Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
360
 

Rüzgar ektiniz sayın Başbakan...

Rüzgar ektiniz sayın Başbakan...
 

İktidar Partisi yetkilileri ve Sayın Başbakan.


Sizin her şeyi yapma gücünüz vardır. Bu kadar gücün karşılığında sadece “şikâyet” etmeye hakkınız yoktu.


Siz, 3 Kasım 2002 tarihinde iktidara geldiğinizden bu yana hep “Rüzgâr” ektiniz. Şimdi de elbette “kasırga” biçeceksiniz.


Bir gün olsun her hangi bir yerde “Asabiyet” göstermeden konuştunuz mu? Bir gün olsun her hangi bir yerde sesinizi yükseltmeden anlattınız mı? Bir gün olsun her hangi bir konuda muhalefetle “İstişare” içinde oldunuz mu?


Hangi kurumla kavgasızsınız? Hangi kurum ile diyalog içindesiniz?


Abdullah kardeşiniz ile Kemal abiniz dışında istişare ettiğiniz kim var? Ulemalar mı?


AKP kurucuları arasında yer alan ve “Dört kişiden biri” diye bildiğimiz arkadaşınız bile size dayanamadı…


Yeniden milletvekili adayı olmayı sizin iki dudağınızın arasından çıkmasına gönlü elvermedi…


Şimdi siz bütün bunları unutuyor ve diyorsunuz ki “…hele hele şunu açıkça söylüyorum bazı emekli generaller, paşalar televizyon televizyon dolaşıp hükümete karşı adeta böyle saygı sınırlarını aşan ifadeler kullanmak suretiyle toplumda sanki bir psikolojik olumsuz hava oluşturmanın gayreti içine giriyorlar…”


Siz hangi kişi veya kuruma bu güne kadar “Saygı” sınırları içinde kalarak seslendiniz? Ben hatırlamıyorum da…


Anayasa mahkemesine karşı bile “Saygı sınırını” aştınız. Siz; korumakla sorumlu olduğunuz saygı sınırını aşarsanız, diğerleri o sınırı “Kevgire” döndürürler ve şikâyet etmeye hakkınız ne yazık ki olmaz…


Şimdi diyorsunuz ki “Bu ülkeyi tüm fedakârlığıyla gece gündüz demeden yönetmeye çalışan bir iktidara, kimsenin kalkıp da ’katil’ deme hakkı olamaz. Ve bu basite de indirgenemez."


İktidar partisi ve hükümet olarak “Gece gündüz” ne yaptığınız konusunda çok emin değilim. Ama haklısınız bu ülkenin “Hükümetine” kimse kalkıp da “Katil” dememeli.


Ama bu devletin “Hükümeti” de kendisine “Katil” dedirtmemeli…


Bir partinin gelen başkanı olmak, siyaset yapmak, iktidar olmak ve siyasetin içinde olmak demek “DEVLET ADAMI” olmak demek değildir. Bunları yapanlar “Siyasetçidir” ve sandıkla gelirler, yine sandıkla giderler…


Ancak “DEVLET ADAMI” olma vasıfları ayrı şeylerdir.


Siz de bir “DEVLET ADAMI” olarak 3 Kasım 2002 tarihinden bu yana yaptıklarınızı bir gözden geçirseniz…


Sanırım o zaman “Kasırganın” nereden geldiğini göreceksiniz.


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ama malesef bunların yüzündeki maskeyi halkımız görene kadar; bu doğru sözlerin hiç biri için yapabileceğimiz bir şey yok. Taaaaaaa ki eğitim düzeyimizin yükselip muasır medeniyetler seviyesine ulaşıncaya kadar. Ama bu gidişle bırakalım eğitim seviyemizi yükseltmeyi; memleketi imam halip liseleriyle donatarak ve türban kavgası yaparak gençlerimizin beyinlerini uyuşturmaktayız. Baksanıza bu günkü Milliyet Gazetesinin sağ köşesindeki resme ve alt yazısına. Bir tek bu resim bile Cumhur Başkanlığına soyunan kişinin düşüncelerini açıklamaya yeterlidir...

Hilmi Polat 
 14.06.2007 10:00
Cevap :
Değerli Meslektaşım (Ben de 'okuldan' harita teknikeriyim) yorumunuz için teşekkür ederim. Sayfanızı okudum. Haritacı demek "Özgürlüğüne düşkün insan" demektir. Bu nedenle de başımız hep ağrır. Ama baskın özelliğimiz, yılmayız, yıldırmazlar. 23 Temmuz sabahı milletin ne düşündüğünü göreceğiz. Haber konusuna gelince... Ne diyeyim, hem arkadaşım, hem bağ komşum hem de hemşerim. Ama yanlış olduğu belli. aynı törende benim kızım da aynı bölümden mezun oldu ve bire bir olayı yaşadım. Üzgünüm. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  14.06.2007 12:25
 

Hükümet ve siyasetçiler hakkındaki yazınızı yürekten destekliyorum.Şimdi yaşanılanların mutlaka bir sorumlusu vardır.Bunlar katil olarak adlandırılıyorsa bugünlerde, çok klasik olacak ama ateş olmadığı yerden duman çıkmaz sözünü hatırlamak gerekir.Bukadar kötü zamanlarda bile hala nasıl o koltuğa otururuz kavgası içerisinde olmak bugün neden bunları yaşadığımızın en büyük gerçeğidir.Hadi kalkıp dinin arkasına sığınalım.Bakın iki gün önce şehitler verdik ama dün bir partinin açılışıyla ve makam odasının tanıtımıyla geçiriyorlar yaşanılanları ve hiç yanan yüreklere aldırmadan.Lüks makamlarda oturmak, gereksiz harcamalar yapmak vs.. hangi dinde vardır.Komşusu açken tok yatan benden değildir sözü unutuldumu yerine koltuk sevdasımı geldi.Anlamış değilim sadece inanlar onlarmı acaba bu yaşanılanların vebalini nasıl ödeyecekler.Umarım düzelir diyeceğim ama ümitsizim...Yüreğinize sağlık..

roji 
 13.06.2007 16:00
Cevap :
Sayın "bözen" yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  13.06.2007 16:57
 

aklımdan geçenleri yazıya dökmüşsünüz teşekkürler

Belepheron 
 13.06.2007 0:57
Cevap :
Sayın "Belepheron"... Yorumunuz ile destek verdiğiniziçin teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  13.06.2007 3:04
 

Başbakanın agzına "terbiyesizler" ... gibi kelimeler neden yakışmıyor çok iyi anlatmışsınız. Ah bu körü körüne inananlar yok mu :( anlamak mümkün değil.

sedataydın 
 12.06.2007 22:04
Cevap :
Sayın "saydın35" kardeşim... Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  13.06.2007 3:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 911
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster