Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '10

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
447
 

S. SCHUSTER' in tartışma yöntemimize katkısı

Bu başlığı okuduktan sonra ilk tepkinizin "önce takımına katkı sağlasın" demek olacağını düşünüyorum. Ama inanın bana bize büyük katkısı oldu. Olay 1960' lar futbolu tartışması içerisinde kim vurduya gitti. Ama benim varlığım sayesinde aşağıda ortaya çıkacak.

Sayın okurlar, kendini herhangi bir konuda ifade edemeyen bir toplumun nasıl olurda sadece ifade etmenin ötesine geçen karmaşık, soyut konularda doğru analizler, tartışmalar yapmasını ve nihayette çözümlemeler yapmasını bekleyebiliriz. Tartışmalarda kimin haklı, kimin haksız olduğundan bağımsız olarak tartışma konusunun içinde kalabilmeliyiz. Örneğin ben Kanada nüfus yoğunluğu düşük bir ülkedir diyorsam ve buna mutlaka ters görüş ileri sürülecek ise -cevap doğru veya yanlış- hayır nüfus yoğundur denmesi mantıklıdır. Çünkü doğrudan tartışma konusunun özüne yöneliktir. Ama bu sözüm için "zeytinyağlı dolmayı sevmemelerinin Kanada mutfağının zengin olmamasına yol açtığı" gibi bir cevap tartışmayı olağanüstü anlamsız hale getirir. Ya da her ne diyor isek -yineliyorum doğru veya yanlış- onu, açık, net, hakaret içermeden ve eğer bize bir kasıt yok ise anlaşılır olarak ifade etmemiz gerekir. Anlaşılabilir olarak ifade etmemiz anlaşılmamız anlamında değildir. Bildiğiniz gibi anlaşılma en nihayette karşı tarafın algılama kapasite ve/veya isteği ile sınırlıdır.

Şimdi gelelim Sn. Schuster' in katkısına. Sn. Schuster Türk futbolunun 1960' lar seviyesinde olduğunu söyledi. (Bu yazının konusu bu savın doğruluk tartışması değildir ve yapmaycağım.) Sn. Ziya Doğan ise cevap olarak özetle, Anadolu takımlarının bütçesinin düşüklüğüne vurgu yapıp "...o (Sn. Schuster) bu bütçe ile futbolcularına krampon -ayakkabı da demiş olabilir- alabilir mi..." dedi. Medya ise bu özet açıklamayı ağır cevap vb olarak niteledi. Yani sayın okurlar gerçekten insaf. Yukarda yazdığım Kanada örneği ile bu olayın ne farkı var? Bir sav diyor ki futbolun düzeyi 1960, diğer sav ama bütçemiz kısıtlı diyor, bir diğeri ise bunu ağır cevap olarak niteliyor. Çıldırmak üzereyim. Söylenen söz bir sonucun ifadesi. Doğru veya yanlış. Ama bir sonucu, fiili bir olguyu, vakıanın varlığını ve dahi her ne derseniz onu belirtiyor. Diğer söz -Sn. Doğan' ın ağır cevabı!- ise cevap değil, bana göre düpedüz teyit. Sadece o sonucun nedenini belirtiyor kendi açısından. Hele de işi sözler, ifadeler üzerine kurulu medya ise bir teyidi ağır cevap olarak algılıyor. Eğer gerçekten halimiz bu ise -ki bana göre bu- yandı gülüm keten helva -ki bana göre yandı-. Eğer ille ağır cevap verecekseniz örneğin "biz ne 1960' ı 2050' nin futbolunu oynuyoruz o anlamıyor " dersiniz.

Sayın okurlar ifade demişken size bir kaç örnek daha yazacağım. İlk örnek yine futboldan. Her yenilinilen maçtan sonra bu puanları telafi etmeye çalışacağız nakaratını duymuşsunuzdur. Bu cümle külliyen mantıksızdır. Puan usulü oynanan liglerde kaybedilen puanlar TELAFİ EDİLEMEZLER. Telafi Türkçe' de aşırı özetle olgunun zararının giderilmesidir. Oysa ki kaybedilen puan kaybedilmiştir ve geri gelemez. Sizin daha sonraki maçları kazanmanızdan dolayı ek üç puan daha verilmez. Giden gitmiştir. Ancak ve ancak daha sonra rakipleriniz sizden bağımsız olarak yine sizden daha fazla puan kaybederlerse siz şampiyon olabilirsiniz. Ama bu sizin kaybettiğiniz puanları telafi etmeniz değildir. Bir başka örnek bu kez medyadan. Ancak tarihi ve kaynağı not aldığım küçük kağıdı kaybetmişim, cümle olan sayfa var. Ama yazdığım doğru . ".....kimliği belirlenemeyen aracın sürücüsü...." Sayın okurlar aracın kimliği yoktur. Plakası vardır veya kimliği belirlenemeyen araç değil sürücüdür. O zaman da bu cümle böyle kurulmaz.

Sayın okurlar en altta, en temel seviyede, eğer ifade, tartışma tarzımız bu ise yineliyorum çok daha karmaşık, soyut konularda nasıl tartışıp, nasıl doğru bir analiz yapıp, nasıl doğru sonuçlara varacağız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 226
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 545
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster