Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1403
 

Saçlarına kar mı yağdı?

Saçlarına kar mı yağdı?
 

Aynanın başına geçip uzun uzun kendini inceleyenlerden değil o. O yüzden görmedi belki de. ‘Oo, pırıl pırıl bembeyaz bir saç teli. Saçın ağarmaya başlamış...’ dediler. Baktı, bembeyazdı ve bir değil birkaç tane vardı. Saçlarına serpilmiş kar taneleri gibi, öyle temiz ve beyaz. Şimdiden mi başlamıştı? Erken miydi? Değildi belki de.

Belli bir yaştan sonra yıllar değil, yaşananlar, yaşanamayanlar eskitiyordu bizi belki de. Daha üç-dört sene önce fotoğrafları vardı, pırıl pırıl bakışlar dünyaya meydan okuyan, onun hızına, engellerine, yokuşlarına, inişlerine. Çizgiler yoktu o zamanlar yüzünde, gözünde, kalbinde.

‘Daha ne oluyorsun?’ dediler, ‘Kendine iyi baksana biraz. Boşveer.’ ‘Ben’ ve ‘kendime iyi bakmak’; ‘ben’ ve ‘boşvermek’ diye düşündü, ağzında acı bir tatla gülümseyerek . Keder ona yakışıyordu belki de, hani harfi harfine Victor Hugo söylemiş ya:

Ne kadar değişmişsin görmeyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli

Böyle mahzun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahzun kederli değildin eskiden

Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karardı gözlerin
Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin
Şimdi nerden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.

Açtı avuçlarını, acelesi var zamanın kayıp gidiyordu ellerinden. Tutmak istedi zamanı, tutamadı. Daha bir sarılmalı yaşama diye düşündü. Geçen yıllar vardı; ama gelecek yıllar da. Saç beyaz olmuş olmamış ne önemi vardı? Bir an önce dalmalı hayata, yapılmak istenenlere; karar verdi. Sevdikleriyle, sevdiği şeyleri yapmak zamana karşı durmasını sağlardı belki de. Bir gün yaşam fırtınasında tutunduğu ağaç onu daha fazla tutamayacak, karanlık göğe karışacaktı ama o güne kadar sımsıkı tutunacaktı ağaca, ağaç o olacaktı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynaya hemen hemen her baktığımde iki-üç tel beyaz saç takılıyor gözüme..O anda hemen onları saklamak için bir çaba gösteriyorum..Dur diyorum henüz zamanı değil daha sonra..Saçlarım bile yavaş yavaş beyazlaşmaya hoşgeldin derken vakitsiz gelen bir misafir gibi hoşnutsuzca karşılıyorum onları.Henüz ruhum olgunlaşmamıştı daha çocuk ruhluydum diye düşünerek çatık kaşlarla izliyorum onları.. :)

Ekin Seyman 
 04.11.2006 16:01
Cevap :
Sevgili Ekin, duygularını çok iyi anlayabiliyorum; ama saklama onları. Dediğim gibi, yaşanmışlık var o herbir telde. Sevgiyle...  04.11.2006 17:13
 

Sıkı sıkıya yapıştım hayata. İki elimle birden asılıyorum ama olmuyor işte. Ne bana aldırdığı var ne de durduğu! Taranmayacak kadar sık olan saçlarımdan kalanlara çoktan ak düştü bile. (((

A y s a n c a 
 30.10.2006 22:09
Cevap :
Zaman bize hiç aldırmıyor gerçekten öylesine bencil, öylesine hızlı ki... İstedim de yapamadım, yapmalıydım da olmadı dediği şeyleri bir daha gözden geçirip, yapılabilirtesi olanları bir an önce gerçekleştirmeli insan. Sonra artık saçlar(ölü hücre) kalmış kalmamış, beyazlamış 'morlamış' daha az takar insan herhalde. Hani yaşananlar değil, en çok yaşanamayanlar yaşlandırırmış ya insanı. Ne yalan söyleyeyim saçımdaki akları seviyorum, dağınık bir ev gibi yaşanmışlık var onlarda; Sizinkilerde de :)  31.10.2006 9:31
 

Selam sevgili Pinar'ca. Son paragraf haric, bana göre degil bu güzel yazin. Nasil olsun ki? Ne dökülmedigi kaldi, ne kirarmadigi. Ben de son paragrafta dedigini yapiyor, belli olmasin, hic kimse anlamasin:-) diye skinhead takiliyorum yillardir. Nitekim Tunali'da benden gören kafa kazitmaya basladi. Özellikle gencler:-))) Sevgiler.

pirmete 
 30.10.2006 18:22
Cevap :
Eminim sana çok yakışıyordur skinhead'lik(hani sadece kafayı kazıtmak, yoksa neo-nazistlik vs değil:)) üf hiç komik olmadı ama almanya'da hep politik anlamı vardır ya bunun). Sayfandaki fotoğrafından da görebildiğim kadarıyla iyi görünüyordu. Ondan gençler de biz de kazıtıp karizmatik olalım demiş olabilir mi? :)  31.10.2006 8:56
 

Sanrım duyarlılığın üzerinde bugün Pınar.. Bazı günler nedense böyle olur insan.. Sana sözetmiştim hayatı kavrayışının ifadesi bize yada en azından bana hep hüznünle oluyor... Bu yazına çok değil yorumum genel bir yorum daha doğru... Gezdiğin şehirleride, bildiğin şiiride, baktığın resmin hikayesinde de hep aynı hüzün var... Ve ne üzücüdür bilirmisin Çok duyarlı olduğunu hemde çok hissedersinde birileri belki hiç art niyetsiz yanından geçer gider... Duymaz, görmez anlamaz... Ama yine bilirsin hüznün aslında en dürüst arkadaş... İnsana özgü çünkü hüzün.İçeriğinde çıkar olmayan, hırs olmayan toPyekün bir dürüst hayatı kavrayışı var... Hüznün katkı versin hem sana hem sevdiklerine hem çevrene.... Sevgiler...

Yücel EVRENN 
 30.10.2006 17:49
Cevap :
Bu hüzünden çoğu zaman kurtulmak istiyorum, ama üstüme yapıştı uzun bir süredir çıkmıyor. Yine de senin de dediğin gibi bazen daha iyi düşünmemi sağlıyor; ama çevremdekilere pek katkısı olduğunu sanmıyorum maalesef. Düşünsene şöyle mi yaşamalıyım, böyle mi yapmalıydım, doğru şekilde mi yaşıyorum...vs diye sürekli kukuma kuşu gibi düşünen biri ve mutlu olması ancak hayallerde mümkün. Bazen şöyle rahat, geniş, dünya yıkılsa umuru olmayan tipler gibi olsaydım keşke diyorum, ne kolay olurdu her şey; ama o zaman beni ben yapan ne kalırdı geriye? Yücel, kendine iyi bak, sevgiler...  31.10.2006 9:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 408
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 2702
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster