Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
4201
 

Rusya'nın Ortadoğu'daki amaçları, Osmanlı-Rus ilişkileri

Rusya'nın Ortadoğu'daki amaçları, Osmanlı-Rus ilişkileri
 

Erdoğan-Putin görüşmesi


Tarih boyunca Ruslar ’ın temel amacı, Osmanlı egemenliğindeki Ortodoksların haklarını korumak, Akdeniz’e inmek. Bu amacını gerçekleştirmek için yıllarca Osmanlılarla savaşmışlar; her savaşın sonunda Osmanlı İmparatorluğundan toprak koparmış. Balkan Devletleri’nin bağımsızlıklarını kazanarak Osmanlıdan kopması için destek olmuştur.Balkan yarımadası Rusya dış politikası içinde her zaman önemli bir role sahip olmuştur. Rusya’nın Balkanlara olan ilgisinde başta kültür, din ve kök birliği yatmaktadır.  Hıristiyan ve Slav kökenli halkların birleşmesi daha Rus İmparatorluğundan beri süregelen bir hayaldi(Saadet Rüstemova DEMİRCİ)

1. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Bulgaristan, Osmanlı Devleti ile Avrupa arasında sınır haline geldi. Böylece Bulgaristan, Rus ordularının geçiş noktası oldu 

2. Ayrıca Ruslar, Osmanlı Devleti’ndeki Ortodoksları koruma imkânını da elde etti. Sıcak denizlere inme hayali olan Rusya, 1783 yılında Kırım’ı aldıktan sonra, Karadeniz’i bir Rus denizi yapma çabası içine girdi., (İstanbul: Kitabevi Yayını, 199Bulgaristan’ın Bağımsızlığında Rusya’nın Rolü The Role of Russia in the Independence of Bulgaria Yrd. Doç. Dr. Serap Toprak, Bitlis Eren Üniversitesi-Bitlis 6)

Osmanlı-Rus Savaşları, 16. yüzyıl - 20. yüzyıl arasında Osmanlı Devleti ile Rusya Çarlığı ve daha sonra bu devletin büyümesi ile bu devletin yerine geçen Rusya İmparatorluğu arasında yapılmış bir dizi değişik savaştır. Bu savaşlar şunlardır:

1676-1681 Osmanlı-Rus Savaşı (Osmanlı Zaferi)

1686-1700 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi)

1710-1711 Osmanlı-Rus Savaşı (Prut Savaşı) (Osmanlı Zaferi)

1735-1739 Osmanlı-Rus-Avusturya Savaşı (Osmanlı Zaferi)

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi)

1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi)

1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi)

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi)

1853-1856 Osmanlı-Rus Savaşı (Kırım Savaşı) (Osmanlı ve Müttefikler Zaferi)

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) (Rus Zaferi)

1914-1917 Osmanlı-Rus Savaşı (Kafkasya Cephesi) (Rusya 1917 Ekim Devrimi sonrasında savaştan çekildi, Osmanlı Devleti ise 1. Dünya Savaşından yenik çıktı.)

Çar 1. Petro, Rusya'nın bir dünya devleti olabilmesi için denizlere ulaşması gerektiği amacındaydı. Bu amacını gerçekleştirirken de Osmanlı Devleti ‘nden toprak koparmayı planlıyordu. İdeallerini açığa çıkarmıştı. Rusya, sıcak denizlere inerek batı ile yarışabilecek güce ulaşmasının yolunun Osmanlı topraklarından geçtiğini biliyordu. Bu nedenle de 17. yüzyıldan sonra Osmanlı Devleti ile sürekli savaştı. Rusya, Osmanlı toprakları üzerinden sıcak denizlere ulaşabilmek için başlangıçtan 20. yüzyıla kadar üç ayrı siyaset uyguladı.

1.      İstanbul'u alarak Bizans İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak ve boğazlarda geçerek Akdeniz'e inmek (akrabalık ve mezhep birliğine dayanarak Bizans tahtında hak iddia ediyor)

2.      Balkan milletlerini Panslavizm propagandası yolu ile kışkırtarak bu bölgede egemen olmak ve bu yoldan Akdeniz'e ulaşmak,

3.      Balkanlar ve boğazlardan sıcak denizlere ulaşamayacağını anladığında, oluşturduğu Ermeni politikasıdır. Ermenileri, Osmanlı aleyhine kışkırtarak, Anadolu'nun Doğu ve Güney doğusunda kendine bağlı bir Ermenistan Devleti'nin kuruluşunu sağlamak ve bu yoldan Akdeniz inmek.

Rusya'yı Akdeniz'e ulaştıracak yollar Osmanlı topraklarından geçiyordu. Bu yollara sahip olmak isteyen Rusya, Osmanlı Devleti'ni parçalamak için Fransız İhtilal etkisi ile gelişen özgürlük ve milliyetçilik akımından yararlandı. Osmanlı sınırları içinde yaşayan ulusları Panslavizm politikasını uygulayarak isyana teşvik etti. Rusya önce Sırpları sonra Yunanlıları kışkırtarak Balkan uluslarını Osmanlıdan ayırdı. Fakat bağımsız olan Balkan devletleri Rusya'nın bu gelişme üzerinden sıcak denizlere inmesine izin vermediler. Rusya, sıcak denizlere inme uğruna Osmanlı Devleti'ni parçalamış, ancak parçaları yutamamıştı. İdeallerinden vazgeçmeyen Rusya, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kafkaslar ve Doğu Anadolu üzerinden Akdeniz'e ulaşmak için Osmanlı topraklarında yaşayan Ermenileri kışkırttı başladı. Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliselerinin kışkırtıcı etkinlikleri sonucunda Ermeni toplumu yavaş yavaş Türklerden uzaklaşmaya başladı. Ermeniler ilk kez 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı'nda Osmanlı Devleti'ne isyan ettiler. Rusya kışkırtmaları ile başlayan Ermeni sorunu, İngiltere ve Fransa'nın da desteklemesi ile gelişti. Osmanlı Devleti'ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşmak isteyen Rusya ve Avrupa devletleri, Ermenileri Birinci Dünya Savaşı sırasında da isyana teşvik ederek Anadolu'da işgalleri kolaylaştırmaya çalıştılar. kaynak:http://www.on5yirmi5.com/haber/yasam/dunya-hali/109134/rusyanin-osmanli-politikasi.html

1710-1711 Osmanlı-Rus Savaşı (Prut Savaşı) (Osmanlı Zaferi)

Sadrazamlığa getirilen Baltacı Mehmet Paşa, 120.000 kişilik bir orduyla Tuna'yı geçerek Eflâk’a girerken, Osmanlı donanması da Karadeniz'e açıldı. Osmanlı kuvvetleri, Kırım Ordusunun da desteği ile Rus birliklerini Prut Nehri kıyısında Stanileşti kasabası yakınında çember içine aldılar. O an için kurtuluş olanağı bulunmayan Rus Çarı Petro, Moskova'ya bir mektup yazarak durumun zorluğunu ve ümitsizliğini anlattı. Çariçe I. Katerina araya girerek Osmanlı Devleti'ne barış teklifinde bulundu. Hem Kırım Hanı, hem de İsveç Kralı saldırıya geçilip Rus ordusunun yok edilmesini savunuyorlardı. Ancak Baltacı Mehmet Paşa, Deli Petro'nun ordusunun etrafını sarmışken, isyan belirtileri gösteren Yeniçerilere güvenmemesi nedeniyle barışı kabul etmiştir. 22 Temmuz 1711'de taraflar arasında bir antlaşma yapılmıştır.

Kimilerine göre Çariçe I. Katerina, Baltacı ’yla yatar. Baltacı, zevki için bir fırsatı kaçırdığı söylenir. Baltacı ile Katerina arasında ne tür bir ilişki kurulduğuna dair zaman içinde geniş kapsamlı söylentiler, tartışmalar oluşmuştur. Bu durum, ne derece doğrudur, bilinmez.  Ancak bilimsel anlamda yapılan araştırmaların, Prut Savaşı sırasında Baltacı ile Katerina arasında bir buluşmanın gerçekleşmediğini ortaya koyduğu söylenmektedir.(Vikipedi,4 Kasım 2016)

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi)

Bu savaşta yenilen Osmanlı,1774’te Küçük Kaynarca Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalır. Bu antlaşmayla Ruslar, büyük oranda amaçlarına ulaşırlar. Osmanlı İmparatorluğu, egemenlik haklarını, belli oranda kaybetti. Bu antlaşmanın önemli maddeleri:

1.      1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Bulgaristan, Osmanlı Devleti ile Avrupa arasında sınır haline geldi. Böylece Bulgaristan, Rus ordularının geçiş noktası oldu.

2.      Ayrıca Ruslar, Osmanlı Devleti’ndeki Ortodoksları koruma olanağı da elde etti.

3.      Sıcak denizlere inme hayali olan Rusya, 1783 yılında Kırım’ı aldıktan sonra, Karadeniz’i bir Rus denizi yapma çabası içine girdi.

1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı (Rus Zaferi)

Savaş I. Abdülhamit'in saltanatı sırasında başladı. İngiliz ve Fransızlar savaşa katılmamakla birlikte,  Rusya'nın Balkanlar'da aşırı derece güçlenmesini istemedikleri için bu savaşta  Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldılar. Ancak yine de Osmanlı ordusu disiplinden uzaktı. Avusturya cephesinin aksine Rus Cephesinde ardı ardına yenilgilere uğradığından Avusturya üzerine çok gidilemedi.

9 Ocak 1792'de Yaş Antlaşması imzalandı. Osmanlı Devleti bu antlaşmayla;

1.      Kırım'ın Rusya'nın egemenliği altına geçtiğini tekrar kabul etmek zorunda kaldı. Yedisan bölgesi (Özi ve Odesa kaleleri) Rusya'ya bırakıldı.

2.      Bug Nehri sınır olmaktan çıkıp, Dinyester nehri (Turla Nehri), Rusya ile Osmanlı Devleti arasında yeni sınır olarak kabul edildi.

3.      Karadeniz kıyısında bulunan Anapa kalesi ve bunun yanında Romanya'da işgal edilen Yaş, İsmail, Kili, Bender, Akkerman kaleleri Osmanlılara geri verildi.

4.      Savaş sonucu Osmanlı Devletinin Kırım'la kara bağlantısı da iyice kesildiği gibi, ele geçirilen Odesa büyük bir liman ve sanayi şehri haline gelip, Rus donanmasının  Karadeniz'deki gücünün iyice artmasını sağladı

93 Harbi ya da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı:

Osmanlı padişahı II. Abdülhamit ve Rus çarı II. Alexander döneminde yapılmış olan bir Osmanlı-Rus Savaşı'dır. Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden Osmanlı tarihinde 93 Harbi olarak bilinir. Hem Osmanlı Devleti'nin batı sınırındaki Tuna (Balkan) Cephesi'nde, hem de doğu sınırındaki Kafkas Cephesi'nde savaşılmıştır. Balkan Cephesi’nde,Gazi Osman Paşa’nın Plevne Savunması, bir destandır. Ne yazık ki savaşa hazırlıksız yakalanan Osmanlı Devleti, çok ağır bir yenilgi almıştır. Savaşın başlıca sebepleri; Osmanlı Devleti'nde yaşanan azınlık isyanları, Rusya ve Batı Avrupa ülkelerinde, Osmanlı Devleti'nde yaşayan Hıristiyanların insan haklarının çiğnendiği konusunda oluşan tek taraflı kamuoyu,

Rus ordusu da Ayestefanos (Bugünkü adıyla Yeşilköy) bölgesinde durdu. Avrupalı devletlerin (Birleşik Krallık, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Almanya) arabuluculuğuyla ateşkes ilan edildi.3 Mart 1878 tarihinde de Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

1.       Karadağ ve Sırbistan tamamen özgür olacak, yeni topraklar kazanacaklardı. Romanya da bağımsız olacaktı.

2.      Bulgaristan ise özerkleşecekti.

3.       Rusya, doğuda birçok ili topraklarına katıyor, ağır savaş tazminatı istiyordu. Osmanlı delegeleri bunu kabul etti. Fakat sonraki düzenlemeler ile bu antlaşma hiçbir zaman geçerli olamadı.

1914-1917 Osmanlı-Rus Savaşı (Kafkasya Cephesi)

Kafkasya Cephesi, I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nun Rusya İmparatorluğu, daha sonra Britanya (Dunsterforce), Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti ve Merkezi Hazar Diktatörlüğü ile karşı karşıya geldikleri cepheye verilen isimdir. Kafkasya Cephesi, savaş sırasında Doğu Anadolu içlerine kadar genişlemiş,  Trabzon, Bitlis,  Muş ve Van  şehirlerine kadar yayılmıştır.Rusya 1917 Ekim Devrimi sonrasında savaştan çekildi, Osmanlı Devleti ise 1. Dünya Savaşından yenik çıktı

Kurtuluş Savaşı'nın başladığı dönemde Sovyet Rusya'sıyla diplomatik ilişkiler geliştirildi. Kurtuluş Savaşı'nı silah yardımı gibi maddi düzeyde destekleyen Sovyet Rusyası' yla Batılı emperyalist devletlere karşı savaşım noktasında işbirliği yapıldı. Meclis'in açılmasından üç gün sonra Atatürk, Lenin'e bir mektup yazarak siyasi ve askeri nitelikli bağlaşmadan söz etti. Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin tarafından verilen yanıtlarda dostluk ve diplomatik ilişkinin kurulup geliştirilme dileği belirtildi.

Mayıs 1920'de TBMM Moskova'ya Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet gönderdi.Çiçerin, Anadolu’daki Kurtuluş Savaşı’yla 1917 Rus Devrimi’yle benzerlik olduğunu Bekir Sami Bey’e söyledi. Moskova'daki görüşmeler sonucu iki ülke arasında Mart 1921'de bir Dostluk Antlaşması imzalandı.  Kars ve Ardahan Türkiye'ye;  Batum, Sovyetler Birliği'ne bırakıldı. Bu antlaşmanın siyasal yönden önemli noktaları şöyle sıralanabilir;

Bu antlaşma yeni Sovyet rejiminin yaptığı ilk uluslararası antlaşmadır.

İki ülke arasındaki ilişkiler resmileştirilmiştir.Türkiye, doğusundaki savaşı ve sınır düzenlemelerinin sonuçlandırmış ve bütün gücünü Batı'ya çevirmiştir; Böyle bir antlaşma yapılması, Batı'nın Ankara'yı dikkate almasında önemli bir rol oynamıştır.

Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında iyi bir dostluk oluşmuş; Sovyetler Birliği,Kurtuluş Savaşını desteklemiştir. Çünkü Sovyetler Birliği,1917 Devrimi ve Kurtuluş Savaşı’nın emperyalizme karşı bir hareket olduğu görüşündeydi.

Bugünkü Rusya

ABD Başkanı Donald Trump, Suriye'nin İdlib kentinde önceki gün düzenlenen ve 100'e yakın kişinin hayatına mal olan kimyasal saldırıyı kınamış, "Suriye'deki kimyasal saldırıya karşı harekete geçme sorumluluğum var. Yapılanlar benim için kabul edilemez" demişti.

İdlib kentinde kimyasal saldırıda 100’e yakın kişi ölümüne neden olan Esed,Rusya’dan destek almaktadır.

Rusya, sınırlarını genişletmektedir:

1.      2008 Güney Osetya Savaşı, Ağustos 2008 tarihinde Güney Osetya - Rusya - Gürcistan ve son olarak Abhazya'nın katılımı ile aralarında gerçekleşen gerilim ve çatışmalarla başlayan savaştır.Savaş sonunda, Güney Osetya ve başkenti Tshinvali çok ağır hasar görmüştür ve büyük can kaybına yol açmıştır ama Gürcistan, Güney Osetya ve Abhazya'daki kısıtlı kontrolünü de yitirip savaşı kaybetmiştir. Ayrıca Güney Osetya ve Gürcistan, milyonlarca Amerikan doları zarara uğramıştır ve sonuç olarak Rusya, tek yanlı olarak bağımsızlıklarını ilan eden Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıdığını açıklamıştır. Gürcistan ise Rusya'yla tüm diplomatik ilişkilerini kesmiştir ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)'ndan ayrılmıştır.

2.      Ukrayna'da yaşananların ardından Kırım Rus işgaline uğradı. Dünyanın gözü önünde yaşanan bu hadiseyi Kırım'ı en iyi bilenlerden biri olan Doç. Dr. Hakan Kırımlı' ya sorduk. Kırımlı burada Rusya'nın açık bir suç işlediğini ve buradaki Kırım Türkleri' nin şu anda çok tedirgin olduğunun altını çizdi.

3.      Rusya, Suriye’deki operasyonlarına 30 Eylül 2015’te başladı ancak bundan önce de bir Rus varlığı söz konusuydu. Rusya, 2015 Eylül ayına kadar Suriye’de sadece Tartus deniz üssüne sahipti. Bu üs Sovyetler Birliği döneminde, 1971 yılında yapılan anlaşmaya göre kullanılıyor. Üs, resmiyette üs olarak değil malzeme ve teknik destek noktası olarak tanımlanmış. Ancak 2008’de iki ülke arasında yapılan anlaşmalardan  sonra üs “devamlı deniz üssü” olarak kullanılmaya başlandı.Rusların bu üs dışında Suriye’nin bazı yerlerinde istihbarat üsleri, radarları da var. Suriye’de isyanın başlaması ile birlikte yaşanan bölgesel ve küresel gelişmeler sonrası bu tesisler modernize edildi ve yenileri eklendi

Rusya, tarihsel amaçlarını gerçekleştirme yolunda ilerlemektedir. Rusya, Türkiye’yi kuzeyden, güneyden, doğudan, batıdan çevirmektedir. 

NAHİDE ÇELEBİ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"İngiltere'nin eski Suriye Büyükelçisi Peter Ford, Suriye'nin kimyasal silah kullanarak bir saldırı gerçekleştirdiğine yönelik herhangi bir kanıt bulunmadığını söyledi." (BBC Türkçe, 7 Nisan 2017)- Rusya hakkındaki görüşlerinizde büyük doğruluk payı olduğuna katılıyorum. Bununla beraber, Türkiye için yakın ve büyük tehdidin ABD'den geldiğini görmemiz lâzım. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 14.04.2017 8:56
Cevap :
İsmail Bey,ABD'nin de Rusya'nın da Ortadoğu'da birtakım hesapları ve çıkarları var.Yazınızda bunu çok iyi belirtmişsiniz.Selam ve saygılarımla.  14.04.2017 12:49
 

Merhaba, Bence günümüz teknolojisi tarihsel bakışları çok değiştirdi. Tarih boyu birbirinin gözünü oyan Almanya ile Fransa şimdi dost. Olaylara birde böyle bakmalı diye düşünüyorum. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 12.04.2017 14:43
Cevap :
Sayın İzmirli97,Kuşkusuz,devletler arsındaki ilişkiler,hep aynı düzeyde devam etmez;ama Rusya'nın Tarihsel politikasında bir değişiklik olmadığını belirtmek istedim.Bu,Rusya'yla ilişkilerimizi keselim anlamında değil. Politik ilişkileri günlük değişikliklere göre değil,ülke çıkarlarına göre planlayalım,anlamında.Esenlikler dilerim.  12.04.2017 21:06
 

Herkesin okuması gerekli çok önemli bir yazı...Tek eksiği biraz milliyetçi duygularla yazılmış olması...

Kerim Korkut 
 12.04.2017 13:12
Cevap :
Kerim Bey,tarihsel gerçekleri dile getirdim.Emperyalist,hangi devlet olursa olsun ilişkilerde,bu ülkelerin amaçlarını bilip dış politikada ona göre davranmalı.Esenlikler dilerim.  12.04.2017 21:15
 

Ruslar Bizanslılarla akraba mıymış?

Kerim Korkut 
 12.04.2017 12:38
Cevap :
Kerim Bey,tarihte Ruslar,Boğazlara egemen olmak,Osmanlı topraklarından koparmak için kendilerini Bizans'ın mirasçısı olarak görmekteler.Diğer yandan,aynı dinin ve mezhebin devletleri oldukları için Bizans'ın mirasçısı Osmanlı değil,biziz, diyorlar.Selamlar.  12.04.2017 21:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 334
Toplam yorum
: 1198
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1920
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster