Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mayıs '07

 
Kategori
Rüyalar
Okunma Sayısı
959
 

Rüya tapınakları

Rüya tapınakları
 

Bir zamanlar dünyanın her yerinde meraklıların rüyalarının anlamını çözmek için gidebileceği, tanrılardan ya doğrudan ya da profesyonel bir düş görücü aracılığıyla mesajlar alabileceği kutsal yerler vardı. Tarihçiler Delphi’nin aslında kehanet seanslarına başkanlık eden ve kahin olarak adlandırılan rahiplerin bulunduğu bir rüya merkezi olduğunu düşünmektedir.

Yunanistan da böyle bir tapınak olan Epidaurus dünyada en çok tanınmış merkezlerden biriydi. İnsanlar kendilerine düşler esinletileceğini ümit ederek bu tapınakta uyumaya gelirlerdi. Düş görmek isteyenler banyo yapmak, özel yemekler yemek ve hatta bazen trans durumuna geçebilmek için ilaçlar almak zorundaydı. Bu bir temizlenme, saflaştırma ve hazırlanma ayiniydi.

Japon Budistlerin de 4. Ve 5. Yüzyıllarda benzer ayinleri vardı. Bu ayinler 1400’lerde tekrar popüler oldu ve 20. Yüzyılda da hala izlerine rastlanmaktadır. Hacılar sorunlarını çözecek ya da geleceklerini görmelerini sağlayacak düşler görmek umuduyla Sakata’daki tapınak gibi belli kutsal yerlere giderlerdi. Yolculuk sırasında et ve besleyici sebzeler yemekten kaçınırlardı. Tapınakta bir kurban kesmek ve tanrılara bir adak adamak adetti. Yolcu sonra belirli sayıda bir gün, tercihen 7, 21, ya da 100 gün tapınakta kalırdı.

Bu kültürde rüya kehaneti o derece önemliydi ki, imparator bütün ülke için bir düş görücü rolü oynuyordu. Bu amaçla 7. Yüzyılda yapılmış özel bir oda ve bir yatak da vardı. Bir düş göründüğü zaman (sıklıkla imparatorun politik durumuyla uyumlu olurdu) bir an önce halka ya da saray halkına duyurulur ve bu kutsal istek zaman geçirilmeden yerine getirilirdi.

İç Bilgeliğe Giden Yol :
Bu kriz, Wei Chi zamanında bu yüzyılın son on yılının enerjileri bizi, yanıtlarımızı dışarıda aramaktan vazgeçip yanıtların bizi beklediği içimize yönelmeye zorlamaktadır. Bu iç bilgeliğin tılsımlı yolu rüyalardır. Eski bir efsaneye göre tanrıların insan soyunu yaratırken kolayca bulunmaması için yaşam sırlarını nereye koyacaklarını tartışırlar. Tanrılardan biri bunları bir dağın tepesine, bir diğeri dünyanın ortasına, bir diğeri de denizin dibine konulmasını önermiştir. Ancak ne kadar tartışmışlarsa da, bir fikir birliğine varamamışlardı. Sonunda biri, “Bu bilgiyi içlerine koyalım, oraya asla bakmayacaklardır !” demişti. Artık tanrıların yanlış düşündüklerini kanıtlama zamanımız gelmiştir. Rüyalarımızın sayesinde...

Kızılderili Yorumu :
Pek çok yerli halk gibi Kızılderililer de insanın rüyalar aracılığıyla yaşamda belirli bir yolu izlemeye çağrıldığına inanırlar.
Şimdi hayatta olmayan Topal Geyik adlı bir Kızılderili şöyle demiştir: “Bütün dinlerin başlangıcı bir hayal görmeyi istemektir. Yukarıdan gelecek bir rüyayı özlemek –bu olmadan, hiçsiniz. Ben buna inanıyorum.”
Topal Geyik beyaz insanların bir hayal özlemi duymadıkları zaman içlerinde bir çöl yarattıklarından söz etmektedir. Bu, bugün ilkel kabilelerin büyücülerinin yaptıkları gibi, rüyalarından başka dünyalara geçmek için yararlanan eski Mısır ve Yunan rahip ve rahibeleri, peygamberleri, bilgeleri ve sihirbazları için kuşkusuz geçerli değil.

resim:definem.net

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 113
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 4947
Kayıt tarihi
: 11.09.06
 
 

Kişisel gelişimde, düşüncelerin kullanımını sanat gibi gördüğümden, 1986yılından itibaren çok sevdiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster