Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
132
 

Şûra kararları ve Osmanlıca

Şûra kararları ve Osmanlıca
 

Şûra kararları ve Osmanlıca


Bildiğiniz üzere geçtiğimiz hafta 19. Milli Eğitim Şûrası yapıldı. Her ne kadar sadece birkaç tartışmalı karar basında kendine yer bulsa da şûrada tamı tamına 179 karar alındı. Bu kararların çoğu son derece olumlu kararlar olmasına rağmen birkaç malûm kararın gölgesinde kaldı. Dileyen kararların tamamına MEB'in sayfasından ulaşabilir. Ben burada tartışmalı kararlardan yalnızca birini, Osmanlı Türkçesi Dersini, ele alacağım. ;)

Yazıya devam etmeden önce kamuoyunun hatta bizzat öğretmenlerin yanlış bildiği bir konuya değinmek istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı'nın en yüksek danışma kurulu olan Milli Eğitim Şûrası'nın kararlarının bağlayıcılığı yok! Nitekim şûrada alınan nice güzel kararın hayata geçemediğini çok iyi biliyoruz. ;) Örneğin bir önceki şûrada "24 Kasım Öğretmenler Günü'nün kutlandığı ay öğretmenlere birer maaş ikramiye verilmesi ve ek ders saat ücretinin 12 TL'ye çıkarılması" önerisi benimsenmişti. Ancak öyle bir şey olmadı. Şahsen hâlâ yakınlarıma 24 Kasım'da ikramiye almadığımızı anlatmaya çalışıyorum. ;) Ama kimseyi inandıramıyorum! Bu arada ek ders saat ücreti de hiçbir zaman 12 TL olmadı! Hâlâ bile! ;) Özetle şûra kararlarının bağlayıcılığı yok ama inandırıcılığı çok! ;)

Doğru bilinen bir yanlışın, yanlışlığını iyice vurguladıktan sonra devam edelim... ;) Bağlayıcı olmamasına rağmen şûrada alınan kararlar tavsiye niteliği taşıdığı için milli eğitime yön vermektedir. Alınan kararlar MEB'in ilgili birimlerine gönderilir. İlgili birimler uygun görürlerse uygulamaya geçilir. O yüzden bu kararları tümden yabana atmak da mümkün değil! ;)

Birbirinden çelişkili bilgiler verdikten sonra gelelim yazımın asıl bölümüne. ;) 19. Milli Eğitim Şûrası'nda "Osmanlı Türkçesi dersinin sosyal bilimler lisesinde olduğu gibi, Anadolu imam hatip lisesinde de zorun ders olarak, diğer ortaöğretim kurumlarında ise seçmeli ders olarak okutulması" yönünde bir karar alındı. Tabii yer yerinden oynadı, hemen saflar tutuldu.

Bir tarafta dedesinin mezarını okuyamadığından ve İngilizce zorunlu okutulurken Osmanlıca'ya karşı olunmasından yakınanlar yer aldı. Dedesinin mezarının yerini bilmeyenler ile zorunlu İngilizce derslerinden yüksek notlarla geçtiği hâlde doğru dürüst İngilizce bilmeyenler de bu tarafta yer aldı maalesef... ;)

Diğer tarafsa her şeyden önce Osmanlı'yı ata olarak kabul etmiyor. Hem de başta M. Kemal olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularının tamamının da Osmanlı olduğunu unutarak... ;) Tabii bu taraftakilerin bir de önerisi var. Atalarımıza sahip çıkmak için Göktürkçe'yi öğrenmeyi öneriyorlar. Üstelik bu dersin zorunlu olmasından bile gocunmayacaklarını da ifade ediyorlar. ;)

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Yeterli alt yapı oluşturularak en az bir yabancı dil zorunlu olmalı. Hatta belli okullarda iki yabancı dil zorunlu olmalı. Ancak ille bir dil diretilmemeli. Öğrencilere seçme şansı verilmeli. Bu noktada "dünya dili İngilizce" tabusunun yıkılması şart! ;)

Osmanlıcaya dönecek olursak... Kurduğumuz en büyük devletin dilini öğrenmeyi isteyenlere saygı duyuyorum. Ama samimi bulmuyorum. Osmanlıca gibi şu an kullanılmayan bir sistemin zorunlu olması doğru değil çünkü. Şahsen çocuklarımın da Osmanlıca öğrenmesini istiyorum. Ancak dayatmayla değil! Nitekim salt dayatmayla onca çabaya rağmen bu gün İngilizce öğretmenlerimizin bile doğru dürüst İngilizce konuşamadığı bir gerçek. O bakımdan Osmanlıca Türkçesi konusunda doğru karar alındığını düşünüyorum. Yani ilgili okullarda zorunlu, diğerlerinde isteğe bağlı...

Ancak bu imkân sunulurken ille Osmanlıca diye diretilmesi de yanlış. Söz konusu atalarımızsa Göktürkler de bizim atamız, Uygurlar da... Keşke yeterince imkân sağlansa da aynı seçme şansımızı Göktürkçe için, Uygurca için de kullanabilsek... Çünkü onlar da biziz... Hem ne demiş Atatürk? "Türk, övün, çalış güven!" Övünmek için de evvelâ tanımamız gerek... Tanımak için de öğrenmek şart!

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Bu fikri abartarak ortaya atanların da anlamadan dinlemeden reddedenlerin de derdinin Osmanlıca değil güç mücadelesi olduğunu düşünüyorum. ;) 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 394
Kayıt tarihi
: 10.09.10
 
 

Kısaca kendimi tanıtacak olursam "Evlat, eş, baba, öğretmen, yönetici, yazar ve tabii ki okur." y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster