Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '06

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1108
 

Ruhumun sakin adımları...

Ruhumun sakin adımları...
 

Hep aceleci bir ruhum oldu. Her şey istediğim zamanda olsun, dünya bana göre dönsün istedim hep. Oysa hayat öyle değildi, dünya dönüyor ve senin onunla aynı hızda dönmeni istiyordu. Onunla aynı hızda dönmezsen geride kalıyor zamanın maskarası oluyordun. Ondan hızlı gidersen kimse seni anlamıyor sen ise "bir gün gelecek beni anlayacaklar" diye kendi kendine söyleniyordun. Hiç düşünmüyordun seni anladıkları vakit burada, yeryüzünde olamayabileceğini.

Önce aynı hızda dönüp dönmeyeceğini belirlemen gerekiyordu. Bunu yapıp yapamayacağını bilmen, bu konuda bir yeteneğin olup olmadığını kestirebilmen gerekiyordu. Sonra ise dünyanın dönüş hızını hesaplayıp hızını ona göre ayarlaman. Bu uyumlu yaşamak dedikleri hesap kitap işiydi yani. Pek de zordu. Hani şöyle biraz yorulsan, yavaşlayıp bir ağaç altında dinlenmek istesen, "Daha sonra hızımı iki katına çıkarır, nasılsa yetişirim" diye hesaba girişsen anıların içinde yüzüyor buluyordun kendini. Ve akıntının ters yönde olduğunu hesaplamadığın için hızını iki değil dört katına çıkarman gerekiyordu. Dinlenmiş olduğundan daha çok yoruluyordun.

Herşeyi değişmiş buluyordun kıyıya çıktığında. Bir yerlerden müzik sesi geliyordu, dil bildikti ama sen yabancıydın ona. İnsanlar konuşuyorlardı ve başka bir dünyadan gelmiş gibi hissediyordun. O dinlenme, o ağacın altı sana pek pahalıya patlamış oluyordu. O ağacın altında bir kez dinlemeye çekilmek, bir kez uzaklaşmak dünyanın hızından, seni ebediyen oraya mahkum ediyordu. Alışmak için hıza, yetişmek için çabalıyor da çabalıyordun ama akıntının hızı kollarındaki güçten baskın çıkıyordu. Herşey akıp gidiyordu sen o akışa yetişmeye çalışıyordun.

Eski bir şeyler arıyordun kendince. Eski, bildik ve sana kendini hala yaşıyor hissettiren bir şeyler. Sarı sayfalı bir kitap mesela. Kırmızı kalemle satırları çizilmiş, yan taraflara notlar alınmış. Kokusuna bile deli oluyordun o kitabın. Çocuğunmuş gibi bağrına basıyordun. Çok uzaktan gelen bir melodi duyuyordun. Senin gibi hıza yetişememiş biri hala o bildik şarkılarla sarhoş oluyordu bir yerlerde, seviniyordun. Eski bir gömlek bulup sırtına geçiriyordun. Komik bulunuyordun, bunu görüyor sesini çıkarmıyordun. Hız seni çoktan bu biçimsiz komediye mahkum etmişti sen aldırmıyordun.

Bacaklarının gücü tükeniyordu. Yaşlanıyor ve bunun farkına varıyordun. Kederle gülümseyen bir yüz yansıyordu aynalara aldırmıyordun. Bir süre sonra kendi hızını buluyordun. O hızın seni yormadığını, çünkü ruhunun ancak bu hızda ayakta kalabildiğini öğreniyordun.

Şimdi acele etmek yok artık. Şimdi ruhunun sakin adımları, sarı yapraklı parklarda huzurlu yürüyüşleri var. Hız gülümsenerek hatırlanan bir kavram, yetişmeye çalışmak ise çok eskide kaldı...

RESİM: Philip Leslie Hale

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok uğraşıyorsun sakince yaşamaya ama bir türlü olmuyor işte... hayat hızına alıştırmış seni.. yorulduğunun farkına varıyorsun , nefes nefese kalıyorsun ve durmak istiyorsun ama bir türlü olmuyor dünya dönüyor ve sende ona ayak uyduruyorsun. zaman gelecek yığılıp kalacağını düşünüyorsun. buna rağmen hızını kesmiyorsun. çünkü bu bir yaşam tarzı. Hayat böyle hızlı ilerlerken sakin adımlar atmak gerçekten zor görünüyor… Sevgiler…

Hoşsada 
 13.10.2006 23:46
Cevap :
Sevgili Hoşsada, Önemli olan "yığılıp kalmadan" kendi ruhunun sakin adımlarını bulabilmek, ruhunun hangi hızda huzuru bulabildiğini keşfedebilmek galiba. Ne dersin? Sevgiler...  13.10.2006 23:49
 

artık acele etmediinden eminmisin. zaman zaman gene farkına varmadan hızlandığını görmüyormusun ben başaramadımda onun için soruyorum çok zor bir işe giriştin gibi geliyor bana Allah yardımcın olsun

Ahmet Fuat EREN 
 13.10.2006 1:54
Cevap :
Sevgili Ahmet Bey, Aslında hiç de emin değilim artık acele etmediğimden. Bazen yine kapılıp gidiyor ruh galiba.Sevgiler...  13.10.2006 11:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1062
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster