Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '11

 
Kategori
Rüyalar
Okunma Sayısı
1216
 

Ruhumuzu uyandırmak

Ruhumuzu uyandırmak
 

Ruh at gibidir özgürlüge koşmak ister hep


Merhaba son yazımdan bu yana tarih hızla akıp gitmiş. En son devam eden konumuz itibarıyla “rüyalarımızın ilk oluşumunu” yazımın son paragrafında; “ insanı gerçeğe götürecek tek şey farkındalığının artsması idi. İnsan fark ettikçe evrim atlıyordu sonra boyut atlıyordu. Nefsinin rüyasında her şeyi yani iblise ait duyguları kendi gerçeği olarak kabul ederken bu nasıl olacaktı? “ diye sormuştum. Bu soruma şimdiye kadar bir cevap, bir yorum gelmediği için açıklamaya çalışacağım.


Aslında insanın yaşamına dair her şey o kadar mükemmel bir tasarımdı ki, neyin rüyasına düşerse insan oradaki o boyuttaki şeyleri gerçek zannediyordu. O yüzden insan nefsinin rüyasını da gerçek zannediyor. Ta ki uyanasıya kadar. O yüzden onu uyandırmak gerekiyor. Bu dünyada yaşarken uyandırmak gerekiyor. Çünkü öldükten sonra nasılsa uyanacak. Eğer bizler bu fani dünyadan gitmeden yani ölmeden önce nefsimizin negatif taraflarını öldürebilirsek işte o zaman nefsimizi uyandırma hakkına sahip olabiliriz.


Nefsimizin görmüş olduğu rüyada negatiflikler bir virüs gibi insanı sarmışlardır. Bu virüsleri öldürmek istiyorsak, öncelikle onların bize olan hakimiyetinin durdurulmasını ve onların tuzaklarını fark edip akıllı olmayı seçmemiz gerekmektedir. Bu virüslerden kurtulmak için yalnızlıktan, kimsesizlikten, kendimizi garip ve mutsuz hissetmekten vazgeçmemiz gerekmektedir.


İnsan bazen gelecekten korkmakta, çözümsüzlük girdabına girebilmekte ve her şeyin zor olacağını düşünmeye başlamaktadır bu düşüncelerimizden de vazgeçmemiz gerekmektedir.


Başarısızlık, bencillik, kibir gibi duygulara ve düşüncelere son verip her şeyin Allaha ait olduğunu fark etmemiz gerekmektedir. Allah’ı suçlamayı bırakıp yaptığımız her kötülügün nefsimiz yüzünden olduğunu, gelen her iyiliğinde Allahtan olduğunu kabul etmeliyiz.


Yalan söylemekten vazgeçerek dürüst olmayı seçmek ve kızgınlık, öfke, kin, nefret, endişe ve korku gibi duyguların negatif olduğunu kabul ederek sakin olmayı düşünerek çözmeyi seçmemiz gerekmektedir.


Bu virüslerimizden, negatif duygularımızdan kurtulabilmek için öncelikle onların bizde tutunmuş olduğu nedenlerini bulacağız. Ne olabilir? Biz neleri yargıladık ki bunları yaşıyoruz? Sonra oradaki temizlenmeyi yapacağız, oradaki temizleme yani bilinçaltındaki o temizlemeyi yaptıktan ve affını diledikten sonra o bölümü Allah ile karşı karşıya bırakıp; “Allahım lütfen burayı temizle biz hatamızı anladık. Tekrar aynı deneyimi deneyimlememize gerek yok” diyerek . O negatiflikle Allahı karşı karşıya bırakacağız. Orada şunu fark etmemiz gerekiyor. Biz güçlüyüz ama gücün sahibi biz değiliz.


Allah bir mimar gibidir eserini yapar ama eseri mimar değildir. Biz Allahın bir paçasıyız, Allahın gücüne sahibiz, biz Allahın yarattığı bir eseriz Allah istediğini mükemmel yaratır. O yüzden mükemmel olmaya çalışıyoruz. Çünkü esere can verdiği zaman eser kendi kendini bozdu. O yüzden eser, şimdi Allahın yaratmış olduğu şeyi düzeltmeye çalışıyor. Kendisini Eski haline gelirse Allahın katında olacak çünkü.


İnsanlar, ben .Allah’ım diyemezler. İnsan Allah değildir. İnsan onu tanıyabilir. Allahın izin verdiği bölümüyle, onunla iletişim kurabilir o hani birçok alanı yaşayabilir. Ama insan Allah değildir. Allah insana verdiği ölçüde bilgilidir. Ben Allah’ım dersek iblisin yaptığından hiçbir farkımız kalmaz. İbliste ben onun gibi alimim dediği için bunlar oldu. Bizde aynı güce sahipiz. İnsandaki güç Allahın gücüdür. Evet insanda bir güç var ama bu insanın gücü değil, iblis’te de bir ilim vardı ama bu iblisin ilmi değildi. Allahın ilmiydi. O yüzden virüslerin insanalarda tutunduğu şeylerin başında bu güç savaşı gelir. Gücün kişiye ait olduğunu ispatlamaya çalışır. İnsanın güçlü olması fikri kime cazip gelmez ki? Ama buradaki ince nokta gücün sahibinin biz olmadığını idrak edebilmekteki algı düzeyimizdir.


Bu noktada şöyle bir duada bulunabiliriz;


“Allahım biz bütün negatifliklerimizi senin izninle senin zekanla tamamen pozitife dönmesini kolayında kolayı olarak ve senin lutfunla seçiyoruz.” Beyni düşünerek bu duayı yapacağız. ilkönce beynin aydınlandığını düşüneceğiz. Negatifliğin kök saldığı yerlerden biri de insanın beynidir. Düşüncelerimiz de beyinde filizlenir. Dolayısıyla ilkönce beyinler temizlenecek.


Bu işlemle ilkönce nefsi sifalandırıyoruz sonra olumlamalara geçiyoruz “Allah tarafından sevilip korunduğumdan eminim” “Mutluyum huzurluyum, her zaman umutluyum” “Yönetimi Allaha bıraktım ve iyileşmem başladı” gibi. Kişide bu olumlamalar yerleştikten, seçimler yapıldıktan ve nefsin iç barışı sağlandıktan sonra nefse artık uyan diyeceğiz. “Bu dünyada uyan, kalk ve her şeyin farkına var.” Bu uyanışın derecesini yine Allaha bırakıp neler olacağını gözlemliyoruz.


Kırk gün sonra bu işlemler yolunda gidiyorsa Akıl ruh ve iradeye de aynı işlemleri yapacağız. Ondan sonra hepsini birleştirip tek bir ruh halinde ruhun uyanışını gerçekleştireceğiz.


Bu işlem için kişi rahat bir ordamda uzandırılır ve vücudu gevşettir. Bir meditasyon tarzı şeklinde ve sağ ellerini kalblerine koyarlar. Önce fatiha ve kelimeyi şahadet getirip sonra daha önceki yapılan işlemdeki gibi ruhlarına erişilir. Kalbin içinde de ruhlarının olduğunu düşünüp o bütüne doğru ilkönce kendi ruhlarına doğru çıkıyorlar. Kendi içlerindeki ruhlarında yukarıya doğru çıkıyorlar ve onlara yavaş yavaş söyle diyoruz işte siz geldiniz ve artık Allaha teslim olma noktasındasınız. Bütün bedenlerinizle geçmişteki tüm alahattinlerle ve bundan sonra gelecekte olacak bütün alahattinlerle ve simdiki alahattinlerle Allaha teslim olmaya başlıyorsunuz. Aslında kendini ona bırakıyorsun. Herşeyi ona bıraktığımızda aynı cennetteki gibi bir hayatı yaşamaya başlıyoruz. Çünkü cennette de herşeye o karar veriyordu. Ve bizim herşeyiniz dengedeydi. Şimdi biz daha olgunlaşmış Allahı anlamış olarak ona teslim oluyoruz. Çünkü geldik ve burada deneyimlediğimiz herşeyde onun ne kadar güzel karar verdiğini farkettik ve yine kendi isteğinizle evet biz burnumuzu sürttük anladık ki sen her şeye daha kolay karar veriyormuşsun diyerek teslim olmuşluğun güzelliğini yaşıyoruz.


Allaha teslim olduktan sonra orada onun doğrularını uygulamaya başlıyoruz. Cennette de öyle değil miydi? Böylece yavaş yavaş takva elbisesini giymeye başlıyoruz. Deneyimlemiş olgun bir ruh olarak sürekli iyilik yapmaya başlıyoruz. Sürekli iyilik yapıyoruz aynı zamanda da kötülüklerden uzak kalmaya çalışıyoruz. Böylece Allaha ne kadar sadık olduğumuz belli etmeye çalışıyoruz. Yani sadıklık elbisesini giymeye çalışıyoruz. Sahip olduğumuz herşey zaten Allaha ait olduğu için onun uğruna canlarını ve mallarını verebiliyoruz. Zaten hepsi Allahın . İstiyor onu da veriyoruz ve böylece Allah onları öne geçirmeye başlıyor. Yani herşeyi daha iyi farketmeye başlıyoruz, negatifliklerimizden arındığımız için içimizde Allaha karşı bir aşk başlıyor ve Allahla diyologlarımız en güzel derecede devam ediyor. İşte bizler bunu hissediyoruz aynı zamanda neyi anlattık? İslamiyetteki boyutları yani veli boyutuna kadar kısa bir meditasyon şeklinde bunları kişiye hayal ettirdikten yani rüyasını gösterdikten sonra kişilerin ruhlarının uyanışını yine Allahtan izin verdiği ölçüde Allaha bırakıyoruz. Tıpkı büyük bir kare çikolatayı yemek isteyen çocuğuna annesinin dokunmasın diye parça parça vermesi gibi yada çikolata yerine bal vermesi gibi. Allah nasıl uygun görürse öyle olmasını seçiyoruz.


Kişinin ölmeden önce ruhunu uyandırma aşamasına getirmiş oluyoruz. Güzel ve yaşayan yaşatılan bir deneyim olacağını düşünüyorum. Tabi daha sırada Ruhumuzun Ademin rüyasından da uyanması var.


Sevgilerimle,


Alahattin Öztekin
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 157
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 4973
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster