Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
795
 

Ruhunu temiz tut ki, o da seni temiz tutsun

Ruhunu temiz tut ki, o da seni temiz tutsun
 

Andante 2010 Klasik Müzik Ödülleri ve Fazıl Say


Yine Fazıl Say, yine çarpıcı bir konu ve çarpıcı bir yazı.

Üye olduğum Klasik Batı Müziği Yahoo Grubu’na, leziz bir yazısı düştü yine değerli sanatçımızın. Bu nefis yazı, sadece grup üyeleriyle sınırlı kalmamalıydı; klasik müziği, Fazıl Say’ı sevenlerin ulaşabileceği tüm yollar kullanılmalı, bu metin paylaşılmalıydı. Değerli dost (Say’ın menajeri)Kadir Dursun’un bilgileri dahilinde, Milliyet Blog’da ulaşabildiğim kadar okurla paylaşılmalıydı; "Kreutzer Sonatı" başlıklı yazı.

Söz Fazıl Say’ın:

EN ÇARPICI KONSER PARÇASI

"Kreutzer Sonatı"na yukarıdan bakabilen müzisyen, cennette iyi bir dost edinmiştir.
Bu eser bir baş yapıttır. Keman ve Piyano dağarcığının tartışmasız "baş köşesinde" duran bir deha çiziğidir...
Ama, yukarıdan bakamayan müzisyen !!! Ovvvv, vay haline senin...
Bu çok çarpıcı, çalması çok güç, çok komplike eser karşısında elleri kolları, midesi ve bacakları birbirine düğümlenmiş , felaketin eşiğine sürüklenmiş olur, bu eseri çalmayı becerecek nitelikte olmayan müzisyenler.

KREUTZER, gerek piyano, gerek keman için o kadar zordur ki, Beethoven'in "Piyano solo Sonatları"nda, hatta Konçertolarında rastlayamıyacağımız zorluklar bulundurur.
Ruhunu temiz tut ki, o da seni temiz tutsun…
Vay haline müzisyen, eğer kötü günündeysen ve o akşam konser programında Beethoven'in KREUTZER SONATI var ise.

BRIDGETOWER

Beethoven, Dokuzuncu Keman ve Piyano Sonatı’nı aslında ünü kemancı RUDOLPH KREUTZER için yazmadı.
1803 yılında , Viyana'ya genç bir İngiliz kemancı taşınmıştı. Adı, BRIDGETOWER idi. Bridgetower, aslında "kemanın şeytanı" Paganini'ye rakip olabilecek tarihteki tek kemancı idi.
Bridgetower ile Beethoven dost olurlar.
O tarihte uzun ve yıpratıcı bir "kriz" döneminde olan Beethoven, Bridgetower'in kendisinde yarattığı ilham ve şevk ile tekrar düzelmiştir. Onun için çılgınca bir beste yapmaya başlamış, içindeki "deli"ye yeniden kavuşmanın meşki içerisindedir...
Dokuzuncu Keman Piyano Sonatını’da sadece Bridgetower ve kendisinin çalabileceği şekilde yazmaya koyulmuştur. Beethoven her gün, yeni bestelediği bölümleri Bridgetower ile prova yapmaktadır.
Rivayete göre, mutluluktan uçmaktaymış Beethoven o sırada. Bridgetower'a sarılıp kutlamaktaymış her provadan sonra...

Sonatı ilk kez bir dostlar gecesinde beraber çalarlar.
O gece, aynı zamanda iyi bir zampara olan Bridgetower, Beethoven'in çok ilgi duyduğu bir güzel kadını tavlar.
Beethoven "şok" geçirir. İçindeki melek gitmiş yerine "yine" bir kızgın Beethoven gelmiştir.
Beethoven'daki hayal kırıklığı sonsuzdur.
Bridgetower'i hayatından siler. Ona ithaf ettiği sayfayı yırtar.
Ve de ,Opus 49 , "9" numaralı LA MAJOR Sonatını döneminin Viyana'da yaşayan kıdemli kemancısı KREUTZER'e ithaf eder.
(Hatırlatmak isterim :"Kreutzer sonatı"nın ardından bestelediği eserler sırası ile, 5. Senfoni, Appasionata Sonatı, Razumovski Quarteti gibi onun en dramatik dönemi olacaktır.)

Bridgetower ise hovardalığı yüzünden Beethoven'la olan dostluğunu kaybettiği gibi, zaman içinde Viyana'da tutunacak adres bulamayıp, tarihin süpürgesinde yok olmaya mahkum olur. Belki de bir başka Paganini de bu şekilde son bulur...

TOLSTOY

Beethoven'ın bestesinin ardından yaklaşık 85 yıl sonra, büyük Rus romancısı Leo Tolstoy baş yapıtlarından birini kaleme alır: KREUTZER SONATI.
Bu 120 sayfalık bir kısa romandır.
Ben bu eseri, Tolstoy'un romanları arasında, Anne Karenina'nın tohumu ve masum fidan hali olarak görmekteyim.
Konu itibariyle, bir Rus aristokratı, hayattaki en büyük tutkusu piyano çalmak olan karısı, eve gelen "çok yetenekli kemancı" misafir adam, misafir ile kadının haftalar süresince beraber müzik yapması, Kreutzer Sonatı provaları, kemancı adamın inanılmaz becerisine büyülenen kadın, kadının içten içe büyüyen gizli aşkı, en sonunda elbette çok "Tolstoyvari" psikolojik ve sosyal sorgulamalar, kadının kocasının ezikliği-endişesi- hayal kırıklığı, kadının baş edemediği aşk hissiyatı-ahlak ve toplum çıkmazı, olayları önemsemeyen bir zampara kemancı...Toplum... Birey...Aşk...Hazin ve rezil bir içine düşülmüşlük...
Bir dev yazarın dev eseridir...
Bir müzik eserinin bir edebiyat eserine bu kadar büyük ilham olabileceğinin en güzel örneğidir Tolstoy'un bu romanı...

Kreutzer Sonatı’nı hayatımda 300 kereden fazla performe ettim. 2003-2005 yılları arasında büyük kemancı MAXIM VENGEROV ile olan dünya turnemizde en az 100 kere.
Bilin bakalım Vengerov'un çaldığı Stradivarius marka kemanın adı neydi?: KREUTZER. Evet Vengerov, Stradivarius 'un ürettiği o inanılmaz kemanlar arasında en yüce olanını, zamanında Kreutzer'in çaldığı kemanı çalmaktaydı...
2005 -2010 yılları arasında ise ( kanımca günümüzün en ilginç, en çarpıcı müzisyeni olan ) PATRICIA KOPATCHINSKAJA ile de bu sonatı 200'den fazla yerde beraber çaldık. Patricia ile, bir de çok ilgi gören CD sini yapmıştık 2007 yılında...

Bu sonatı her çaldığım gün mutlu olurum. Derinden mutlu olurum...
"Andante ödülleri gecesi"nde de bunu demek istedim: "Asıl büyük ödül, hayatta müzik yapabilmek."
Mesela : Kreutzer Sonatı’nı çalmak. Beethoven cennetine yakın hissetmek. Vengerov, Kopatschinskaja gibi insanoğlunun ender tipleri ile bu gezegenin nice diyarında, 1 metre yakından beraber nefes alıp vermek.
Ödül bu benim için...

Günümüz Türkiyesi’nde ne Beethoven'dan ne Tolstoy'dan haberdar olmayan bir toplumun içindeyiz maalesef!
Bir takım insanlar, bir takım insanlara sürekli ahlak dersi veriyor...Ne acı!..
Acı olan şu: Ne büyük "yalan" aslında her sey .

Yalanların dünyasında olmak acı...

Ruhunu temiz tut ki, o da seni temiz tutsun...


FAZIL
14.5.2010
Budapeşte

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABA HUSYIN BEYCIGIM, TOPLUM GERILIM POLITIKALARI ILE UYUSTURULURKEN BU DENLI IC ACICI HABERLERE YAZILARA YER VERILMEZ OLDU. COK TESEKKUR EDERIM... RESSAMLAR GENELLIKLE SAGLIKLARINDA GERCEK DEGERLERINI BULMAZLAR, HATTA BAZILARI HIC BULMAZ. FAKAT MUZISYENLERE HER ULKEDE DEGER VERILMIS, SARAYLARDA AGIRLANMISLARDIR. SEVGILI FAZIL SAYIMIZ BU ULKEDE IKTIDARI ISGAL EDENLER VE 500 YIL GERIDE YASAYAN BAGNAZ AZINLIKLARIN KARSIT GORUSLERE TAHAMMULSUZLUGU YUZUNDEN BU ULKEDE HAK ETTIGI DEGERI TUM GONULLERDE BULAMADI MAALESEF! AMA BIZIM GONLUMUZDE O BIR TURK MOZART'I... MUZIKLE SENLENMIS PAZARLAR DILEGIYLE... SELAMLA... MS

Mehmet Sağlam 
 16.05.2010 10:58
Cevap :
Merhaba öğretmenim. Daha önce yazmıştım, yine Fazıl Say'ın bir yzaısıydı ama; Çinli Lang Lang olayını. Totaliter bir rejimin sanatçıya bakış açısı ile Demokratik Türkiye(!)nin bakış açısının kıyasına güzel bir örnekti. F.Say adına Almanya'da festival düzenleniyor, dünyanın en saygın konser salonlarında konser vermesi için sürekli davetler alıyor... ama gelin görün ki, ülkesini yönetenler, hani ayıp olmasa ,"ne zaman terkedecek ülkeyi" diye dört gözle bekliyorlar. Muhalif sanatçı olmak çok zor. Çankaya'da şaklabanlık yapanlar gibi olursa bir eli yağda, bir eli balda olur. Ama Say bu yolu seçen bir sanatçı değil. İyi demişsiniz; o bizim Mozart'ımız. Selamlar, saygılar. H.H.Dulun  16.05.2010 13:56
 

Bu güzel yazıyı bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Fazıl Say gibi değerlerimize her yerde sahip çıkmalıyız. Saygı ve sevgilerimle....

Şahin Yamaner 
 15.05.2010 16:40
Cevap :
Ben de size teşekkür edrim; okuyup yorum yazmanız nedeniyle. Fazıl Say, sadece müzik adamı değil çok nitelikli de bir yazar aynı zamanda. Bunu yazdığı kitaplar, mektuplar ve kısa makalellerle kanıtladı. Selam ve saygılarla... H.H.Dulun  15.05.2010 18:41
 

Olanı biteni anlamaya çalışmaktan, darbelere karşı gardimızı almaktan o kadar yorulduk ki, bizleri rahatlatan tek şey sanat. Yoksa insanın cinnet geçirmesi an meselesi... Bunun en iyi öreneğini de sokaktaki adam'ın yerine alan "netteki insan"da görüyoruz. Hiç bilmediği, hiç tanımadığı insanlarla kavga eden insanları izlemek ruhumu-yüreğimi yaralıyor. Dediğiniz gibi "bunlar da kim?" denilen insanlar söz sahibi olmuş ders veriyor ne yazık ki...Toplumca çok yorulduk, çok...

Saime Eren 
 14.05.2010 19:45
Cevap :
En önce yazılmış yorumunuz en son (17.05.2010) geldi. Güzel yorumunuzu bu nedenle, ancak bugün paylaşabiliyorum. Sanat, heleki müzik ruhumuzu dinlendiriyor. Hatta sıklıkla yazarım, kendi açımdan rehabilite edici! Sokaktaki-netteki insan kıyasınız dramatik tabloyu iyi ifade ediyor. O ders verenler faslına yapacak birşey gözükmüyor şimdilik. Yurttaş bilinci aşacak ama, umutsuz vaka gibi gözüküyor. Yanılmayı çok istediğim bir tanı bu. Selamlar saygılar. H.H.Dulun  17.05.2010 18:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 1015
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 1065
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

1960 Ankara doğumlu bir Çankırılıyım. İşimin burada olması nedeniyle, Antalya'da yaşamaktayım. Ti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster