Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '08

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
751
 

Saat 03.00, aşkım!...

Saat 03.00, aşkım!...
 

Saat 03.00. Hala, uyuyamamıştı, Mehmet. Kendi kendine sıkıntıyla konuşuyordu. Derken bilgisayarının klavyelerine dokunmaya başladı. Adeta düşünceleri hızla bir yazıya dönüşüyordu
'' Ne yapacağım bilmiyorum. Seni çok seviyorum, aşkım. Seni mutsuz etmekten, sana layık olamamaktan çok korkuyorum. Dün baban çağırmıştı beni. Cep telefonumu sen vermişsin.
Çok büyük merakla ve heyecanla gittim yanına. Tabii giderken sana layık olabilmek için takım elbisemi giydim, kravat taktım. Berberde sakal tıraşı olup, saçlarımı bile tarattım. Sonra bindim taksiye, gittim şirketine. (Param çok olduğundan değil aşkım. Elbisem kırışmasın diye.)
Asansörden inince sekretere Ahmet Yıldız Bey’le görüşmek istediğimi söyledim. İçeride ki salonda bulunan babanın asistanı Esin Hanım’a yönlendirildim. Esin Hanım’a kendisiyle acil görüşme talebinin Ahmet Bey’den geldiğini belirttim. Telefonla geldiğim haberi verildi. Ve beklemem söylendi. Beş, on dakikalık beklemeden sonra içeriye çağrıldım. Odaya girince baban çok kibar bir şekilde beni karşıladı. Bu arada kalp atışlarım maksimum hıza ulaşmıştı. Baban hemen konuya girdi. ‘’Bak oğlum, senin doğru dürüst bir işin bile yok. Bu gençlik aşkı, muhabbetleri çabuk geçer. Benim kızım bir eli yağda bir eli balda büyüdü. Elini sıcak sudan soğuk suya değdirtmedim. Ben onu senin gibi birisiyle evlensin diye büyütmedim.’’, dedi. O an nerdeyse yıkılıyordum. Aslında moralman yıkıldım da.
Taksiye son paramı verdiğimden , tam üç saat yürüdüm. Yolda, düşündüm, düşündüm ve düşündüm. İnanmazsın eve nasıl geldiğimi bile bilmiyorum. Ve tam akşam 7’den beri sana nasıl bir şeyler yazmam gerektiğini düşünüyorum. Sana, şu kadarını söyleyebilirim, aşkım. Bence, baban haklı. Ben sana layık değilim. Yanlış anlama, ben kolay pes edecek biri değilim. Ama, senin için, senin mutlu olabilmen için benimle değil, zengin biriyle evlenmen gerekiyor. Ben senin mutlu olabilmen için sana aşkımı kalbime gömeceğim. Evet, sensiz geçen hayatın bundan sonra hiçte anlamı olmayacak. Ama, benim de yaşamam gerek. Hasta bir anam var. Sadece, onun için bile olsa hayatta dik durabilmeliyim. Sana bu satırları yazarken gözlerim doluyor. Ama, ağlamıyorum. Çünkü, gözyaşlarım dışa değil kalbime süzülüyor. Seni çok ama çok sevdim, aşkım.
Şimdi kaçalım, bizi bulamayacakları bir yere diyeceksin, biliyorum. Ama, ben ne seni ne de babanı üzmemek istiyorum, aşkım. İkinize hayat boyu mutluluklar diliyorum. Biz birleşemeyiz, biz kavuşamayız aşkım. Çünkü, ben babandan tam elli milyar lira aldım.Yani, aşkımı babana sattım, aşkım. Sattım!...''

Arkasından bir el silah sesi duyuldu. Klavyesine kanlar akan bilgisayarın monitöründe ''iletiniz gönderildi'' mesajı yazıyordu. Mehmet'in başı kanlar içinde son kez dokunduğu bilgisayar klavyesinin üstüne düşmüştü...

Mehmet SALİH

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dayanamadım yazıyorum... adam haklıymış. Aşk savaşılmadan kazanılmaz, mutluluk öyle bir adımötede tutulup getirlecek bir eşy değil. İntihar ederek neyi değiştirdi ya da neyi ispatladı.. üzgünüm...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 17.02.2008 1:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 68
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 897
Kayıt tarihi
: 08.07.06
 
 

40 Yaşından Sonra Evet, ben yıllarca okudum, okudum. Ne bulursam, elime ne geçerse. Kırkından sonra..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster