Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
512
 

Ruhumuzun aynasına bakmak

Ruhumuzun aynasına bakmak
 

Bazı kediler kendilerini arslan görürler...


Kendini beğenme, kusurlarını görmezden gelme hepimizin doğasında var olan özelliklerden. Kimi insanda bu özellik, normalin çok üzerinde görülür. “Burnu kaf dağında” olanlardandır bunlar. Aynalara baksa da kusurlarını göremez ama başkalarının en ufak kusurlarını hemen fark eder.

Kimileri de kusurlarını bilir, aklını kullanarak , onları bir şekilde örtmeyi , kapatmayı da becerir.

Aynalar belirli bir yaştan sonra, gerçek dostlar gibi bize gerçeği acı da olsa söylerler...Gerçi şair “Yıllar yılı dost bildiği aynaların, düşman gözüktüğünü” söylüyor. Ama bana göre gerçek dost onlar; düşman değil.

Aynalara baktığımızda fiziğimizle yüzleşir en ince hatlarımıza kadar inceler, bazen memnun bazen hüzünlü ayrılırız karşısından. Peki ya ruhumuz?...Ruhumuzun aynası yok mudur? Ruhumuzun aynası; egomuzdan, ön yargılarımızdan, ezberlerimizden sıyrılmış, öz benliğimizdir. Özbenliğimize ne denli samimi içten yaklaşabilirsek ruhumuzu görebilir, sorunlarımızla da bu şekilde baş edebilme olanağını yakalayabiliriz.

Kendimizi eleştirebilme-ki buna yaygın tanımla özeleştiri diyoruz- canımızı acıtır çoğunlukla. Başkalarını gözümüzü kırpmadan kolayca eleştirir, yerden yere vururuz. Aynı konuma kendimizi getirirken binbir mazeret buluruz. “ Ama benim durumum farklı ama şöyle, ama böyle” diye saklanacak yer ararız.

Empati diye adlandırılan “onun yerine kendini koyma “ cesaretini hangimiz, ne kadar yapabiliyoruz acaba ?

Eşimizle, çocuğumuzla veya trafikteki herhangi biriyle tartışabiliyoruz ve hemen her konumda biz haklı oluyoruz...

Olayın üzerinden saatler geçtikten sonra düşünmeliyiz. Bizi hatalara pişmanlıklara düşüren, insani duygularımızı zayıflatan egomuzu bir yana koyarak düşünmeli, tekrar tekrar düşünmeliyiz.İlk dakikalarda karşımızdakine yüzde on hak verirken geniş açılardan olaya baktıkça yarı yarıya hatayı paylaştırdığımızı hatta giderek kendimizi haksız bulduğumuzu görürüz.

Bu her zaman böyle olur diye bir kural yok tabii ki. Tamamiyle bizim haklı olduğumuz durumlar da olabilir. Benim söylemek istediğim; kendimizle acımasızca yüzleşebilme cesaretini bulabilmek için zaman zaman dış etkilerden arındırılmış bir ortamda duygularımızı sorguya çekmeliyiz.

Birbirimizi anlamak, karşımızdakinin yerine kendimizi koymak ve de onun fikirlerini yorumlarken aceleci olmamak gerekir.

Ruhumuzun aynasında kendimize bakarken olabildiğince tarafsız olmaya çalışmalıyız.

arz-ı alem bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen binlerce renk yüzlerce potre.. Hangisine ait olduğumu seçemediğim yaşam hikayeleri... O sihirli yansımada kayboluşlarım.. Konuşarak anlamaya çalıştığım dakikalardaki şizofren kimliğim.. Belkide evrim sürecini tamamlıyan bir bedende hapsoluşuna kırgın kızgın ruhumun bakışları bazen bana yansıyan.. Bazen egolarımın tutsağı, tüm zayif duygulara sahip olduğunu düşünerek prangalara bağladığım acinası şekilsiz renksiz varlık... Aynalar ve her çizgisindeki yaşam hikayeleri... Aynalar .. ve baktığında tarafsızlığını korumak.. Güzel bir yazı.. Ben içersinden almam gerekeni aldım sanırım.. saygılarla..

Ehli Keyfim 
 28.02.2008 20:44
Cevap :
Hemen herkesin kendisiyle zaman zaman yaptığı yüzleşmelerden örnekler sunmuşsunuz.Önemli olan bu yüzleşmelerde objektif olabilme. Sanırım siz duyarlılığınızla bunu yapabilmişsiniz.Benden de saygılar...  28.02.2008 21:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 307
Toplam yorum
: 762
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1352
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster