Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Eylül '14

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
6607
 

Saç Boyalarının tarihçesi ve güzellik

Saç Boyalarının tarihçesi ve güzellik
 

Saç boyama; genel olarak saç rengini değiştirme uygulaması olarak tanımlanabilir.

Bu uygulama için başlıca nedenler; kişinin kendi saç rengini daha şık ya da daha çok beğendiği bir renk ile değiştirmek, ya da orijinal saç rengine geri dönmek, olarak sıralanabilir.

Saç boyamak âdetinin kökeni çok eskiye dayanmaktadır. Antik çağda, saç boyaları bitkilerden elde edilmiştir. Bu amaçla en çok kullanılan bitki kına olup, sinameki, zerdeçal, ceviz kabuğu ve pırasa da diğer akla gelenlerdir.

Tarih boyunca, saç boyasında tam bir renk spektrumunu üretmek için, çoğu kullanana zarar veren, çeşitli yöntemler kullanılmıştır.

Aynı zamanda eski bir sanat olduğu da kabul edilen saç boyama, bugün kozmetik sektörünün en etkili olduğu alanlardan biridir.

Bazı kaynaklara göre, Amerikalı kadınların % 75 den fazlasının saçını boyadığını düşünürsek, küresel saç renklendirici pazarının inanılmaz büyük bir ciroya sahip olduğunu ve hızla büyüdüğünü söyleyebiliriz.

Günümüzde saç boyamak son derece popüler ve rutin bir uygulamaya dönüşmüştür. Bu durum değişecek gibi de görünmemektedir.

Saçlar için sentetik boya geliştirme 1860'larda gerçekleşmiştir. Saç boyama şimdilerde, bitki türevleri ve sentetik boyaların kullanımını içeren milyarlarca dolarlık bir endüstridir.

...............

Saçlar griye döndüğünde, insanların tercihi genelde kendi tonunda boyamak olmuştur.

Saç boyasının mutlaka bir başlangıç noktası vardır diyor ve bugün bu sorunun cevabına bakıyoruz..

Kim, zaman içinde yaşlanmak, gri saçlar, kırışıklıklar ve çirkin bir görünümle yaşamak ister ki?

Bugün, kozmetik sektöründeki pek çok gelişme ile ilerleyen yaşlarda bile güzel görünmek mümkündür.

‘’Ölene kadar 18 yaşında kalabilirsiniz’’ şeklinde sloganlar çoğumuzu gülümsetse de, aşağı yukarı bunun gerçek olduğunu kabul edebileceğimiz bazı örnekler de mevcuttur.

Bütün bunlar nasıl başladı?

SAÇ BOYAMANIN VE SAÇ BOYALARININ TARİHÇESİ

Yazılı tarihe göre insanlar, Asurlulardan bu yana, en az 2700 yıldır saç rengini değiştirmek için uğraşmaktadır.

Antik zamanlarda saç boyamak, farklı amaçlar için yapılabilmektedir;

Kırlaşan saçları, boyayarak daha genç ve güçlü görünmek,

Kırlaşan kısmı boyamak suretiyle, kendi görsel bütünlüğünü sağlamak,

Kalabalığın arasından sıyrılmak, insanlar arasında farklı ve göz alıcı bir saç rengi ile dikkat çekmek,

Daha soylu ve yönetici sınıfa ait olduğunu belirtmek,

Özel bir amaçla bir araya toplanmış, bir kabile, bir çete veya bir kliğin parçası olmak,

Savaş için, karşıyı şaşırtıp, korkutmak suretiyle üstünlük sağlamak, vs.

Asurlular zamanında Krallar; saçlarını ve sakallarını siyah yapmak ya da kumral bir görünüm elde etmek için bitkisel ürünler, en çok da kına kullanırlardı. Genellikle kafalarına da altın tozu serperek, dönüşümü tamamlarlardı.

Asyalı kavimlerde yönetici ve zengin sınıfta, altın tozu, özellikle siyah saçları olanların başlıca tercihi idi.

Eski Yunanlılar döneminde; soylu kadınlar saç renklerini değiştirmek amacı ile altın tozunun yanı sıra, beyaz ve kırmızı saç tozları da kullanmışlardır.

İnsanlar zaman içinde, daha fazla ve daha etkili boyalar istediğinden, yeni formüller icat edildi.

Roma İmparatorluğunda, sülükler ve sirke ile yapılan siyah bir boya, iki ay boyunca kurşun bir kap içinde fermantasyona bırakılırdı.

Kadınlar bu maddeyi saçlarına uygularken, dişlerinin siyaha dönmemesi için ağızlarında yağ tutarlardı.

Yine Romalılar, saçlarını sarıya boyamak için, kül veya sirke kullanır, ya da safran boyası ile soyluluk işareti kabul edilen sarı renge ulaşmaya çalışmışlardır.

Galyalılar ve Anglo-Saksonlar;  savaşa giderken, kırmızı, turuncu ve mavi boyalar kullanarak, daha da ileri gitmişler ve bunu daha çok düşmanı şaşırtmak, korkutmak ve bu şekilde üstünlük sağlamak için yapmışlardır.

Doğal bir görünümden çok uzak boyalar, zaman zaman yaygın olarak kullanılmıştır.

Hıristiyanlık Roma'da yayılmaya başladığında kilise saç boyamaya engel olmak istediyse de, çok başarılı olamamıştır.

Bazı insanlar gizlice, farklı renkte boyalar kullanılarak, görünümlerini değiştirmeye devam etmiştir.

14. yüzyıla gelindiğinde, din adamlarının itirazlarına rağmen, saç boyama popüler olmuştur.

Siyah ve sarı saçlar en gözde seçimler olarak öne çıkmıştır.

15. yüzyıla gelindiğinde, zengin ve yönetici sınıfta, sarımsı kahverengi saç rengi, çok popülerdi ve üst sınıfın göstergesi niteliğinde idi.

Zaman geçtikçe insanlar sonuçları ne olursa olsun, iyi bir görünüm elde etmek için daha fazla risk aldı ve saç boyama farklı katmanlarda gittikçe yayılan bir alışkanlığa dönüştü.

16. yüzyılda Avrupa’da soylu kadınlar, saç renklerini açmak için, başlarına sürdükleri bir karışımla gün ortasında saatlerce güneşte otururken şiddetli burun kanamaları geçiriyorlardı.

Aynı dönemlerde Osmanlı sarayında geçerli olan saç rengi, kuzguni siyahtı.

Bu süreçte bugün içerikleri bilinmeyen, garip maddelerinde kullanıldığı oldu ve genellikle felaket içeren sonuçlar doğdu.

Ancak insanlar tamamen moda adına, daha iyi bir görsel adına, sonuçları net olmayan tehlikeli kimyasallar kullanmaya devam ettiler.

19. yüzyılın başlarında, her iki cinste;  "gümüş nitrat" adlı bir kimyasal ile saçlarını boyamıştır.

Koyu sarı ve siyah saç daima tercih edilmiş ve kırmızı renkli saç bu dönemde gülünç kabul edilmiştir.

SAÇ BOYASININ KEŞFİ

1800'lerde, kimyagerler tarafından para-fenilenediamin (DSD) olarak adlandırılan bir madde bulundu ve bu bileşiğin sentetik boya olarak kullanılabileceği keşfedildi. Aynı zamanda, saç ağartılması için diğer kimyasal ile karşılaştırıldığında, hidrojen peroksitin daha yumuşak ve daha güvenli bir kimyasal olduğu da bulunmuştur. Bu iki keşif ile, ticari kimyasal saç boyasının temelinin oluşmasına, kimyager Eugene Schueller, yol açmıştır.

1932 yılında başka bir kimyacı Lawrence Gelb tarafından, saç şaftında nüfuz edebilen sarı saç boyasının elde edilmesi ile süreç büyük oranda tamamlandı.

O zamandan beri insanların saç boyasına olan talebi hiç azalmadı. Bugün, çok farklı ürün seçeneği sunan farklı şirketlere ait çok sayıda ürün vardır.

SAÇ BOYAMA ÇEŞİTLERİ

Saç boyaları dört sınıfa ayrılır.

Kalıcı saç boyaları

Demi-daimi saç boyaları

Yarı kalıcı saç boyası

Geçici saç boyaları

Alternatif saç boyama ürünleri genellikle doğada bulunmayan saç renkleri oluşturmak için tasarlanmıştır ve daha çok görsel ya da sahne sanatlarında kullanılmak amacı taşır.

SAÇ BOYAMANIN YAN ETKİLERİ

Saç boyama, mevcut rengin kaldırılması, değiştirilmesi ve / veya doğal saç içinde bulunan pigmentlerin örtbas edilmesi yeteneğine sahip kimyasalların kullanımını ile mümkün olabilen bir işlemdir.

Bu kimyasalların kullanımı, geçici deri iritasyonu, alerji, saç kırılması, deride renk değişikliği ve beklenmedik diğer sağlık sorunların dâhil olduğu bir dizi yan etkileye neden olabilir.

Cilt Tahrişi Ve Alerji

Bazı bireylerde, saç boyası kullanımı alerjik reaksiyonlara ve / veya cilt tahrişine neden olabilir. Kızarıklık, yaralar, kaşıntı, yanma hissi ve rahatsızlık görülebilir. Bu sorunlar, aynı gün görülebileceği gibi bir gün veya daha sonrasında da ortaya çıkabilir.

Bu sorunları önlemek, alerjik reaksiyonları sınırlamak için, bu ürünleri müşteri kullanmadan önce bir yama testi yapmak gerekir.

Bunun için, bu renk tonu ile hazırlanmış az miktardaki boya, 48 saat önce deri üzerine doğrudan uygulanır. Tahriş oluşursa kullanılmaması önerilir.

Saç Kırılması

Kimyasallara aşırı maruz kalarak zarar görmüş saç, fazla işlenmiş kabul edilir.

Bu kuru, kaba ve kırılgan bir saç dokusunun ortaya çıkışı ile sonuçlanır.

Aşırı boyanması durumlarda, saç bu yüzden tamamen parçalanabilecek kadar hasar görebilir.

Bazı tedaviler mevcuttur ancak tek gerçek çözüm, hasarlı saçın kesilmesi ve yeni saç büyüyene kadar kimyasalların kullanımını durdurulması şeklindedir.

Ciltte Renk Değişikliğinin Oluşumu

Saç boyaları, deri ve tırnaklar üzerinde, tıpkı saç keratini proteinine benzer tipte bir etki yapabilir ve saçı boyadığı gibi tırnakları ve deriyi de boyayabilir.

Bu durum koyu saç renklerinde ve kuru cilde sahip kişilerde daha sıklıkla görülür.

İSTENMEYEN SONUÇLAR

Çeşitli faktörler, boyama işleminin ardından saç renginin son halini etkiler.

Boyama işleminden sonra, metabolizma tahmin edilemeyecek tepkiler verebilir.

Saç üzerindeki bir plastik katman boya etkisini engelleyebilir, bazı şampuanların kullanımı rengi değiştirebilir.

Boyama işleminde ya da sonrasında kullanılan sudaki mineraller, tuzlar, klor veya diğer kirleticilerin varlığı istenilen renge ulaşmaya engel olabilir.

Bazı reçeteli ilaçların sürekli kullanımı, saçın kimyasını değiştirebilir.

Saçın gözeneklilik derecesi de nihai boyama sonucunu etkileyebilir. Gözenekli saç, boyayı daha çok emeceğinden genelde beklenenden daha koyu bir renk elde edilir.

SAĞLIK ENDİŞELERİ

Sürekli ve özellikle de koyu renkli saç boyalarının kullanımının bazı kanser türlerine (lösemi, non-Hodgkin lenfoma ve kan kanseri ve multipl miyelom dâhil) yakalanma riskini iki katına çıkardığına dair kesin olmayan bulgular vardır.

AB SAÇ BOYALARI DİREKTİFİ

Saç boyaları, sağlık için tehlikeli olabilecek kimyasal ürünler içerdiğinden, cilt ile teması düzenleyen yasalar vardır.

Bu ürünler ile ilgili yasal mevzuat, son derece iyi düzenlenmiştir.

Bilimsel olarak sağlığa zarar vermeyecek kimyasallar ve konsantrasyonlar belirlenerek, bazı maddelerin kullanımına resmen ve hukuken yasaklar ya da kısıtlamalar getirilmiştir.

Avrupa Birliği sağlık kuralları bu konuda son derece katıdır.

Bu konuda tüketiciye düşen yasal denetimden geçmiş ürünleri kullanmak konusunda özenli olmaktır.

İçeriği ve niteliği belli olmayan ürünlere sadece ucuz diye yönelmemeli, mümkün olduğunca az sayıda boyama yaptırmaya özen göstermelidir.

En güvenli boyaların bile sonuçta çok sayıda kimyasal içerdiği ve beklenmeyen etkilere neden olabileceği gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır.

(Bu bilgiler bilimsel bir tavsiye niteliği taşımayıp, sadece bilgilendirme amacına yöneliktir).

 

 

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

01.09.14

Muğla

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1187
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster