Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '12

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1176
 

Sadakat

Sadakat
 

Bir yerlerde okumuş ya da bir yerlerden duymuştum : Sadakatin sembolüymüş.

Kendisiyle on altı yıl önce Cunda’da tanıştım. Bir tezgâhın üzerine, minicik, tırtıklı gövdesini sermiş yatıyordu. Küçücük “kısrak başı”nı, “Akdeniz’e” değil de, hemen yanındaki denizyıldızlarına, büyücek şeytanminarelerine, denizkestanelerine, omurgasızları içinde taşıyan kabuklara çevirmişti. 14-15 cm boyundaydı. Hafif pırtlak gözleriyle, tek başına, onlara öylece bakıyordu.

Onu aldım, eve getirdim. Bir misinaya bağlayarak, bir tablonun ardından duvara sarkıttım. O gün bugündür yeri değişmedi, orada durur. Evde, benden başka ona her gün bakan var mıydı bilmem. Sanmıyorum. Ama biz, her gün bakışır dururuz hâlâ.

Bilinçdışımda birikmiş, sürekli kovulmaya mahkûm ettiğim, nedensizmiş  gibi görünen kuşkular mıydı beni ona çeken yoksa duruşundaki  zarafet miydi ? Bilmiyorum.

...............

 

Denizatı, Hippocampus türünden bir balık. Tropikal ve ılıman sularda yaşar. Bazıları çok saydam olur, görünmez. Benimki kahverengi. Üstüne atılan cila matlığını gidermiş.

Çin’de fiziksel hastalıklarda, şifa amaçlı kullanılmaktaymış. Sadakati nedeniyle ruhsal şifa ummak kimin aklına gelmiş, bilmiyorum. Bizde ise her değerli varlığımız gibi dışsatım amaçlı talan edildiğinden neredeyse türü tükenmek üzereymiş.

Biliyor musunuz ?... Denizatı ve yılaniğnesi,  bugüne değin bilinen türler içinde erkek  gebeliğinin görüldüğü tek tür ve tek eşli yaşayan az sayıdaki canlı türlerinden.

.................

 

Benim,  denizatımla “bakışır dururuz” dediğime bakmayın. Söyleştiğimiz, dertleştiğimiz de oldu bunca yıllık birlikteliğimizde.

Benim denizatım, erkekmiş. Ergenlikten çıkar çıkmaz,  gönlünü bir dişiye kaptırmış,  büyük umutlarla yaşamı paylaşmaya başlamışlar.

O sabah, her zamanki gibi, birbirlerine sabah kurlarını yapmışlar. Dokunmuşlar, başlarını tokuşturmuşlar, kuyruklarını değdirmişler, dolamışlar.  Sonra yiyeceklerini aramak için ayrılmışlar.  Esmer, kırmızı suyosunlarının arasında dalgalanıp tutam tutam yemişler. Küçük karideslerin tadına bakmışlar.

Akşam olmuş. Tinleri ve bedenleri,  birbirini istemiş. Dolamışlar kuyruklarını birbirlerine. Dişi, uzun bir borucuğa benzeyen üreme organını, erkeğin kesesine değdirmiş, akıtmış yumurtalarını.

Ertesi sabah, yine kur  yapmışlar birbirlerine,  sevgiyle ayrılmışlar doyunmak için... Gün bitiminde kavuşmanın sabırsızlığıyla vedalaşmışlar.

Akşama doğru beklemiş durmuş dişisini benim denizatı. İyice kararmadan sular, aramaya koyulmuş. Kırmızı, esmer alglerin mercanların  kabukluların arasında dolanıp durmuş. Bulamamış sevgili eşini. Ne ertesi sabah ne de daha sonra... Ya şiddetli dalgalarda tutunamayıp yok olurlar ya da avcıların eline düşerler,  telef olurlarmış.

Denizatları, tek eşlidir dedik ya... Başkasıyla birlikteliği olanaksızmış, ne tininin ne de bedeninin böyle bir gereksinimi varmış. Sabah akşam, birbirlerine karşı, aksatmadan aşklarını dillendirmenin ve tüm gün birbirlerini düşünmenin sonucu olduğunu söylemişti.

Haftalar geçmiş.  Kesesi şiştikçe şişiyormuş bizimkinin.  Günü geldiğinde, tepişen yavrularını salıvermiş suya.  Yavrular tıkış tıkış  büyümekten  iyice sıkıldıkları için dağılmışlar dört bir yana. Özgür, mutlu, umutlu... Dalgalanmışlar sularda.

Gözleri yaşlarla dolu baba, gururla bakmış arkalarından. Onlar, iyice uzaklaşınca görevini yerine getirmiş, genetik töre böyleymiş çünkü. Kırmızı bir denizyosunun yaprağına dolamış başını, dolamış, dolamış, yaşamına son vermiş.

Biliyorum, diyeceksiniz ki ölüler, denizatı da olsalar konuşmazlar ki, uyduruyorsun...

Eee... Siz konuşturana bakın.

Hem ne hakla yargılıyorsunuz beni ? Bütün gün TV’lerde, gazetelerde gözünüzün içine baka baka söylenilen yalanlara kanıyor, acısını benim gibi garibandan mı çıkartıyorsunuz?

El insaf  sevgili okur !...

07.01.2012

Vildan Sevil

 

Ersin Kabaoglu, Cemalettin Atagan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel etkileyici bir yazı.Bildiğimiz sadakat mevzularında farklı düşünmeme rağmen yazınız beni düşündürdü.

Kerim Korkut 
 05.03.2012 11:17
Cevap :
Teşekkürler değerli Kerim korkut.. Dostlukla...  05.03.2012 15:44
 

Okudum sindire sindire bu tatlı yazıyı...Duygu dolu,ustalık dolu...Üstelik hikayesi var...

Kerim Korkut 
 20.01.2012 20:46
Cevap :
Teşekkür ederim. Beğendiğinize sevindim. Selamlar...  21.01.2012 1:15
 

Katkılarınıza teşekkürler sevgili Yalçınkaya. Ben sıkça yaptığım gibi cevaptan önce onaya basmışım.:) Keşke o araştırmayı bulup okusam. Benim bilgilerim. Hayvanlar dünyasını anlatan başka bir kitaba dayanıyor ve sınırlı. Dostlukla...

Vildan Sevil 
 17.01.2012 21:25
 

Bu canlılar, binlerce yıldır masallarda, batıl inançlarda, tıpta ve ekonomide önemli roller oynadı. Ama şimdi, tam da bu harika hayvanların geleceği tehlikeye girdiği anda, Kanadalı biyolog Amanda Vincent gibi araştırmacılar bu canlıyla ilgili yeni bilgiler elde ettiler. Vincent, İngiliz çalışma arkadaşı Heather J. Hall ile birlikte kısa süre önce, bilimsel literatürde "hippocampus" olarak geçen denizatı hakkında, dünya çapında ilgi gören bir araştırma yayımladı. Bu iki uzmanın, hippocampus'ların (anlamı at tırtılı) yaşamı ve aşkları üzerine yaptıkları açıklamalar, "Alice Harikalar Diyarında" masalındaki kadar inanılmaz ve şaşırtıcı... Dev okyanuslarda yaşayan yırtıcı balıklar ve tehlikeli canavarlar arasında vitrininden çıkmış sevimli bir oyuncak gibi görünüyor. Deniz omurgalıları arasında tek dik duranı... Başını öyle önüne eğmiş ki, ona bütün çekiciliğini veren o ünlü at başı şekli çıkmış ortaya. Gövdesi, pullarla değil, kemiksi düğmeciklerle kaplı. Ancak, bu ağır zırhın altında bile bir peri kadar hafif ve zarif süzülüyor. Renkleri canlı turuncudan turkuvaz mavisine, parlak sarıdan koyu kırmızıya kadar geniş bir yelpazeye dağılıyor. Bazen de siyah, gri ya da haki yeşil de olabiliyor. Bu ağır zırhın altında, bazen tırnak büyüklüğünde, bazen de 30 santimetre boyunda gösterişli bir denizatı bulunabiliyor.

Necmettin Yalcinkaya 
 17.01.2012 17:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 831
Kayıt tarihi
: 07.06.11
 
 

1949 İstanbul doğumluyum. Emekli edebiyat öğretmeniyim. Çeşitli edebiyat sitelerinde, çeşitli kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster