Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
294
 

Ruhun Kozmik Yolculuğu

Ruhun Kozmik Yolculuğu
 

Ruhsal dönüşümün simgesi, "Zümrüd-ü Anka"


Hayallerimiz olmasa ne yapardık acaba?

Hayallerdir umutları tetikleyen, bu kuru beden içindeki sonsuz nurun yansıması olan ruhumuza güç veren. Ben de Milliyet’in Blog sitesindeki 200ncü yazımı hayat amacımı yani hayalimi gerçekleştirmek attığım son adıma dair kaleme almak istiyorum.

Ayrıca Milliyet’teki bloglarını takip ederek blog yazma ateşimi kamçılayan sevgili Berk Yüksel’e de teşekkürlerimi sunuyorum. Bu sitede yazmaya karar verdiğim zaman ilk okuduğum blog onun 200ncü yazısıydı ve ilk kitabına ilişkindi. Kendisinin o yazısı benim bugün 200ncü yazımı ilk kitabıma adamama sebep oldu. Hayat böyle bir tesirler mekanizması üstüne kurulu işte… Güzelliği de burada. “Mü’min mü’min aynasıdır” diye boşuna denmemiş olsa gerek.

9 yaşından beri anneme birçok aykırı sorularla geldiğimi ve onu bazen de o zor sorulara cevap verdirmek zorunda bırakarak onu zorladığımı hatırlarım…

Allah var mı? Varsa nerede? Ona nasıl ulaşabiliriz?

Evren sonsuz mudur?

Nereden geldik, nereye gidiyoruz?

Neden ben böyleyim de başka şekilde değilim?

İnsan sihirli midir? Nasıl bir Superman olabilirim?

Uzaylılar var mı? Evren bu kadar büyük ise neden uzaylılar olmasın?

 

Henüz o erken yaşlarda bir oyun çocuğuyken merakımın tetiklediği sorularla başlayan arayışım beni zamanla dünya bilinen ve bilinmeyen tarihi, astronomi, dünya dışı yaşam, parapsikoloji konularını incelemeye yöneltti. Özellikle 13-19 yaş döneminde karakalem resme olan ilgim ile çizdiğim birçok resimde hep Helenistik dönem, mistisizm, ruhsallık ve bilime yönelik temalar kullanmam şans olmasa gerek.

Üniversiteye geldiğimde hayatın bir laboratuvar olduğunu anlamam pek zor olmamıştı. Özellikle hayatın görünenden fazlasını içeren bir oyun olduğunu ve aradığımız soruların cevaplarına ulaşmanın mümkün olduğunu fark ettiğim bu dönemde başlayan ruhsal arayışım, askerlikte yaşadığım celali şoklarla başlayan bir uyanışa vesile oldu.

Erzurum’da yaptığım askerlik dönemi tüm hayatımı, var oluş sebebimi, insanı, evreni, hayatı ve Yaradılış’ı anlamlandırmaya çalıştığım sancılı ama bir o kadar da eşsiz bir dönemdi. Bu zor zamanların bana beni buldurmaya başlayacağını, kendi içimdeki Alice Harikalar Diyarı’ na beni yolculuğa çıkaracağını kim bilebilirdi ki?

O zor günler bana AYNA tutarak beni bu “Dünya illüzyonu” ndan uyandırmıştı. Kendi içimdeki Tanrı parçacığı olan Öz’üme, yani ruhuma, doğru beni sonsuz bir yolculuğa çıkarmıştı. Doğu felsefesi, batı felsefesi, mistisizm, enerji çalışmaları, psikoloji, dövüş sanatları, kadim strateji sanatı ve liderlik, nöroloji, biyoloji, kuantum fiziği derken Dünya üstündeki her türlü kadim ve modern, ilim ve bilim çalışmalarını derinlemesine incelerken, kitapları okurken buldum kendimi.

Bu arayış bir açlık ile başlamıştı ve amacı insanı, hayatı, dünyayı, varlığı, Yaradılışı anlamlandırmaktı. Her şeyin temelinde yatan ilk sebep ise tüm bu anlamlandırma sürecini tamamlamak ve bu içimdeki ıstırabı dindirmekti. Bu ıstırap öyle bir şeydi ki, Hz.Ali’ nin kendine verilen sırları boş bir kuyuya haykırması sonucu o kuyunun suyuyla büyüyen sazlıkların rüzgarda çıkardıkları iniltili ses misali ben de bu yaşam denen oyunun amacını anlamak, bu tiyatrodaki görevimi fark etmek ve bu yaşam amacım ışığında yaşayarak kendi fiziksel, duygusal ve ruhsal potansiyelimi maksimize ederek Abraham Maslow’ un deyimiyle “kendimi gerçekleştirmek” istiyordum.

Henüz arayışım bitmedi. Daha yolum çok… Yol zaten bitmez ve bitemez de. Zira sonlunun sonsuzu aradığı bir yolculuk bitebilir mi ki? Bitirdim diyen bitirmemiştir, kibriyle ve cehaletiyle konuşmaktadır. Bu sonsuz yolculukta her zaman bir çırağım ve öyle de kalacağım.

Ancak bildiğim bir şey varsa, insanın aradıkça aradığı sorulara ona verilen tesirler ve ilhamlar ile cevap bulduğu. Tasavvufta insanın ruhsal tekamül sürecini anlatan seyr-i sülukte bu aşamaya “Nefsi Mülhime” deniyor. Bir sonraki aşama ise insanın mutluluğu bulduğu “nefsi mutmaine”.

İnsan dışarıda aradıklarını dışarıda bulamayıp kendi içine, Öz’üne döndüğü zaman ve derinlerde bir yerde sahte kişiliğinin gölgeleri ve maskeleri altında kalmış o yüce nura doğru ilerledikçe, insanı ve insanlığı, dünyayı, toplumu ve hayatı, evreni, İlahi düzeni ve nizamı da daha fazla anlamaya başlıyor. Kendi içindeki Tanrı parçacığına doğru adım attıkça yaşamın tüm farkları ve faklılıkları birlenip, çokluktaki birlik ortaya çıkıyor. İnsan kendini aradan kaldırdıkça, şah damarından bile kendine yakın olan Yüce Yaradan’ı daha iyi idrak edip O’na can-ı gönülden bağlanıyor.

Son 5 yıl içinde tüm bildiklerimin alt üst olduğu, birçok dünyevi putumun yıkılmaya başladığı ve her şeyin Tasavvufi çalışmalarım sonucu hizmet, İlahi Aşk, evrensellik ve Hizmet bilinci etrafında birleştiği ve birlenmeye başladığı eşsiz bir dönemi tecrübe etme fırsatım oldu. Şükürler olsun.

Sevdiklerim ile, sağlık ile, işim ile, yani birkaç farklı alanda aynı zamanda büyük ateşler ile sınandım şükürler olsun. Hastalığı bile misafir gören yüce gönül sultanlarından feyz alarak o kavurucu ateşler içinden yürümeye çalıştım. Bir Hz.İbrahim olmadığım için her yanım yandı kavruldu, ancak bilmiyordum ki o zaman gönlümü yakan ateşlerin bende bir Aşk ateşi yakacağını.

Ve başladım gönlüme düşenleri anlatmaya ve yazmaya. O zor zamanlarda dağa taşa yazmak isteğim önce bugün 300’ü aşan blog yazılarını ortaya çıkardı, sonra seminerler verme yolunu açtı ve en nihayetinde geçtiğimiz Temmuz ayında roman şeklinde bir kitap yazmama vesile oldu.

Roman olarak ortaya çıkan kitabımın adı “Ruhun Kozmik Yolculuğu” şimdilik. Şimdilik diyorum, zira yayınevi ile yapılacak çalışma sonucunda kitap ismi değişebilir de. Yaşayıp göreceğiz.

20 yıla yakın inanç, felsefe, bilim, sanat, ezoterizm, mistisizm ve resmî ruhsallık alanlarında yaptığın araştırmalar ve bilfiil çalışmalarımı birleyerek ruhun kozmik yolculuğunu bütünsel olarak dilim vardığınca anlatmaya çalıştım.

“Peki neyi anlattın, mesajın nedir?” diye sorarsanız size cevabım şu olur.

Allah'tan Allah'a olan yolculuğumuzu, okyanustan ayrılan damlanın okyanusa kavuşarak erimesini anlattım dilim vardığınca.

Hakikati arayan yollardaki benzerlikleri ve birliği anlattım.

Ve daha mutlu ve huzurlu bir hayat sürmenin yollarını yazdım.

 

“Neden bu konuyu seçtin?” diyebilirsiniz?

9 yaşımdan beri hep kendimden büyük şeyler arar dururum. İnsanların da aynı sorulara sorduğunu ve kendilerine emanet edilen dünya zenginliklerine kendilerini sanki o emanetler kendilerinmiş gibi saplanarak içlerinde ruhsal bir boşluk ile mutsuz ve huzursuz yaşadıklarını gördüm.

İnsanların hayatın cemali ve celali hadiseleri arasında yaşanan bu gelgit içinde hız, haz, tüketim sarmalına kendilerini adayarak kendi içlerindeki o sonsuz nuru, yüce potansiyeli unuttuklarını gördüm. Ki, bu unutuş sonucu maddesel, geçici ve fani olana kendilerini kaptırıp, sahte mutluluk oyunları oynadıklarını fark ettim. 

Ben’im dedikleri sahte kişiliklerinin gölgeleri ve maskelerinin kölesi olarak cüz’i iradelerini kullanmadıklarını ve böylece de rüzgarın önünde rasgele savrulan bir yaprak gibi yaşadıklarını anladım.

“Ben, ille de Ben” diyerek kendilerini putlaştırdıklarını, bencil bir yaşam ile orman kanunlarını modern insan hayatına taşıdıklarını ve kendilerini, sevdiklerini, çevresindekileri üzerek insanlıktan uzaklaştıklarını gördüm. 

Yaşam mücadelesi, ekmek kavgası derken Hz.İnsan olma potansiyellerini, bir kenara bırakıp içlerindeki hayvani yönün kölesi olduklarını izledim. 

Kendi arayışlarıma cevapları buldukça “anlatmıyorsan neden öğreniyorsun?” Sümer atasözünü destur edinerek dünyamızın BEN’den BİZ’e geçmesinde benim de Hz.İbrahim’e su taşıyan karınca misali katkım olsun istiyordum. Zira insanlık olarak binlerce yıldır yazılan o “Altın Çağ” veya “Uyanış Dönemi” veyahut “Bilgelik Çağı”nın geçiş döneminde olduğumuza inanıyorum. Bana göre son birkaç yıldır dünyamızda her alanda yaşanan büyük değişimler artık bakıp da göremeyenler için yeterli kanıtları sunmaya başladı. 

Bundan sonra inşallah kısa sürede edit sürecini bir kitapevi ile tamamlayıp ilk kitabımı piyasaya çıkarmak. Daha yazacağım kitap çok. 2ncisinin de çoğu hazır. Allah'ın izniyle hepsi olur inşallah. 

Dilerim ki, bu çıktığım yolculukta hayalimi gerçekleştirebilir ve insanlık olarak evrensel bilince yükselerek hak ettiğimiz birlik, beraberlik, bütünlük içindeki o mutluluk, huzur, kalıcı sağlık, bolluk, bereket, sevgi ve barışın hakim olacağı daha ileri medeniyet seviyesine insanlık olarak geçmemize ben de su taşıyan bir karınca olarak olumlu katkı sağlarım. Dilerim öyle olsun.

 

Sevgiler,

Kenan

https://twitter.com/Naacel

https://www.facebook.com/public/Kenan-Kolday

https://instagram.com/naacel/

http://naacel.blogspot.co.uk/

http://www.felsefetasi.org/author/kenan-kolday

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 48
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1152
Kayıt tarihi
: 29.10.12
 
 

Çocukluğumdan beri kendimden büyük bir şeyleri arayıp durdum. Ve 1999 yılında yaşadığım şoklar il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster