Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '12

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
736
 

Şaaapınca yazı yazamıyorsunuz, değil mi?

Şaaapınca yazı yazamıyorsunuz, değil mi?
 

Vallahi bende de öyle… Şaapmaktan soluk alamıyorum ki yazayım!


 En son yazıyı 1 Temmuz günü yazmışım! Aradan neredeyse 4 ay geçmiş… Bende tık yok!


Yuh valla!


Eeeee! İşin gücün “şaaapmak” olunca yazıya sıra mı gelir, Culduz efendi?


4 ay yahu! Dile kolay!


İğne ipliğe döndüm arkadaş!


Klavyemi özledim resmen.


Uzun süredir yazmayan arkadaşlara da hak veriyorum şimdi.


Demek ki onlar da dur durak bilmeden şaapıyorlardı. (Aylardır yazmayan Ahmet Balcı dün yazıp perhizi bozdu, onu değerlendirme dışı tutuyorum. Darısı Arif Öğütçü’nün başına)


Değerli blog üyesi Eminanım yazmasaydı farkında bile olmayacaktım.


“Sevişmeyince yazı yazıyorsunuz değil mi?” başlıklı yazısı beni uyandırdı.


Doğruya doğru şimdi… Kabızlığın nedeni buymuş!


İnsan şaapmayınca yazıya daha bir hevesli oluyor.


Bundan sonra tutmayın beni…


Haftada en az iki!


En az iki!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ufff… Bu nasıl bir zehir! Bu nasıl bir can yangısı böyle!... Çok incinmişsiniz, çoook!... Ve haklısınız da üstelik. Fakat tüm o geçmişteki yazılanların elbet bir nedeni de varmıştır ve anımsıyorum siz tüm o dediklerinizin intikam yemeklerini de sıcak sıcak yemiştiniz!... Bu son yorumu özellikle yazıyor ve kalmışsa zehir onu da akıtasınız istiyorum. Sonrasında… Ah sonrasında… Belli mi olur, bir bakmışsınız ki, o muhteşem kaleminizle, bir zamanlar altına imzamı atarım dediğim, o harikulade yazılarınızdan yeniden örnekler vermeye başlarsınız! Zehri taşımak, rüzgarı taşımaktan zordur muhakkak! Bu yüzden ola ki çıkarsanız yukarılara, ben de başarabilirsem, rüzgarın kanatlarında süzgün, zirvelerin başında engin yazılarda görüşürüz… Şaşırtın beni Sayın Çulduz, şaşırtın! (Tabii ki, “Şaşırtmicam işte Eminanım, oh olsun!” da diyebilirsiniz. O da uyar. ) :))))))

Emine Supçin 
 01.11.2012 12:16
Cevap :
Hadi bende hinlik var! Mesela yani!Nilgün Akad Hanım ki...Yorum yazarken kılı kırk yarar. Size de yorumları var. Ayrıca kitabınızın tanıtım yazısını (haberiniz var mı bilmem) yazmış bir üye. "Eminanım" gibi sıcak bir takılmayı o da benimsemiş ve kullanmış. Şimdi "yıldırımlar yağdırmanın" bir anlamı var mı? Tutarsızlık diz boyu! Bu durumda kim bünyesinde zehir barındırıyor, söyler misiniz? Bakın ne güzel kendinizi savunuyorsunuz. Kardeşiniz, oğlunuz veya akrabanız her neyse. İşin içine katmaya değer mi, üçüncü şahısları? Birileri içinde zehir barındırıyor ama kimin barındırdığı da meydanda yani.  01.11.2012 22:13
 

Biliyor musunuz Ümit bey, çok sıkıldım ben artık bu saçmalıklardan. Yazım tarzınızı, ironi yapmaktaki ustalığınızı, lafı gediğine oturtmaktaki başarınızı her zaman beğenmişimdir. İçerik bana çok çok alakasız gelmedikçe yazılarınıza yorum yapıyorum yıllardır. Bu yazınızı da eğlenceli buldum ve işaret ettiğiniz yazıyı okumadan yorumumu yaptım ve dikkat ederseniz yorumum sadece "yorum kutusundaki şifre" konusundaydı. Yorumuma verdiğiniz cevabı okumak için geldiğimde mecburen diğer yorumlara da gözüm takıldı. Hitap şekli sorun olmuş sanırım. Neyse, dedim ya sıkıldım ben ve Eminanım'ı okumama ve yorum yazmama kararı aldım. Oysa kitabını ilk okuyanlardandım ve bir tanıtım yazısı yayınlamıştım. Gerçi kendisi farketmedi ama olsun :)) Hoşgörü sahibi olmayıp gereksiz tepkiler verenlerden uzak durmak en iyisi. Sevgilerimle efendim.

Nilgün Akad 
 01.11.2012 0:49
 

Sayın Çulduz,"Emine'lerin kaderidir" diye bir şey söz konusu olabilir mi hiç? "Türkçe yazıldığı gibi okunmaz ve konuşulduğu gibi yazılmaz" diye köklü bir anlayış vardır bilirsiniz.Günlük söyleyişteki sözcüğün yazı diline aktarılması ancak dalga geçmek için olabilir, ki ben kendi dalgamı kendim geçebilirim zaten:)) Ama söz konusu bir yazar tanıdığım olduğunda bunu asla yapmam.Bizim oralarda Ümit diyemezler mesela, yerine İmit derler.Kaldırıp ben size bu şekilde hitap etsem, hoş olur mu? Sizden ricam, sözcüğü; aşağıya bıraktığım zeytin dalının ucuyla silip, düzeltmeniz olabilir ancak. Sevgili Sema Hanım'cığımın ikinci sorusuna yanıt vereyim:Yapmayın sevgili Şener. Tam da 2-3 hafta içinde 2.basıma girecek olmasının sevincini yaşarken reklam kokuyor filan demeyin lütfen! Bilerek ve özenerek kaçınıyorum bundan. Adından bile söz etmedim. Haberli habersiz tanıtım yazıları yazan dostlarımın ekmek ve su gibi aziz yazılarına,yeri gelmişken milyon teşekkürü de borç bilirim. İçtenlikle Sn. Çulduz

Emine Supçin 
 31.10.2012 21:41
Cevap :
Vakti zamanında hitap konusunda bu kadar hassas değildiniz hanımefendi. Hakkımda yazılan küfürlü yazıların altına imza atmakla yetinmeyip bir de sayfanızda öneriyordunuz. Hakkımda yapılan "Fortçu", "Pantolonunun içi boş" gibi söylemler sizi pek mutlu ediyordu. Şimdi bu ne hassasiyet? İşin içinde alay olmadığını oğlunuza net bir şekilde anlattım. Öyle bir kastım olsaydı tutup "eminanım" la yetinmezdim biliyorsunuz. Mizah yazıyorsanız biraz hazımlı olmanız gerekir. Bana takılmak isteyenler de "Culduz" yazacaklarına tıpkı sizin gibi "Çulduz" yazarlar mesela. Ne var bunda? Hem sonra oğlunuzun yazdığı yorum pek mi düzeyli? Boş işler bunlar hanımefendi, boş. Yukarıda yazdıklarımı oğlunuza da yazabilirdim. "O zaman neredeydiniz Avukat Bey?" diyebilirdim. İşin moku çıkardı yani. Sanırım anlaştık, Sn. Supçin! Saygılarımla efendim!  01.11.2012 2:10
 

Öncelikle Ümit Bey ile Sema Hanım'ın aynı soyadlı insanlar arasındaki kan bağını tahmin etme gibi doğaüstü bir yetenekleri bulunmadığı açık. Ayrıca kan bağından da öte bir bağın bulunduğu Emine Supçin'in yorumuyla da açıklığa kavuşmuş oluyor. Ümit Bey'in vermiş olduğu yanıt düzeyini olumlu ve beyefendice bulduğum için yeni bir yorum yapmayı gereksiz buluyorum. Öte yandan "hadsiz" benzetmesini yapan Sema Hanımefendi'nin sorularına yanıt verirsem kendi algı düzeyinde neyin değişeceğini de merak etmekteyim. "Evet avukatıym" dersem "hani vekaletnameniz?" mi diyecekler? "Evet onayını aldım" dersem kendilerini sadece tarafımdan değil de bir başkası tarafından da mı hakarete maruz kalmış sayacaklar? Sema Hanım'ın sorularını gereksiz buluyorum. Polemik yapmak istiyorlar ya da bana haddimi bildirmek gibi bir niyetleri varsa "aleniyet" unsurunu göz ardı etmemelerinin doğru olacağı kanısındayım.Ancak herkes rahat olsun yine de. Kimse kimseyi savunmuyor ya da savunmaya çalışmıyor. Esenlikler

Adem Süpçin 
 31.10.2012 21:10
Cevap :
Ooooo!Adem Bey; sayfanıza bakınca sizin gerçekten "avukat" olduğunuzu öğrendim. Zor zenaat yani! Herkesin yapabileceği bir iş değil. Allah kolaylık versin diyorum tabii. Saygılar.  01.11.2012 22:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1643
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster