Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '11

 
Kategori
Komşuluk
Okunma Sayısı
262
 

Rusya'da kar'iyer yapmak

Rusya'da kar'iyer yapmak
 

Kardan adamın cenazesi


Rusya'da karın yağdığı hergün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, evimin çevresindeki karları temizlemeyi kendime ilke edindim. Arabayla evden ayrılırken sokaktaki manevralarımda, her sabah yapmış olduğum bu düzenli temizlik bana oldukça hareket kolaylığı sağlıyor.

Aslında yan komşumun da arabası var ama, sokağımızın bizim tarafını ben temizlediğim için, o sanki kendisini bu işlerden muaf sayıyor galiba ve bu yüzden olsa gerek, bırakın temizlik yapmayı, küreği eline bile almıyor. Diğer bir komşumun ise arabası yok ama ben ortalığı temizlediğim için, kara batmadan eve girip çıkabildiği zamanlarda aklına gelip ''Allah razı olsun'' mu diyordur yoksa ''Eeee arabası olan temizliği de yapar'' mı diyerek içinden yaptığı zeka kategorizasyonunda beni en altlara mı layık görüyordur bilemem.

Ben aslında kendim için çalışırken, çevremdekiler ise sadece bundan faydalanıyorlar yani günlük çalışmalarım aslında hayırseverliğimden falan değil.

Bir de anayola açılan arayollarda oturan çevre sakinleri var ki onlar bu temizlik işine zaten hiç ama hiç girmezler. Kısmen yayalar kısmen de yoldan gelip geçen araçlar, hareket ettikçe karları ezerler ve yol da kendiliğinden açılmış olur. Sadece bahçelerinin girişlerindeki karları da bazen bir iki kürekle yola atarlar, o da o hareketlerle erir gider.

Çevredeki bazı evlerde ise hiç yaşam yoktur. Kimileri uzun süredir kaderlerine terkedilmiş, kimileri de sadece yazın ve bahar aylarında daça niyetine kullanılır. Yani aslında sahipleri vardır da, sahiplenirler mi diye sorulsa, kolayca 'evet' demek pek de mümkün olamaz.

Bazı evlerin de sahipleri başka evlerde yaşıyorlar damı uğramıyorlar yoksa başka bir sebepten mi bilmiyorum ama o evlerin önünden kar hiç eksik olmuyor. Bir de belirli periyotlarda yolları temizleyen kar aracı geldiğinde hep o, kimsenin yaşamadığı evlerin çevresine yığıyor karları. Hemen yanındaki evleri de rahatsız eden bu duruma ise artık kimse pek ses çıkartamıyor ve kabulleniyorlar.

Bir de 'yokuş' durumları var sokakların, kimi zaman avantaj kimi zaman da dezavantaja dönüşen. Mesela buz gibi havalarda yerde donan sular yokuşun tepesinde oturanları sıkıntıya sokar, arabalar çıkamaz, insanlar zahmet çeker. Yokuşun hemen başında oturanlar ise neredeyse otobüs durağında inip üç beş adımda evlerine girerler kolayca.

Bahar gelip karlar erimeye başlayınca ise herşey tersine döner.Bu kez tepelerde oturanlar dertsizken, yokuşların başındakiler eriyen ve küçük derecikler haline gelen kar sularına basa basa ilerlerken, yanlarından geçen arabaların su sıçratmalarınaysa ancak arkalarından bakıp, kızgın kızgın söylenebilirler.

Devletin altyapısını sağlam yapmadığı bir yerde hertürlü doğa olayından etkilenerek yaşamayı öğrenmek zorundasınızdır. Ev almadan önce bunları bilsen bile sonuçta, 'bütçen' satın alma kararında asıl belirleyici olandır. Sen daha çok kendi evinin onarımı ile uğraşarak, ancak evde bulunduğun zamanı daha rahat geçirebilirsin, yoksa sokağa çıktığın anda katlanman gerekenler, hava durumuna, evinin bulunduğu yere ve komşularına bağlıdır.

Bugün sabah yine çevrede karları temizlemek için evin önüne çıktığımda farkettim ki dünyadaki ekonomik krizle, bizim mahallede yaşananlar arasında aslında oldukça büyük benzerlikler var.

Bazı komşularım Almanya gibi, kendi evlerini zamanında çok çalışarak en iyi malzemelerden yapmışlar. Evlerinde güzelce yaşıyorlar ama çoktan emekli olmuşlar ve gençliklerinde de çocuk yapmadıkları için ne yazık ki yalnız ihtiyarlıyorlar. Çevrelerindeki komşuları 'hafif' tembel İtalyanlar ve İspanyollar yüzünden sokağı geçmişte hep Almanlar temizlemiş ancak artık yaşlandıkları için şimdilerde o eski güçleri de yok.

Biz Türkler yokuşun başında oturuyoruz. Tepelerde karlar eridi mi, bütün su bizim eve dolup ortalığı felaket yerine çeviriyor. Tam da bizlik, ihracatımız artıp, elimiz biraz da olsa para gördü ama Avrupa'daki kriz sermayeleri eritti, toz toprakla karıştı ve olan yine bize oldu. Neyse ki Allahtan evde genç insan çok da, kimi suları boşaltıyor kimisi de ortalığı temizliyor ve böylece de evin yaşlıları da kıt kanaat idare edebiliyorlar.

Yunanistan, en merkezi yerdeki evlerin sahipleri gibiydi. Hiç temizlikle falan uğraşmadılar çünkü komşuları yaya ya da arabayla geçerken karları eziyor ve kendilerine yol açıyorlardı. Yunanlar da rahat rahat yaşayıp gidiyordu ama eriyen kar suları herkesi kendi evinin temizliği ile uğraşmak zorunda bırakınca, ancak o zaman anladılar bir şeyler yapmazlarsa evlerini basan suyun kendilerini nefessiz bırakacağını. Şimdi geç de olsa, yoldan falan vazgeçti, bari biriken karları temizlese de çatı üzerlerine çökmese diye kürek veriyor Yunan komşularına, ihtiyar Almanlar.

Sokakta karları temizlemeye devam ederken, ''Rusya'yı bu fotoğrafta nereye koyabilirim?'' diye düşündüm. Bir zamanlar tek başına çalışarak en güzel ve en büyük evi alınteriyle dikmiş, ancak daha sonradan bir şeylere kızıp gitmiş, uzun yıllar boyunca insanlardan uzakta bir başına tecrit edilmiş bir halde idare ederek yaşadıktan sonra da tekrar şehre dönen bir yaşlı adama benzettim. Ne kendi o genç halinde, ne de dışarıdan hala o ihtişamlı görüntüsüne karşın içeride döşemeleri çürümüş, suları paslı akan, küf kokan o ev, eski ev. Tek başına evi adam edemeyeceğinin o da farkında, hep eskileri düşünüp daha da zaman kaybetmektense, bir evlat edinip son gücüyle tüm bildiklerini, görgüsünü, kültürünü, yaşam deneyimlerini ona öğretip, evi eski şaşalı günlerine çevireceğini ummaktan başka şansı yok. Aşı tutarsa eğer, işte o zaman yeniden güzel günler görebilecek aksi halde, çürüyüp giden evde ölüp gidince, belki de kendisini ilerde hiç kimse hatırlamayacak bile.

Birikmiş karlar, hep evlerine sahip çıkmayan, çıkamayan komşuların önlerine yığıldı. Kendi önleri temiz oldu mu yolların da hep açık olacağı düşünüldü. Tepede oturanlar, karlar erir gibi olunca mutlu olanlar, düşen petrol fiyatlarında el çırpan ülkelerdi. Yokuşun başındakiler ise, petrol fiyatları arttıkça ekonomisi düzlüğe çıkıyormuş gibi olan petrol üreticisi ülkelerdi.

Sonunda mahalle ve mahalleli yaşlandı, kendi evinin önünü temizleyemeyen insanların yaşadıkları evlerin sayısı arttı, kimse gerekli temizliği yapamayınca da karlar her yerde birikti, birikti ve bir gün tüm yollar kilitlendi.

Artık evinin önü temiz de olsa ya da karla kaplı, anayola çıkmak imkansız hale geldi. Bazılarının hem kendi hem de komşularının evini temizlemeye kalkması bile, artık yetmez oldu.

Evlerinde oturup şarap içip dışarıda yağan kara, romantik romantik bakan yaşlı adamlar gibi olmuştu artık 'Avrupa'. Yağan karı görüp tedbirsizce sokağa fırlayıp kartopu oynayan, kardan adam yapan, ''Dikkat edin yoksa hasta olursunuz'' diye uyaran büyüklerini dinlemeyen çocuklar, gençlerdi 'gelişmekte olan ülkeler'.

Yaşlılar gençliklerinde yaptıkları güzel evlerinden dışarıya bakıp şarap içip keyif yapıyorken, gençler ise babalarının evlerinde birer mirasyedi tembelliğinde yaşamaya çoktan alışmışlardı bile. Yıllarca şaraplar içildi, çocuklar yeni kızaklara binerek kaydılar kaygısızca. Sonra bir gün doktor tavsiyesi dinlememenin faturası ortaya çıktı; adamlar siroz, çocuklar da üşütmekten hasta olmuşlar, zatüreye çevirdi çevirecek.

Karlar eridi sel oldu, alt katları sular bastı, evinin önünü temizleyeninkini de, ağustos böceği gibi şarkı söyleyerek gününü gün edeninkini de. Şimdi herkes canını kurtarmak için çıktığı ikinci katın penceresinden sokağa bakıp, son bir umutla vidanjörü bekliyor, gelip de suları çeksin herkesi kurtarsın bu bataktan diye. Bildikleri tek şey var, o da bu su baskını öyle cılız güneşin ışınları ile kuruyacak cinsten değil.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1087
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster