Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
1035
 

Saddam Hüseyin Amerikan adaleti Uluslararası hukuk üçgeni

Saddam Hüseyin Amerikan adaleti Uluslararası hukuk üçgeni
 

Evet; önceden yazılmış senaryo gerçekleşti. Saddam Hüseyin idam edildi.

Irak'ın idam cezasına çarptırılan devrik lideri Saddam Hüseyin, şafaktan az önce asılarak idam edildi. (30 Aralık 2006)

ABD tarafından desteklenen Irak televizyon kanalı El Hurra, Saddam Hüseyin'in cezasının yerel saatle 06.00'dan (TSİ 05.00) az önce infaz edildiğini duyurdu.

Arkasından; Libya’da 3 günlük yas ilan edildi. Hindistan bütün ülke olarak üzgün olduklarını beyan etti. AB ilke olarak her ne sebeble olursa olsun idama karşı olduğunu açıkladı. Fransa Iraklıların geleceğe bakmasını önerdi. Bush “Demokrasi adına atılmış önemli bir adım” dedi. Vatikan “Trajik bir olay” açıklamasını yaptı. Amerika’da ve Avusturalya’da yaşayan Iraklılar sevinç gösterileri yaptılar. Küfe’de bombalar patladı. 30 Şii hayatını kaybetti 3 Amerikan Deniz Piyadesi öldü. Saddam Hüseyin’in kenti Tikritte 4 gün sokağa çıkma yasağı…

Bunlar ilk gerçekleşenler. Bundan sonra olacaklar, kurgunun bir parçası olacak. Sürpriz olmayacağı kesin.

Evet, Saddam Hüseyin, sadece 1982 yılında Duceyl köyünde 150 insanın öldürülmesi ile ilgili dava ile yargılanarak idam cezasına çarptırıldı. Ve idam edildi. Bu olay Saddam Hüseyin’e karşı Şii fundemantalist (İşgal sonrası Irak Hükümetini kurmakla görevlendirilen El Caferi’ninde partisi olan ) Dava adlı örgüte üye oldukları öne sürülen kişilerce yapılan başarısız bir suikast girişiminin sonrasında gerçekleşmişti.

Peki ama neden bu dava ?

Saddam Hüseyin ve partisi BAAS’ın iktidarda olduğu dönemde Irak halkına karşı işlediği ve yargılanması gereken birçok suç varken. Mesela:

1980 – 1988 yılları arasında gerçekleşen İran Irak savaşında kimyasal silah kullanması.

1988 yılında Irak Kürtleri özerklik taleplerini artırınca Saddam Hüseyin’in tarihe Halepçe Katliamı olarak geçen olayda siyanür gazı kullanarak 5000 sivilin öldürülmesi, binlerce insanın evlerinden sürülerek “Yeniden Yerleşim Kampları’nda” yaşamak zorunda bırakılması.

1991 yılında Körfez Savaşı sırasında, onbinlerce insanın hukuksuz bir şekilde öldürülmesi ve yaklaşık 1 Milyon kişinin Irak’tan kaçarak mülteci konumuna düşmesi.

Kuveyt’in işgali sırasında petrol boru hatlarının açılarak su kaynaklarının kirletilmesi.

Irak’ta gerçekleştirilen ve Saddam Hüseyin’in sorumlu olduğu “suçlulara karşı geniş çaplı, sistematik işkence ve acımasız, insanlık dışı cezalar uyguladığı” (BM İnsan Hakları Komisyonu).

Ve Kitle İmha Silahları… Üretilmesi ve kullanılması…

Saddam Hüseyin’in işlediği ve yargılanabileceği bunca ciddi suç varken, bir suikast girişimi sonrası gerçekleşen ve kişisel intikam davası haline getirdiği bir olayla; bir devlet başkanı değil de sıradan bir vatandaş gibi yargılanması boşuna değil.

Saddam Hüseyin’i önceden planlanmış göstermelik, kukla bir mahkeme ve yönetim tarafından tüm hukuk kurallarına inat çok hızlı bir şekilde idama mahkum etmeleri ve acilen idam etmeleri; amacın adalet değil; ABD, İngiltere ve diğer hakim güçlerin aslında Saddam Hüseyin’in işlediği tüm suçlara ortak oldukları gerçeğinin ortaya çıkmasını engellemek olduğunu gösteriyor!

Saddam Hüseyin’in işlediği tüm suçlarda bu güçlerin parmağı yok mu? İran Irak savaşı sırasında Irak’ın en büyük destekçisi kimdi? İran’da ve Irak’ta kullandığı kimyasal silahlarla, kitle imha silahları kimler tarafından sağlandı?

Ölüler Konuşamaz

BM’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde işlediği öne sürülen 66 savaş suçundan ve soykırım uygulamaktan suçlanan ve yargılama sürecinde hücresinde ölü bulunan Slobadan Miloseviç yargılanması esnasında; ABD, İngiltere ve diğer emperyalist güçlerin Yugoslavya’nın yıkımına sebep olan entrikalarını, çevirdikleri gizli oyunları belgeledi. NATO’nun Yugoslavya’ya yaptığı saldırının yasa dışı olduğunu teşhir etti. Dava yargılayanlar açısından tam bir utanç belgesi haline geldi.

Saddam Hüseyin’inde tüm suçlarından yargılanacağı bir dava aynı şekilde sürecekti ve buna ikinci kez izin verilemezdi.

Gereği Düşünüldü…

Dava Uluslararası Hukuk açısından da bir trajedi aslında. Saddam Hüseyin bir savaş suçlusu ve bir esir. Uluslararası hukuk kurallarına göre tarafsız ve uluslar arası bir mahkeme tarafından yargılanması gerekirken meşruluğu olmayan bir yönetime ve tarafsızlığı tartışılmaz bir mahkemeye(!) teslim edilmiştir.

Olayın ülkemizde karşılanışı da farklı görüşleri barındırıyor. Diğer davalardan da yargılanmalıydı Şiiler için tatmin edici bir sonuç ama Kürtlere karşın işlenen suçlardan da yargılansaydı onlar içinde daha tatmin edici olurdu anlamında bir yorumda bulundu Hürriyet Gazetesi yazarı Sayın Ferai TINÇ. İlginçtir İnsan Hakları İzleme Örgütü’de Saddam Hüseyin’in yargılanması konusunda ele aldığı yazısında da:

"birden fazla davada yargılanmakta olan bir kişinin, diğer davalar henüz görülmeden, sadece bir davada yargılanıp, mahkum edilerek cezasının infaz edilmesini mümkün kılıyor ve bu şekilde mağdurları, tanıkları ve bütün Irak halkını Irak tarihinin en büyük insan hakları ihlallerinden bazılarından hukuki olarak sorumlu olan kişilerinin kimler olduğunu nihai olarak ortaya çıkarmaktan yoksun bırakabiliyor. Hükümlülerin halen haklarında suçlamalar bulunurken idam edilmeleri, söz konusu olaylar hakkında davalıların leh ve aleyhindeki delillerin halk önünde hesabının verilmesini engeller." demişti

Herhalde Saddam Hüseyin kendi davalarından yargılanarak idam edilmediği için hakları çiğnenen gruplara tercüman olmuşlar. Ama bir insan kaç kez asılabilir ki.

Sayın Hakan Çelik ve Oylum Talu’da kendi programlarında aslında idama karşı olduklarını ancak haberci olmalarından dolayı olaya objektif yaklaşmak durumunda olduklarını ; Bu yüzdende “Irak halkının ve Irak Mahkemelerinin aldığı bir karar” şeklinde ifade ettiler. Sanırım bir dil sürçmesi.İkisi de severek izlediğim insanlar ve onlarda bilirler ki Irak halkı olaylarda söz hakkı olmayan tek unsur.

Ülkemiz yöneticileri ise herhangi bir açıklamada bulunmadılar şu ana dek.

İdam sonrası ABD Başkanı George Walker Bush’un açıklaması “ Demokrasi adına atılmış önemli bir adım”. Amerikan Demokrasisinin tam bir açıklaması aslında…

İdamla inşa edilen bir demokrasi nasıl olacak? ABD’ye Dünyanın istediği yerinde Demokrasi inşa etme yetkisini ve görevini kim veriyor? Her türlü sorunda ayağa kalkan Avrupa Demokrasisi neden susuyor? Aslında cevaplar açık.

Bundan sonra neler olacak?

Bir çok farklı senaryo var.Irak’ta şiddet boyutlanarak artacak. Kesin olan bu. Büyük Ortadoğu Projesi işlemeye devam edecek.Irak ise özgürlüğünü, bağımsızlığını başkalarına teslim etmiş vatan hainleri tarafında kaosa sürüklenmeye devam edecek. Ve muhtemelen toprak bütünlüğünü kaybedecek.

ABD bataklığa saplanmaya devam ediyor.Saddam’ın devrilmesinde ve idam edilmesinde kullanılan Şiiler ve Iraklı Kürtlerin amaçları ve planlarının örtüşmediği kesin.Ortadoğu’da Irak’ın yok edilmesi sonrasında İran bölgenin en büyük hatta tek gücü konumuna geldi bile.Bu en önemli çelişki. ABD’nin ise İran’ı Irak kadar kolay saf dışı bırakamayacağı aşikar.

Ve son olarak bir soru :

George Walker Bush’u kim yargılayacak?

* James Cogan’ın 2 Kasım 2005 tarihli yazısından

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1000
Kayıt tarihi
: 18.10.06
 
 

Merhaba,Düne Bugüne Yarına dedim başlarken, asırlardır taşınan tüm değerlerimizin çok hızlı bir şeki..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster