Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
700
 

Ruhumu arıyorum

Ruhumu arıyorum
 

Ruhunuzu kendinizden ayıralı ne kadar zaman oldu? Ruhunuz sizden satın alınalı ruhsuz yaşamaya alışabildiniz mi? Ne kadara sattınız ruhunuzu? Sizin değeriniz ne kadardı? Hayır satmadım, ben böyleydim, asla şeytana uymam, parayla satın alınamam mı diyorsunuz? Emin olun köle pazarına çoktan çıkarttınız ruhunuzu… Gelin beraber kıyaslayalım köle ruhlarımızı özgür bedenlerimizle. Adına aşk, heves, bencillik, gamsızlık, işkoliklik, cimrilik, yorgunluk, gölgesizlik veya sadece gölgeye sığınmışlık diyelim. Siz seçin…

Örneklerle anlatmaya çalışacağım, basit anlatımlarla sunacağım sizleri sizlerin önüne. Yorgun argın işten veya okuldan dönüyorsunuz; gözünüz hiçbir şeyi görmeyecek bir halde ve eve bu sefer erken gitmeye kararlısınız. Yağmur yağıyor… Arabanıza atladığınız gibi basıyorsunuz gaza, onlarca durağın önünden geçiyorsunuz. Komşularınız sizin mahallenize gidecek otobüsü bekliyor. Susamış bir köpek su içerken su birintisinin üstünden geçiyorsunuz. Ekmek almak için girdiğiniz marketten aceleyle çıkıyorsunuz, hiç konuşmuyorsunuz. Eve gider gitmez televizyonu açıp karşısında uyukalmışsınız. Alt katınızdaki komşunuz çocuğuna bağırmış, duymamazlıktan gelmişsiniz. Sabah olmuş erkenden kalkıp yüzünüzü yıkadınız; sebep işe yetişmeniz gerek. Hızlı adımlarla yine aynı markete uğrayıp bir sandeviç hazırlattınız, yine konuşmadan arabanıza yöneldiniz. Yanınızdan geçen insanları görmemeyi tercih ettiniz.

Anlattıklarım size çok mu yabancı? Bence değil, hepimizin başına gelmiştir. En azından bir an tanıdıktır hayatlarımızın ince bir dilimine. Şimdi tekrar gözden geçirelim: yağmur altında otobüs bekleyen komşunuzu arabaya alsanız, veya yağmurda yürürken şemsiyenizi temiz yüzlü yaşlı bir amcayla paylaşsaydınız ne kaybederdiniz? Eve erken gitmek uğruna ezip geçtiklerinizi farkına varsaydınız, ezip geçmeseydiniz? Komşunuzu sabah görmezlikten gelmek yerine yüzüne bakarak çocuğa öyle davranmasaydınız keşke, o daha çocuk deseydiniz. Uğradığınız bakkala günaydın veya iyi akşamlar demeyi bilseydiniz, komşularınıza yani görmezlikten geldiklerinize bir gülümsemeyle günün ilk selamını siz verseydiniz ne kaybederdiniz?

Hepimiz yorgunuz. Hepimizin aksi anları, dokunulmaz zamanları oluyor. Ama hep gölgede kalamazsınız. Günaydın dememin ne anlamı var demeyin, benim görmezlikten geldiğim insanlar da beni görmüyorlar diye düşünmeyin, siz nasıl onların farkındaysanız onlar da sizin farkındalar. Tanımadığınız bir adamın dudağında bir tebessüm veya yardımseverliğinizden dolayı mahçup bir teşekkür ifadesi görmek sizi üzmez herhalde. Unutmayın; apartmanlar toplu yaşamak içindir. Şemsiyeler bir değil iki kişiliktir, arabanız en az dört kişi için ayrılmış koltuklara sahiptir. Market sahibi esnaf size hizmet için görev yapmaktadır ve her hizmetin karşılığı bozuk paralardan ibaret değildir. Siftahı sizden bir gülümsemenin bereketine paha biçilemez. Komşunuzun çocuğu, komşunuzun çocuğudur, kanlınızın çocuğu değil veya şöyle düşünelim adı üzerinde çocuktur. Sırf sizden daha güçsüz diye birinin hatalarının yüzüne vurulması, çocuk olsa bile, etik anlayışa sığmaz. Çocuk yetişkin farketmez sokakta birini dayak yerken görseniz şimdi yaptığınız gibi sırtınızı dönüp gider misiniz?

Çevrenize daha dikkatli bakın. Gün boyunca gözardı ettiklerinize dikkat edin. En önemlisi gülümseyin. En azından tek kişilik şemsiye üretilene, tek kişilik bir arabanız olana , müstakil bir eve taşınana, önce market sahibi size selam verene, susuz köpekler yağmur suyuna muhtaçlıktan kurtarılana, o çucuklar büyüyene daha doğrusu o yaşı büyük olanlar yetişkin olana kadar çoğul yaşamayı deneyin. Tekil hayatlarınızı halka arz edin. Ruhunuzu geri alın. Ruhunuzu bozuk paralarla markete, bir çift selama, bir özür bekleyen çocuklara emanet etmiştiniz şimdi geri alıyorsunuz diye düşünün. Ruhumun köpeğin içtiği suyla ne alakası var demeyin, o durakta bekleyenlerden biri siz olsaydınız arabanın içindekine vicdansız, ruhsuz adam demez miydiniz? Veya içtiğiniz suyu elinizden alan birine ruhu olan bir insan gibi mi yoksa değersiz bir mal gibi mi davranırdınız? Size günaydın demeyen komşunuzun içinden suratsız herif dediğini duyar gibi oluyorum, ruha sahip her canlı bir hastalığı yoksa yüz kaslarını hareket ettirebilir, eğer gülme yeteneğinizi bir hastalık dışında kaybettiyseniz ruhunuza ne kadar sahip çıkabildiğinizin muhasebesini siz yapın. Gölgede kalmaya karar vermeden önce gölgenizi tanıyın. En önemlisi size gölge yapanları tanıyın. Söylenecek tek söz kaldı sanırım; sadece kendinize değil herkese gülümseyin; çünkü bu güzelliği herkes hakediyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güzel bir çalışma olmuş,yüreginize saglık

Hüseyin Yıldırım 
 20.09.2007 0:34
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim:) beğendiğinize sevindim...  21.09.2007 20:05
 

duyguların dışında hiçbir şey onaramaz ruhunu...Sevgiyle kal

ligeia88 
 13.09.2007 20:03
Cevap :
yorumun için teşekkur ederim. segiyle kal :)  14.09.2007 11:28
 

Derli toplu ve güzel bir yazı. Ruh sıkılmaya gelmez. Çok mükemmel bir ruh tasviriniz var yazıda... Mükemmel olmak çok çok zorlar ruhu.. Bir Türkolog olarak derim ki, paragraflarınız daha kısa olsa yazınız daha akıcı ve okunaklı olabilir. Selamlar...

murat ertaş 
 12.09.2007 10:34
Cevap :
yorumunuz için teşekkur ederim. mükemmellik tasfiri bile benim içimi kıpırdatmaya yetti. yazaar olmak istiyorum ve bu amacı sizin yorumlarınızla perçinliyorum:) paragraflar kısa olmalıydı belki haklısınız: zamanla öğreneceğim:)  12.09.2007 20:57
 

çocuk hariç katılıyorum size. Genelde sizin dilediğiniz gibi yaparım. Maalesef arabam yok. Olsa kızları gezdiririm zaten... Neyse çocuk konusunda katılamam. Zira başkasının çocuğu azar işitebilir. Yaramazlık yapınca azarlanmak da gerekir zaten yoksa, bir şeyin yanlış olduğunu anlayamayabilir. ödül ve ceza da önemli...

karga 
 03.09.2007 9:10
Cevap :
yorumunuz için teşekkur ederim. çocuk konusuna gelince: tabi ki çocuk azar işitebilir ama ben yaşadığım apartmanı göz önünde bulundurdum. Komşularını rahatsız edecek kadar çocuğa yüklenmenin veya 24 saat(gece gündüz) çocuğa bağırmanın azar işitmekten çok daha ciddi olduğunu düşünüyorum. teşekkür ederim.  03.09.2007 13:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 83
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 704
Kayıt tarihi
: 18.07.07
 
 

Kişisel, deneme ve öykü türündeki yazılarımı bu sayfada paylaşıyorum. Yorum ve önerileriniz için şim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster