Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
190
 

S.

S.
 

                                                                                                                                                                                                                                           20.01.2011

Beklerim.

Kahvemin soğumasını beklediğim gibi.

Şarkıların hecelerindeki anlamı hissediyorum.. Gözlerim senin siluetini canlandırmaktan yorulmuyor hiç. Hayallerim..Yaşanmışlıklarım. Saklambaç oynuyoruz yaşanmışlıklarımla. Şimdi saklandıkları yerden bakıp, gülümsetiyorlar beni ve benimle bir gülümsüyorlar. Sonra senin ne düşündüğünü düşünüyorum, kendime rastladığım anlar pek nadir oluyor.

Uyuyorum.

Güneşin pırıl pırıl aydınlattığı sabahlarda uyanıyorum. Güneşimiz var. Birlikte olamasak da Güneş aynı anda seninle ve  benimle.. Birlikte sayılırız, ne dersin?

Duruyorum.

Beklemek çok durağan.  Ama durmasın. Zaman geçsin, zaman yön değiştirsin. Zaman, seni geri getirsin.  Belki o zaman, duyularım yaşadığımı hissettirebilir. Duygularımsa kıyıma benzer bir ölümü tattırabilir.

Bir hıçkırığı bekler gibi beklerim seni. Beni zamansız yakala. Beni şaşırt. Beni kısıtla. Sana karşı koyamam nasılsa. Bir hapşırık bile çocuk düşürmeye neden olurken, ben seni engellemem ki. Seninle anılarımızı öldürdüğümü düşünsene. Bunu yapar mıyım? Sana olamam engel.

Sen istiyosan gel. Ben öylece beklerim.

Bir inanç gibi, din gibi. İnanmam yeterli, seviyorum. Tanrıdan beklediğim kadar bile bir şey yok senden istediğim. Seni seviyorum dediğimde duyman yeterli. Gözlerin ışığın görünen en son noktasındayken, yanımda nefes alman yeterli.  “Biliyorum” demen beni mutlu etmek için fazlasıyla yeterli.

Bir yudum kahveyle birkaç yudum aşk. Şimdi dudaklarım sevimli bir kıvrılışta. Banka kuyruğunda beklediğimizi hayal ediyorum. Evet tıpkı ilk buluşmamızdaki gibi. Bankada, büyük bir ciddiyetle para yatırıyordun. Birlikteydik. Elimi uzattığımda dokunabileceğim kadar yakındın. Aynı havayı soluyor olmamız bir şanstı. Açık havada ne kadar da azdı,  senle buluşmuş bir molekül karbondioksiti içime çekme olasılığı. Daha çok nefes alış. Daha çok umut. Senin olanı benim yapmak bir hayaldi, her zaman. Nitekim, gücüm de hayal gücüm de yeterli olmadı bunu başarmaya. Duraklarda ve banklarda senle nefes almaktan mutluydum. Bundan fazlasını, yaşayabileceğimizden fazlasını hayal etmedim. Dedim ya, hayalgücüm yeterli değildi. Bunu bile fazla gören tanrım, yine de teşekkürler: insanların hissettiklerinden ışık yılı kadar uzak hislerin sahibesi1 olduğum için.

Uyuyorum. Zaman’la aramı düzeltmeliyim. Çıkarlardan ve egodan yoksunum. İstediğim ve beklediğim tek şey sen. Neden bu kadar bitkinsin yelkovan? Akrep ne yapsın, sen böyle yaparsan? Zamanı boşver. Sizi takip etmek beni oyalıyor. Bu öyle bir bekleyiş; önemin, zamanı değersiz kılıyor. Seni beklemek sonsuza kadar sürebilir, ben oyalanırım merak etme. Yanımdan geçen insanların seni andıran yanlarını bulmaya çalışırım. Acele etme, iyiyim. Belki sonra da bir kurgu yazarım. Kağıdım ve kalemim yanımda.

Bir yere gidecekmişiz. Senin için önemli bir yer. Telaşla çantanı hazırlamışsın. Gitarını kılıfına yerleştirmişsin, almışsın sırtına. Kapıyı kilitlemişsin. Telefonuna sarılıp beni aramışsın. “Çıkıyorum, yarım saate ordayım”, “Tamam” dememle kapatmışsın. Söylememi umursamadığın onca sevgi sözcüğü içimde kalmış.

Ofisimdeymişim. Bilgisayarımı kapatmışım. Yazdığım yazılar yarım kalmış, umursamamışım. Makyajımı tazelemişim, seveceğini düşündüğüm rujumu sürmüşüm. Vaktinden erken çıkmışım. Seni mutlu edecek bir şey almak istemişim. Yarım saatim varmış. Montumu alalecele giyip caddenin karşısındaki markete atmışım kendimi. Çikolata almışım bir tane, beyaz çikolata. Hava soğukmuş. Park varmış o caddede. En son banka oturmuşum. Büyük beyaz bir köpek ve sahibi önümden geçerken ürkmüşüm köpekten. Ahh.. Senin kadar bi sevememişim şu hayvanları! Hayvan sevgine hayranmışım. Eteğim kırışmasın diye oturmaktan vazgeçmişim. Zaman, gelmek üzereymiş. Neredeyse gelirmişsin. Parkta oynayan çocukların cıvıltısını duyuyormuşum. İzlemeye koyulmuşum onları. Çocukluk masumluk. Birden bir ses duymuşum. Çocuklardan birisi salıncaktan düşmüş. Hemen koşmuşum yanına. Esmerce, beyaz tenli bir çocukmuş. Ağlamasına kıyamamışım, çantamdaki çikolatayı çıkarıp ona vermişim. Ne de tatlı bir çocukmuş, sana benzetmişim. Sarılmışım, kendi çocuğummuş gibi sevmişim orada onu. Bir annesi yoksa anne olurmuşum. Öyle sevmişim. Sahi gelir miymiş benle. Senin bir minyatürünün her zaman benimle olması fikri, ne de hoşmuş. 

Arabana binmişsin. Gideceğin yer uzakmış. Işıklarda beklerken, yayaları seyretmişsin. Güzel bir kız geçiyormuş, süzmüşsün onu, belki gözden kaybolana kadar izlemişsin. Bundan sonra bir takım hayallerinde onu kullanacakmışsın. Devam etmişsin. Radyodaki müzik seni rahatsız etmiş, sonra aklına gelmiş “hala bir Gibson Lespaul alacak paranın olmadığı”. Dalmışsın bir ara. Hiç içmediğin sigara, o an arzuladığın tek şey olmuş. Vakit kaybı olmazmış, inmişsin bir puro almışsın. Araban,  geçtiği yoldaki sarı yaprakları rüzgara katmış. Mevsim sonbaharmış. Yalnızca seninle benim bildiğimiz bir şarkıyı mırıldanmışsın.  Radyoyu çoktan kapatmışsın. Kaliforniya çöllerinde kırmızı bir Cadillac ile yol alıyormuş gibi hissetmişsin. Şimdi keyfin yerine gelmiş. Bir başka ışıkta durduğunda telefonun çalmış. Gideceğin yerden arayan birisi haftaya gel demiş. Telefonu kapatmanla küfür etmeye başlaman bir olmuş. Sinirlendiğinde yaptığın gibi yumruğunu sıkıp, dişlerini kenetlemişsin. Sağa çekip bir süre sinirinin yatışmasını beklemişsin. Sert bir manevrayla ilk kavşaktan geri dönmüşsün. Sürat yapmaktan çekinmemişsin. Öfken geçmemiş, gaza daha çok basmışsın. Belki on defa direksiyonu yumruklamışsın. Aklın sana bir oyun oynamış, beni unutmuşsun.

Bense orada öylece kalmış seni bekliyorum.

Eğer bana aşık olsaydın,  nasıl birisi olurdum hayal bile edemiyorum.

 

1. Sahiplik çok maskülen.

esen rüzgar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

senin bir minyatürünün her zaman benimle olması fikri,ne de hoşmuş...

Abdullah Üçüncü 
 29.09.2012 2:06
 
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 143
Kayıt tarihi
: 08.09.12
 
 

Hey, siz siyah fötrlü bayan: içtenliğin, hala öğrenmemiz gereken en önemli yeti olduğunun farkınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster