Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
241
 

Sabit Fiyat ve Pazarlık

"Sabit fiyat uygulaması",her ne kadar “pazarlık sünnettir" anlayışıyla yetişen bir toplumda büyümüş olsak ve toplumumuz bu kültürü temel kabul etmiş olsa da, "sabit fiyat" uygulamasının kalite ve üretim süreçlerinin sıkı kontrol edildiği toplumlara çok önemli kazanımlar sağladığı aşikâr.

Birincisi pazarlık gibi bir durum olmadığı için, herkes fiyatları görerek maliyetlerini daha sağlıklı bir şekilde hesaplayabiliyor. Başka bir avantajı belki de en önemlisi ise   direk olarak pazarlık yapılan toplumlarda, satıcı alıcının pazarlık yapacağını düşünerek, gerçek fiyattan çok daha fazla bir fiyat söylüyor. Olay ise buradan sonra başlıyor. Normalde insanlar diğer insanlardan bir zarar görmemiş ise, satıcının yalan söylemek için bir nedenin olmadığını düşünür ve satıcının söylediği fiyattan malı alır. Muhtemelen kazığı da yer. Muhtemelen bire alacağını beşe almış olur. (Türk filmlerine konu olan nice sahtekârlar, defalarca boğaz köprüsünü insanlara satmış olsalar da günümüz şartlarında kandırma son sürat, hız kesmeden devam ediyor.) Bunu öğrenen her insan özgüvenini yitirir. Kazık yemek, kişide kendine olan saygının yitirilmesine sebep olur. Karşısındaki insana güvenmemeyi kazık yiye yiye öğrenir. Bu müşteri açısından alışveriş yaptığı yerlerin sahtekâr insanlar olduklarına dair kuvvetli bir kanı oluşmasına neden olur. Bu durum toplum paydaşlarının yardımlaşması önünde en büyük engellerden birini oluşturur. Toplumların çimentosu güvendir. Sözgelimi esnaf zora girdiğinde daha önce kazık yediği hissine kapılan hiç bir müşteri "yazık oldu, şu esnaftan alışveriş yapalım kendini kurtarsın durumunu iyileştirsin" demek yerine "iyi oldu" demeyi tercih eder. Bu durum toplumsal grupların aslında dayanışma ruhunu yok eden toplumu inşasını baltalayan bir sürece doğru hızla yol almasına neden olur. Bu olayın sadece bir yönü. Pazarlık ve kurnazlık üzerine kurulan bir esnaflık ve sistem (rüşveti saymıyorum bile) genel olarak yalan ve ikna üzerine kurulu olması nedeniyle kişilerde bir kişilik bozukluğuna yol açtığı kesindir. Yalan söyleme, bir süre sonra hayat biçimi haline geldiği için, yalan söyleyen ve yalan üzerine kurulu bir sistem üzerine inşa edilen her türlü hayat kokuşmuş bir hayattır. Düşünebiliyor musunuz ebeveyn, telefonda sürekli yalan söylüyor, ticaret yapıyor sözde, ancak çocuğunuzun kendisine yalan söylemesine kızıyor. Yeri gelmişken anne babalar, akıllı ol, sözünü genellikle uyanık ol olarak kullandıkları da bir gerçektir. Uyanık olmak, bir nevi sahtekârlığın da yolunu açar. Bu olacak şey değil. Ne derler "armut dibine düşer "

Yalan üzerine kurulu adalet, adalet değildir. Yalan üzerine yapılan din din değildir. Haşa Allah senin hücrelerini bilmiyor mu? Son zamanlarda tövbe ile ilgili Cuma hutbelerinde yanlış ifadelerle insanlar ikna ediliyor.  Tövbe eden herkesin tövbesi kabul olur tarzından ifadeleri imamlar dillerinden düşürmüyorlar. Hâlbuki dinimize göre Allah: "Kul hakkı ile huzuruma gelme" demiyor mu?

"Tövbe edin,  kabul edeyim  türü bir yaklaşım" Müslümanlığı Hıristiyanlaştırmaktadır. Hristiyanlıkta günah çıkarmak için kiliseye giden vatandaş Müslümanlıkta papazı veya rahibi aradan çıkarıp aynı şeyi yapmış oluyor. Hâlbuki kul hakkı ve Milletin vergileri ile yapılan kamu araç gereçleri, kamu görevleri, özel görevler (patron veya esnafa karşılıklı akitlerden dolayı hak ve görevler) kul hakkının daha geniş anlamda tezahürüdür. Kul hakkı, diyen birinin görevini görev tanımında tam ve eksiksiz olarak görev tanımında yazdığı şeklîyle yapması esastır. Tövbe, ise bunları yapmadığınız takdirde esastır. Haklıya hakkını teslim etmeden yapılan tövbe dinimize göre, beyhudedir.

Dinimiz "Yalan girer, iman çıkar" Atalarımız, "Yalancının mumu yassıya kadar yanar" der. İster ticarette ister sanatta eğitimde bilimde, kısacası  hayatın hiçbir anında yalan; adaletle birlikte yaşayamaz. Yalanla ticareti önlemek için, fiyatların üzerinde etiketinin olması ve belediyelerin denetlemesi, sahtekârlara, insanları kandıran reklamlara, kişi ve kurumlara en ağır cezaların verilmesi güvenli  toplumu inşa etmenin adımlarından  biri olacaktır.

Gerçek zafer, toplumsal bağların güçlendirilmesi, adaletin sağlanması ve güvenin inşa edilmesi ile temin edilecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2249
Toplam yorum
: 321
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster