Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
3480
 

Sabancı, Garih ve Koç suikastleri. Üç cinayet niye işlendi?

Sabancı, Garih ve Koç suikastleri. Üç cinayet niye işlendi?
 

Sabancı yıllar önce yakasına yeşil yaprak takarak halkın protestoların katılmıştı. Ülkenin sağcı siyasiler tarafından soyulmasına reddiye idi yürüyüşü. O zaman NATO’nun gladiosu çok güçlüydü Türkiye’de. Ülkeyi Tansu Çiller gibi ülke yönetiminden anlamayan, terörle mücadeleyi her kim olursa olsun suçlu suçsuz demeden katleden anti demokratik yöntemler kullanan abuk sabuk bir dönemdi 1990’lar. Terörün azdığı ve mevcut devletin meşru olmayan enstrümanlar kullanarak (Göz altında kayıplar, işkenceler  vb) unsurlar ile devlete olan nefretin arttığı hem polis hem askeri vesayetin terör üzerinden halka dikte ettirildiği zor dönemdi o dönemler. Bir yanda Bosna bir yanda Filistin katliamları olurken Türkiye çevresinde olup bitene müdehale edebilecek durumda bile değil tamamen NATO LONDRA WASHİNGTON VE TEL AVİV tarafından yönetilen bağımlı kukla bir devlet haline gelmişti. Üretim az tüketim çok siyasiler yandaşlarına oy verenlerine inanılmaz peşkeşler çekmekteydi. Hiç işe gitmeden banka matikten maaş alan yüzbinlerce insan vardı. Bu keşme keş polis mafya çete ilişkileri Susurlukta ortaya çıkan tablo tam da bu kokuşmuşluğun rezalatin kepazeliğin pik yaptığı zamandı.

ÖZDEMİR SABANCI SUİKASTİ

Rahmetli Sabancı susmuyordu ilk defa temiz toplum için yürüyen ülkesinin geleceğinin kararmaması için cesurca çıkış yapan iş adamıydı. Yaptığı doğruydu. Peki onu nasıl susturmak gerekiyordu. Onun gibi sol kökenlilerin talepleri için çabalayan bir adamın kardeşini DHKP C niye vursun du ki? Gerçekten Fehriye Erdal mı öldürdü kardeş Sabancıyı? Hayır. Bu işi yapan o zaman’ın derin devleti idi, Gladio idi. DHKP-C Sol örgütler içinde tıpkı FETO gibi NATO için silahşörlük yapmakyaydı, o dönem. Henüz FETO ülke içine çok fazla sızamamıştı o yıllar. Ancak onu aratmayan Gladio zaten MIT’i bile işgal etmişti. Düşünsenize Milli İstihbarat Teşkilatınız var ama içi CIA MOSSAD ve MI6 ajanlarıyla dolu. Ülke cadı kazanı gibi kaynıyordu. Stratejik cinayetleri işte bu çeteler işleyip o dönem İslamcıların üzerine atıyordu. İslamcı dediysem suya sabuna dokunmayan tespih ve post zijkir Müslümanlarını kast etmiyorum. İslamı bir hayat düzeni ve emperyalizme karşı bir reddiye olarak gören kesimleri kast ediyorum. Bu kesim Emniyet içinde FETO’lar tarafından Selam tevhit örgütü diye bu kesimleri suçlayacak terörist ilan edecek ve NATO FETO ikisilisine karşı asla sesi çıkan insan topluluğu olmayacaktı.

Sabancı’nın yelşil yaprağı kardeşlinin katledilmesiyle yere düştü maalesef. Kardeşini o zamanın Gladio timleri öldürmüştü ama suçu taşeron DHKPC’ye yüklediler onlarda örgüt olarak prestij amaçlı kabul etti. Fehriye Erdal değil Sabancı’yı öldürebilecek bir tavuk öldürebilecek kapasiteye sahip olamaz. Bu cinayet kusursuz işlenmil ve istihbarat servislerinin işiydi. MIT’in içinden kazınmayı bekleyenlerin işi.

ÜZEYİR GARİH CİNAYETİ

Üzeyir Garih  cinayetide üzeri örtbas edilen bir cinayettir ancak sebep açısından Sabancı ve KOÇ cinayetinden farklıdır. Onu Yener Yenmez diye bir asker öldürdüğü iddia edilmiştir ama bu asla doğru değildir.  Garih Musevi kökenli iş adamıydı, Türkiye’yi İsrail’den daha fazla seviyor ve yatırımlarını Türkiye’de tutarken İsrail’in istediği culusu da o dönemde legal bir görüntü içinde olan FETO’ya aktarmaktaydı (Yaşasaydı FETO’ya lanet ederdi). İsrail her ne kadar FETO’yu kendi çıkarları için desteklese de ilk planda kendisine culus vermesini beklediği iş adamının FETO’ya Himmet vermesini kabul edemezdi. Garih’in en affedilmez hatası da Türkiye’yi düşünerek Türk Kürt kardeşliğini savunması ve çözüme gidecek yollar konusunda fikir üretmesiydi. Bu emperyalist Siyonistlerin hiç işine gelmezdi. Aralarındaki ilişki iyi olmasına rağmen siyonizmin belirlediği çizgiyi islama bir şekilde sempati duyarak ve Türkiyeyi severek çözüm önerilerinde bulunma ve barış için çabalama bu şekilde yürümeyi kabullenmediler ve diğer musavilerede gözdağı vermek için Garih’i yine FETO iş briliği ile öldürdüler. Üzeyir Garih cinayetinin üzeri FETOcu savcılar ve polisler tarafından hep örtbas edildi. Avukatı Yener Yenmez’in gerçeği söymemesi için tehdit altında olduğunu konuşamayacağını basına açıklamıştır. Ayrıca Garih ailesi de bu cinayetin üzerine gidilmemesi için tehdit almıştır.

MUSTAFA KOÇ CİNAYETİ

Mustafa Koç Gezi’de taraf oldu ve Gezi’cilere destek verdi. Sabancının ki gibi bir çıkış değildi bu. MIT içindeki Milli olmayan suikastçi çeteleri gürühları temizleyen Hakan Fidan hem kurum içinde temizlik yapmaya çalışıyor hem ülke içinde öbeklenmiş FETO’cularla mücadele ediyordu. Fidan Anti emperyalist bir adamdı ve Feto cu polisler tarafından suçlanıp hapse atılmak isteniyordu, FETO’nun gücü yetse onu Selam tevhit örgütü olmaktan içeri atacak ameliyata giden Başbakan’da kolunda kelepçeyle uyanacaktı. MIT’ten atılan unsurlar olabildiğince besledikleri FETO’cularla Fidan’a saldırdılar. Öyle ki bu hainler Gezi’de gençlerin çadırlarına fişek sıktılar ateşe verdiler ve ekseriyeti kendini sol sanan ve çevreci gürühu ayaklandırdılar. O dönemde Mustafa KOÇ’ta geziyi destekledi. Üye olduğu uluslararası kurumlar ondan bunu bekliyordu. Sermayesini RTE’ye ve Türkiyeye karşı kullanması istendi. Gezi eylemleri bastırılınca RTE bunun hesabını herkese soracağına dair söz verdi. Sırayla herkese bunun hesabını soraradı da. Çünkü ölümden korkmayan cesur bir adamdı RTE. Araya Ali Koç gibi makul ve Başbakan ile arası çok iyi olan biri girdi ve RTE ile Koç holding arasını düzeltti. Mustafa Koç yaptığı hatayı da anladı ve ülkemizin savunma sanayine ve milli tank projelerine destek vereceğinine dair devlete de söz verdi ne varki üye olduğu uluslararası kurumlar Mustafa Koç’tan ve onun saf değiştirmesinden pekte memnun kalmadılar.

Öyleyse sözünde durmayan yan çizen Mustafa KOÇ’a ceza kesilmeliydi ki diğer üyelerde ders alsın ve ülkelerindeki İllüminati siyasetleri yürüyebilsin di. Mustafa KOÇ gibi büyük bir kurumun başındaki insan dünyanın en iyi doktorlarının gözetimi altında son derece bilimsel bir metodla kilo verir, her türlü sağlık ölçümleri titizlikle yapılır. Çok genç denebilecek yaşta ölümü kesinlikle şaibelidir ve yeterince araştırılmamıştır. Mustafa KOÇ’a kesinlikle detaylı otopsi yapılmalıydı. Bu otopside onun normal şekilde ölmediği mutlaka ortaya çıkardı. Cumhurbaşkanının yanına , Orgeneralin yanına yaver diye atanan adamlar ülkenin en önemli iş adamının yanına adam mı sokamazdı? Geçelim bunları.

Koç aileside Mustafa Koç’un ölümüyle ilgili eminim tehdit almış olmalılar çünkü Mustafa KOÇ’un otopsisi yapılmadı. Aile öldürülme şüphesi gündeme taşıyamazdı bile çünkü İllüminati son derece güçlü bir çetedir. Bu çete tüm batı ülkelerinin medyasını kontrol ederek Demokrasi ve insan haklarını halk iradesini umursamazca RTE ve Türkiyeyi teslim almaya çalıştı. Çalışmakta. Herkes uyanık olmalı. İllüminatinin eli Türkiye’de geleneksel cemaatlerinde içinde ve “Prens Charles Müslüman oldu” diyen her geleneksel cemaat bunlarla iş birliği içindedir.

Hem Özdemir Sabancı, Üzeyir Garih hem de Mustafa KOÇ sanıldığı şekilde ölmediler öldürülmediler. Bu adamlar sıradan adamlar değil. Bu adamlar ülkemizin en önemli üç kurumunun aile şirketlerinin sahipleri ve Türk ekonomisinin bel kemiği değil beyin takımıdır. Devlet kesinlikle iş dünyasının önemli isimlerini FETO’ya ve NATO’ya karşı korumalıdır. Bu bağımsızlığımızın pekişmesi için şarttır. Böyle önemli insanlara arakasında TC Devletinin olduğunun güvencesi verilmelidir. Bu darbeden sonra oluşan 2. Cumhuriyetin önemli prensiplerinden olmak zorundadır. Bu olmaz ise 2. Cumhuriyetin ekonomik dayanağı çöker.

Bu üç insanın cinayetlerinin aydınlatılması bir çok FETO NATO İLLÜMİNATİ kirli pis işleri aydınlatacaktır. Bu cinayetleri örtbas edenler Fetcu Natocu Savcı ve Polislerdir...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 722
Toplam yorum
: 418
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 3465
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

A.Ü İktisat Fakültesi mezunuyum, daha önce Kazakistan ve Hollanda'da eğitmenlik ve tercümanlık iş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster