Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '12

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
422
 

Rüyalarınla görülecek hesabımız var!

Rüyalarınla görülecek hesabımız var!
 

Papatyalar!


Ah bu keman yok mu? Delirtecek beni. Nerden başlasam, nasıl anlatsam. Bunca yıl geçen zamandan sonra Sinan'la karşılaşmamızın verdiği çoşkudan mı, kırgınlıklarımdan mı, hüznümden mi, mutluluklarımdan mı?

Hiç değişmemiş. Sakalları ağarmış. 17 yıl sonunda değişen tek şey bu demek ki.

2 gün oldu karşılaşalımız. Ne yapıp edip bulmuş sonunda izimi. Bir demet beyaz papatyalarla duruyordu sokağın başında. Bir iki adım atıp uzattı papatyaları...

- Gülü sevmezsin sen.

-Sevmem dedim.

-Biliyorum zaten dedi.

- Gülün burnu havada, ukala biraz. Kasvetli ve biraz yapmacık. Papatyalar öyle değil. Bahar gibi, ılık bir his, yeşil, güneş, mutluluk ve huzur, bembeyaz. Sen hiç papatyalar içinde hüzünlü dolaşan insanlar gördün mü? Beyaz elbisesi ile mutlu mutlu koşar insan papatyaların içinde. Özgürlük demek papatya. Huzur demek. Gül öyle mi ya? Sen güllerin arasında koşan birini gördün mü hiç? Dikkat ister gül, narinlik ister.

- Senin ruhun, papatyalara benziyor. Belki biraz gülümsersin diye aldım.

Yüzümdeki gülümseme dondu. Kalakaldım. Gülümseyişimin yanlış anlaşılacağı beynime kaç kere kazınmıştı oysa.

-Gülümseyemem ki dedim. Teşekkür ederim papatyalar için.

17 yılın hesabı kolay kolay bitmiyor. Bazen donarak, bazen coşkulu, bazen köşeye sinmiş küçük bir kız edasıyla, bazen daha olgun bir kadın olarak saatler geçti. Akşamın nasıl olduğundan habersiz. Kana kana susamışım ona meğerse. Daha düne kadar nefret beslediğimi düşünürken. Gözleri bir an olsun aklımdan çıkmazken. Herkesin ağzında yapmacık gelen bir çok söz, onun ağzından çıkarken neden karnımdaki cinleri hoplatıyor ki bu kadar. Bir insana bu kadar aşık olunabilir mi?

Bir onlu, bir onsuzdum. Kendi cümlelerimde bile gidiş gelişler yaşıyordum. Bir üste çıkıp, bir siniyordum köşeme. Ah şu keman yok mu. Hep o yapıyor beni böyle...

-Kedicik... rekabeti seviyorsun  ama seni guzellestiren bu degil...

-Rekabet etmiyorum ki, sadece zaman ...

- işte bu kızı seviyorum ben. Küçük bir kırlangıç gibi ürkek, ama bir o kadar da kararlı.

-Ben o kizim zaten! Ta kendisi, bazen gunesli bir akşam üstü, bazen karli bir gece.

-Geceyim ben...  şehri örtüyorum... sen kar olup yağıyorsun.. gecenin kalbinden geçip bu şehri güzelleştiren.

ehirle derdim yok benim en azindan şimdi. Senin gecene getirebildiğim güzellik yeter, ama bilesin ki benim de gülümsemeye ihtiyacim var şu an. Beni çekebileceksen.

-Yamacimda olsan uyuturdum seni mışıl mışıl.

-Şımarıksın sen, ninni mi söyleyecektin?

- Sesim uykunu kacirirdi

-O zaman siir okurdun sende. Hadi git, yarin uykusuz bir ihtiyar istemiyorum yemekte ben bakarim basimin caresine. O sesi biliyorum ben. Yum gözlerini sıkı sıkı. Yarın bakacağım gözlerinin içine oradalar mi kaçıp gitmisler mi göz bebeklerinden. İki gün önceki gibi gözlerini kaciracak misin benden yine?

-Gözler yakalarsa birbirini yer çekimi olursun sen.

- Tehlikeli.

- Iste bu yüzden körebeyim ben..

-Körebe sesin yönüne doğru gider ve ebelemeye calisir, sen ebeledikten sonra gozlerini kapatiyorsun sımsıkı.

- Firtinali geciyor bu gece! kollarin Üşümesin.

-Üşümez.Dikkat et sende ebelemek için çarpma bir yere

-Sana çarpmak guzel... dokunmak...? Firtina kesil artik..

-Sakin bir liman olurum ben en güzel. Bana yakisan da odur sanki. Tut hayalimi uykuya dal, sabah rüyalarinla gorulecek hesabimiz var.

-Rüyamda oksayacağım tüm güzelliğini.

 NOT: Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" romanının iki kahramanı Nilgün ile şair Sinan'ın aşkına hitafen..

http://www.youtube.com/watch?v=TXceTb8aXs4 : Blogda bahsedilen keman bu kemandır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Papatyaları çok severim... Güllerden daha çok... Yazıyı çok beğendim. Anlatım tazrın çok güzeldi, sevgiyi hissettiyorsunuz...Yüreğinize sağlık... Sevgilerimle

Leyla Kanat 
 13.03.2012 16:26
Cevap :
Bahar kokuyor değil mi? En azından papatyalar. Yazıya duygularımı aktarabildiysem ne mutlu bana.   14.03.2012 9:40
 

Yine merhaba. 3. yazınızdan sonra geriye döndüm, bi merakla. İyi ki dönmüşüm. Satırlarınız kendisini, en başından itibaren inanılmaz bir hevesle okutuyor. Sonu gelmesin dedirterek hem de. Kutluyor, devamını diliyorum. Saygı ve selamlar.

hazandagüzeldir 
 13.03.2012 13:09
Cevap :
Çok yazamıyorum. Düzenli bir blogger degilim yani. Öylesine aklıma estikçe   13.03.2012 14:59
 

İnsan nerelere gidiyor okuyunca... Ben kendi yaşamımın eski dönemlerine doğru şöyle bir gittim geldim sayenizde. Yüreğinize sağlık, çok ,içten ve duygulu satırlar...

Adil Serkan SATI 
 24.02.2012 16:40
Cevap :
Teşekkur ederim Adil Serkan bey. Sizin ki kadar başarııl olamasa da...  24.02.2012 17:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 92
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 327
Kayıt tarihi
: 30.01.12
 
 

Bir sonbahar mevsiminde sarı yaprakların yere düştüğü anda bir damla düştü anlıma. Biliyordum ki se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster