Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Nisan '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
145
 

Ruhumuz

Ne de çok kullanırız bu cümleyi hayatımızda. Ama birçok kişiye sorsak ruh nedir, neden senin ruhun bazen sıkılır diye. Ya da oh be içim açıldı ruhuma huzur geldi, ruhum canlandı deriz ya mutlu neşeli olduğumuz zamanlarda, deriz de hep merak etmişimdir ruh denen şeyi olgu mu,  oluşum mu deyim tam da bilemedim açılımını her neyse işte onu hep merak etmişimdir. Birçok kişinin de merak konusu olduğunu tahmin edebiliyorum.
 
Bu konuda sırf meraktan birçok düşünürün, âlimlerin kitaplarını elbette ki okudum okumasına da; Niye yalan söyleyeyim pek merakımı gidermedi. Birçok ağır anlaşılması güç tanımlar, biraz gizemli ürkütücü hikâyeler, yaşayanların anlattığı doğaüstü varlıklar, hesaplı, kitaplı birçok dini terimler. Açık konuşmak gerekirse biraz da ürktüm, tırstım. Daha fazla üstelemedim. Ama ben bu konudaki merakımı kendi kendime belki mucize gibi bir şey oldu ama çözdüm şimdi bayağı rahatladım. Çok ta zor ve bilinmez değilmiş aslında çünkü o benmişim kendimmişim insan kendini hiç bilmez mi? Kafamda çok ta fazla soru işareti kalmadı.

Okuyan sizlerde tam da burada merak ettiniz değil mi? Ya da aman bunca sıkıntı dert varken, insanlar bezgin üzgün dolaşırken çok ta önemli değil ruhun anlamı açılımı dediğinizi duyar gibi oldum, aman derim biraz sabredin. Hani birçoğumuz okumuşuzdur dini boyutunu, insanlar ilahi düzen için yüce yaratıcımız tarafından vücuda getirilirken, ruhun içimize üflendiğini anlatan hadisler, ayetler, rivayetler mevcuttur. Elbette ki birçoğu doğru verilerdir benim inancıma göre Elhamdülillah. Çok büyük âlimler bilgeler tabii ki bunun daha bilimsel farklı tanımlarını iyi bilirler, bilirler ki fazlada kurcalanmasını istemezler hep üstü kapalı tanımlarla hep bir gizemle anlatıp yazmışlardır. Ama bende rabbimin doğru yerde kullanmak ve düşünmek için bizlere bahşettiği aklımla belki az da olsa buldum gibi geldi bana. Lakin bir gün bir olay oldu bu tarz olaylar hayatımda bir kaç kez tekrar etti. Ben de kendimce bu ruh olayını çözdüm diyebilirim. Hem de çok ama çok basit bir gözlemle ufak bir akıl oyunuyla.
 
Ruhumuz bizim hayat bağımızın gözle görülmeyen bir cismi ya da enerjisi bizi ayakta tutan ruhumuzun taze ve canlı kalması değil midir? Tabii ki öyle bizim yaşamak için türlü çeşit organlarımız var Kalp, ciğer, böbrek, dalak, göz, kulak, beyin gibi. İşte ruhun bizi ayakta tutması için güce enerjiye ihtiyacı var. O ihtiyacı bizden bizim organlarımızdan beslenerek alıyor kısacası enerjisini ona bizler veriyoruz da o çok ta hassas ve kırılgan biraz da vefasız gibi, bir zorlukla bir hastalıkla karşılaştığında içinde çürüyen parçalanan herhangi bir organın  olduğunda onun da besin damarlarından biri kopmuş oluyor. Yani onu asıl ayakta tutan bizim davranışlarımız kendimize maddi manevi yüklediğimiz veriler,  bizi ayakta tutan o verilerin eksikliğini hissettiği anda hemen o vücuttan çıkıp kaçmaya çalışıyor. Eğer çok çaba gösterir pes etmez, yılmaz, umutlarını söndürmezsen o da senin düşüncelerinden beslenerek seninle birlikte yaşlanana kadar ömrünü sürdürüyor.
 
Bir kaza anında düşmeye bağlı veya çarpmaya bağlı insanların bilinçleri yerine geldikten sonrasında söylediklerini biraz düşünün. Bir tünelden ışık sızıyordu, (ışık aslında gözündeki son güç son perdedir) Etraf sisliydi bulutların üzerinde sanki ayağım yerden kesik uçuyordum derler. Sonra belirsiz gölge şeklinde bir siluet gördüklerini belirtirler, hatta siluetin kendilerine benzediğini de söyleyenler olmuştur araştırmalara göre, tam kaybolup o tünelden çıkıp başka bir boyuta geçecekken duydukları önce cılız, sonrada kuvvetli bir sesin kendilerini çağırdığını söylerler. İşte o sesi seni hemen terk etmeye hazır ruhuna ulaştırabilir ikna edebilirsen sana geri dönmesini de sağlayabilirsin.
 
Bunu nereden bilebiliyorsun diyebilirsiniz belki ama bizzat kendi yaşadığım buna benzer bir hikâyeden diyebilirim. Okuduğum bilimsel kitapların etkisi de çoktur. Tabii ki. Sonuç olarak diyorum ki ruhunuzu ayakta tutmak kendi ellerimizde bütün organlarımıza iyi bakarak her ne olursa olsun pozitif düşünerek, sağlıklı yaşayarak her şeyi dert etmeyerek, ona istediği gücü enerjiyi verebilmeyi başarabilirsek o ve aslında biz de huzur bulabiliriz. Koşup yakalamak gibi düşünün ve bir bilinç kaybı yaşayan birini gördüğünüzde korkmayın ve bağırın suskun kalmayın, sesi ruhunuza duyurmaya çalışın var gücünüzle. Son anda da olsa geri dönmesini ikna edebilirsiniz ısrarcı olun, pes etmeyin yorulmayın. Bir insan tanıyorum hiç pes etmeden bilinci kapanan birini on beş dakika sadece bağırarak ismiyle o hastayı çağırarak o vücudu terk etmenin son noktasında olan ruhuna ulaşıp döndürmeyi başaran birini. Sonrasında hayata geri dönen hastanın söyledikleri: Sisler içindeyken duyduğum sese geri döndüm. Beni çağıran dönmem için yalvaran, çığlıklar atan o sesle geri döndüm. Yalnızca bir kez geri dönüp baktım beni ismimle çağıran cılız sese kim diye; Sonrasında kulağımı tırmalayacak kadar güçlü duydum beni çağıran sesi. Sözleri çok düşündürücü değil mi? Sevgili okurlar.
 
Allah’ın izniyle elbette ki inandırır, inanırsanız bu basit yönteme tekrar hayatınızda birçok güzelliklerin farkına vararak yaşamanın anlamını çok daha derinden hissedeceksiniz. Bu yazdıklarımın belki bilimsel bir açıklaması da vardır veya eksiktir, ya da yoktur. Ama şuna eminim ki bizzat yaşadıklarımdan yola çıkarak yazmaya anlatmaya çalıştığım bir kısım hayat tecrübesine dayalı olaylar zinciridir dile getirmeye çalıştığım ruhun tanımı. Her daim ruhlarınız huzurlu mutlu bol enerjili bol besinli olsun dilerim.. Ruhunuza siz güzellikleri sunarsanız oda sizinle mutlu mesut huzurlu yaşayacaktır. Zorluklar, imtihanlar insanoğlu için bütün güzellikleri burada yaşasaydık eğer cennete ne lüzum kalırdı ki! Var oluşun sırrının güzelliğini sonraki hayatımızda  nasıl görür nasıl o lezzeti hissedebilirdik. Manevi tadı huzurumuza nasıl neyle sunabilirdik, her şey bir ilahi düzenin parçaları devamı. Bir gün bir bakıyorsunuz olayların akışı değişmiş, kötü gün o an içindir yıpratmayın hiç bir zaman kendinizi de, ruhunuzu da zaten tetikte bekliyor Allah korusun yaramaz bir çocuk gibi hemencecik kaçıverir unutmayın o aklını da sizden alarak besin kaynağını kendi oluşturuyor.
 
Aman aklımıza sahip çıkıp iyi kullanalım. Kırmayın, kırılmayın mücadele edin. Kötü günler gelir geçer. İlahi düzene teslim olup hayatı akışına bırakmak en güzelidir. Bir bakmışsınız zaman sessizce akıp gitmiş yanınızdan hiç farkında olmadan. Yaşarken neden demeyelim ruhun huzurla dolsun neden ölürken diyelim ki? Ruhu huzur bulsun diye. Ruh kelimesi hiç kimseyi korkutmasın. Çünkü onu yoğuran, şekilden şekile kalıplara sokan kendimiziz ruh biziz zaten. Unutulmasın sakın Sevimsiz bir ruhtan daha ürkütücüsü yoktur.  Hani bazen hoşa gitmeyen asık bir yüze bezgin bir bedene deriz ya, ruh gibi diye aman onlardan  olmayalım. Sevgiyle selametle huzurla kalın ruhu güzel insanlar...

Meçhul Yazar
Gülderen Çetin.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 178
Kayıt tarihi
: 09.03.18
 
 

Ben 53 yaşında evli, iki çocuk, üç torun sahibi bir ev hanımıyım. Ortaokul mezunuyum. Ailevi sebe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster