koltuk bile bir hayalin düşünceye sonrada eyleme dönmüş halidir. Sahip olduğumuz her şey böyle oluşmuş. Duyguların oluşumu tekamülü ve yücelişide böyledir. Yüce bir dağın doruğuna çıkarsanız duygularınızda, oradaki büyüleyici sessizlık ve güzellikte doğanın şarkısını duyarsınız rüzgarlarla. 

Hayalci olmak değil, ama arada yorulan bedeni hayalle dinlendirmek kendi içindeki şiiri, müziği duymak, kimsenin bilmediği renklerle resimler yapmak, ve kendi romanını sevgiyle yazmak. Dışardaki dünya aynı kalsada, o yolculuktan döndüğümüz zaman dünyamıza belkide başka gözle bakmayı düşünebiliriz. 

İşte müzikde sanatın böyle bir eylemi. Müzik insan ruhu üzerindeki etkileriyle, insanlık tarihi boyunca bilinmiş ve tarif edilmiştir. 

Milattan 1000 yıl önce yazılan Konfiçyüs'ün eserleri arasında ''Büyük Bilgi ve Müzik hakkında Notlar ''adlı kitapta ''Musikinin, İmparatoru devirebilecek devlet düzenini değiştirebilecek bir güce sahip olduğu yazılır. Tabii Konfiçyüs bugünleri bilemezdi. Devlet düzeni ve kavram kargaşalarıyla değer yargıları ve sanatın ne hallere gelebileceğini de.. Şiirin, müziğin insanı olumlu yönde etkileyen ve karakter özelliklerini iyiye, güzele ve ahlaka doğru geliştirmesi onun ancak doğru yollarda gelişmesiyle olduğu bilinen bir gerçek.!!! Ve sanatın tıpkı bilim gibi sonsuz düşünce ve hayal özgürlüğünde geliştiğide. 

Müzik, beste, şiir . Dostlarım; maddi varlığımızın nasıl yemek içmek vs gibi gereksinimleri varsa yaradanın aksi olan manevi varlığımızında beslenmeye ihtiyacı var. Maalesef teknolojinin durmadan geliştiği, maddiyatın egemen olduğu, ve yalnızca güçlünün siyasal sistemlerle yürüttüğü günümüzdeki hayat şartlarını hepimiz görüyor ve yaşıyoruz. 

Ben bunlara girmeyeceğim. Çok değerli dost, yazar Muzaffer Cellek bey bana bir mesaj yolladı. Beni nasıl mutlu ettiğini ve bana nasıl bir itici güç verdiğini bilemezsiniz. Benim gibi insanlar maneviyatla güç kazanır. Ama sevgi sözcüğünün abartılı bulunduğu, sanatın manasının değiştiği bu günün dünyasında, bizim gibileri kendi dünyamıza hapsediyor biraz. Ben şanslı bir insanım. Dostluğu, sevgiyi, güzellikleri paylaşabildiğim güzel insanlarım var. Sert, katı ve acımasız dünyamızda manevi iç güzellikleri, ve onunla beslenmemiz gerektiğini hiç bıkmadan yazacağım, elimden geldiğimce. 

Hepinizi gönlümle kucaklıyorum. 

'''Eğer gerçek sanatsa kapısını çaldığınız, lütfen gönlünüzün düğmelerini ilikliyerek girin içeri.''. 

''Varlığımı hapseden ne kadar zincir varsa, ruhumdaki sevgi ve sanat anahtarıyla açıldı'' 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ruhundaki sanat gezileri hep sürsün... Ben o gezilere bilet kestim, hep peşinde olacağım. Şimdiye kadar okuduğum yazılarının içinde, kişiliğini sergileyen bir yazı. Muzaffer Bey'in notu böyle bir yazıya vesile olduğu için, ona da teşekkür ederiz. Kalemin daima ruhunun güzelliklerini yansıtsın. Kucak dolusu sevgilerimi iletir, esenlikler dilerim.

Ayten Dirier 
 20.02.2011 14:23
Cevap :
Sevgili Ayten'im;inanırmısın sizlerden aldığım bu paha biçilemeyen yorumlar birazda beni mahcup ediyor. Benim tek yaptığım hissettiklerimi samimiyetle yazmam.Ve sizler gibi çok değerli dostlarla paylaşabilmem. Ve sizler gibi güzel insanlardan hala öğrenmem. Sevgimle  20.02.2011 23:07
 

Öncelikle, sizin gibi değerli ve bir o kadar da mütevazi bir sanatçıyla tanışmaktan duyduğum mutluluk ve onuru dile getirmek istiyorum Cansın Hanım. Gönlünüzün berraklığı, o herkesi her şeyi kucaklayan engin sıcaklığı ile; isminizle gerçekten mütenasipsiniz, "Can" sınız, Cansın Hanım... Tasavvuf inancına göre,yüce Allah, kendi güzelliğini seyretmek için yaratmış insanoğlunu. Dediğiniz gibi, bu nimetten, şanslı olanlar; kazanla, kimisi de kaşıkla almışlar...Kimileri de hiç nasiplenememişler ki, dünyadaki zulümlerin,haksızlıkların,ahlaksızlıkların baş aktörleri olmuşlar.Sanat ve sanatçıya verdiği değerle, bir ülkenin uygarlığının ölçülebileceği düşüncesindeyim.Sevgili önderimiz Atatürk'ün dediği gibi"Sanatçı,güneşin ışığını, alnında ilk hissedendir" Birçok insan, aynı güzellikleri duyumsar,hisseder ama sadece sanatçı, bunları; notayla,sözle,çizgiyle dillendirir.Ne mutlu size,ne mutlu sizleri yetiştirenlere, ne mutlu sizler gibi değerleri kazandıran toplumumuza.Saygı ve sevgilerimle..

Nur Eşmeli 
 20.02.2011 12:33
Cevap :
Benim çok değerli öğretmenim;Yorumunuz o kadar duygulandırdı ki beni,inanın talabeliğimde türkçe öğretmenimin övgüleriyle duyduğum hissi ve mahcubiyeti duydum..Yazdığım kompozisyonlardaki imla hatalarımıda görmemezlikten gelirdi. Hala acelemden aynı hataları yapsamda şimdide dostların hoşgörüsündeyim. Size çok teşekkür ediyorum. Sizlerle olmak ve paylaşabilmekte benim gururum.Sevgimle  20.02.2011 23:17
 

Ruh'a, duygulara, Tanrı inancına ve ince ince örülmüş kişiliklere sonsuz bir titizlikle yaklaşan kimi tanıyorsunuz? diye bir soruyla karşılaşsaydım, aklıma siz gelirdiniz hemencecik. Varlığınız bizleri ve MB'yi onurlandırıyor CAnsın Hanım. Kadavra Müzesi adını koyduğum o sergiyi sizin için sayfamda yayına veriyorum hemen bu nefis bloğunuza eşlik etsin diye. Selamla, derin saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 19.02.2011 20:51
Cevap :
Üstadım;sizin gibi bir bilim ve gönül insanından aldığım yorumlar için sonsuz teşekkür. Yalnızca gönlümdekileri samimiyetle yazıyorum ve inanın mahcup oluyorum.Üstelik iltimas geçip,aceleyle yaptığım imla hatalarını bile görmezden geliyorsunuz.Sizlerle paylaşmak benim şansım.Saygı ve sevgiyle  20.02.2011 23:28
 

Son cümle ruhumun aradığı anahtar oldu. Teşekkürler. Ne mutlu size ki ölü ruhlar müzesine geçmeden ölü bedenler müzesinde gönül kapılarınız açık dolaşabilmektesiniz. sevgiler saygılar

Muharrem Soyek 
 19.02.2011 13:54
Cevap :
Değerli şairim;Ne güzel bir yorum yazmışsınız. İşte o gönül müzesinin kapıları açık olmasa sizlerle karşılaşabilirmiydik. Sevgilerimle  20.02.2011 23:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 757
Toplam mesaj
: 156
Ort. okunma sayısı
: 602
Kayıt tarihi
: 15.01.08
 
 

Öğretmen olan anne ve babam. Ankara'da geçen cocukluk ve gençlik yıllarım. Evimize sık,sık gelen bab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster